Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/9463 E. 2017/12483 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9463
KARAR NO : 2017/12483
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı 3. kişi vekili; takip borçlusu şirketin müvekkilinin kiracısı olduğunu, bu şirketten kira ve elektrik parası alacağı bulunduğunu ayrıca kiracının taşınmaza maddi olarak da zarar verdiğini, bu sebeple … 3.Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan tespit sonucunda bu alacaklar için hapis hakkının kullanılması ile ilgili defter tutulması ve merasim tamamlandıktan sonra menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlandığını, kiracılık ilişkisi sona eren adreste, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, davalı kiralananı daha öncesinden tahliye ettiğinden yaptıkları istihkak iddiaları üzerine mahkemece takibin devamına karar verildiğini, alacaklarının rüçhanlı olduğunu, bu nedenle takip alacaklısının müvekkiline ait işyerinde haciz yaptırmasının mümkün olmadığını iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının kira alacağının, ancak hapis hakkı kullanılıp takibe başlandıktan sonraki alacaklar için rüçhanlı olabileceğini, ayrıca alacağın rüçhanlı olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, başka dosyalardan haciz konulmasına engel teşkil etmeyeceğini, alacağın rüçhanlı olmasının o mal üzerinde mülkiyet hakkı gibi ayni bir hak tesis edildiği anlamına gelmeyeceğini bu durumun satıştan sonra icra memurunca yapılacak sıra cetvelinde değerlendirileceğini, ayrıca davacı tarafın mahcuz malların borçluya ait olduğunu kabul etiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; alacaklının taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin yolla İİK.nun 145 ve devamı maddeleri uyarınca takip yapabileceği, ancak bu takibe konu menkul mal yönünden mülkiyet iddiasının ileri sürülemeyeceği, rehinli malın satılarak paraya çevrilmesinden sonra icra müdürlüğünce yapılacak sıra cetvelinde rüçhanlı alacağın değerlendirilebileceği, bu nedenle alacaklı tarafından yapılan takipte, haciz konulan tavan vincinin mülkiyetinin borçlu şirkete ait olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3. kişi vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden fazla olduğundan, avukatlık ücretinin mahcuzun değeri üzerinden nispi olarak hesap edilmesi gerekirken davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 3 numaralı maddesindeki “500,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “3.600,00 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,70 TL’nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.