Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6527 E. 2017/15467 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6527
KARAR NO : 2017/15467
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 15.02.2016 gün ve 2014/11027 Esas, 2016/2422 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

… A R A R

Davacı alacaklı vekili,haciz uygulanan mahallin borçluya ait olduğunu, haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş ….. Belediyesi tahsilat makbuzu bulunduğunu, davalı 3. kişinin borçlunun eşi olduğunu, haczedilen mallar üzerinde borçlunun mülkiyet hakkına sahip olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili; hacizde borçlu adına belge bulunmasının söz konusu adreste borçlunun yaşadığını göstermeyeceğini, borçlunun şahsi eşyası bulunmadığını, haciz yapılan evde müvekkilinin oturduğunu, eşyaların müvekkiline ait olduğunu, borçlu ile müvekkilinin boşandıklarını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adresin borçluya ait olmadığı, ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediği, borçlu ile 3.kişinin boşandıkları, dinlenen tanık beyanlarına göre de borçlunun haciz yapılan adreste ikamet ettiği iddiasının yasal mesnetten yoksun olduğu, davacının mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemiz’in 15.02.2016 gün, 2014/11027 Esas 2016/2422 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup onama kararına karşı davacı alacaklı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu 23.11.2012 tarihli haciz, borçluya ödeme emrinin tebliği edildiği adreste yapılmamış ve davalı tanıkları tarafından borçlu ile 3. kişinin ayrı yaşadıkları ifade edilmiş ise de; haczin yapıldığı tarihte borçlu ile davalı 3.kişi evli olup, eldeki davanın açılmasından sonra anlaşmalı boşanmak için mahkemeye başvurmuşlardır. Ayrıca, haciz mahallinde borçluya ait birçok evrak bulunmuştur. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, davanın İİK 99. maddesi gereğince alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı ve ayırt edici niteliği bulunmayan faturaların, yasal karinenin aksini ispata yeterli bulunmadığı, kaldı ki davalı 3.kişi ile borçlunun … 16. Aile Mahkemesi’nin 26.032013 tarih 2013/195-212 Esas,Karar sayılı kararı ile boşanmalarına karar verilmiş olup, anılan kararda yer verilen protokol içeriğine göre ‘’..taraflar evlilik birliği öncesinde ve sırasında edindikleri her türlü taşınır ve taşınmaz kim adına kayıtlı ise yine kendi adlarına kayıtlı olarak her birinin mülkiyet hakları devam edecek olup, taraflar bunlar nedeni ile bir diğerinden herhangi bir hak , alacak, evlilikte edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanması ve benzeri taleplerde bulunmadıklarını gayrikabilirücu kabul, beyan ve taahhüt ettikleri, evde bulunan günlük kullanıma özgülenmiş tüm eşyalar ….na ait olacağı…’’ kararlaştırılmış olup, haczin yapıldığı evin mülkiyeti borçluya ait olduğu gibi hacze konu mahcuzlar da evde bulunan günlük kullanıma özgülenmiş eşyalardır. Anılan mahcuzların söz konusu protokol gereği borçluya ait olacağı da tarafların kabulündedir. Bu durumda, davalı 3.kişi, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır. Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından, onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Dairemiz’in 15.02.2016 gün, 2014/11027 Esas 2016/2422 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 16.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.