YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2833
KARAR NO : 2017/12257
KARAR TARİHİ : 05.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Soyadının Değiştirilmesi İstemli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
… A R A R
Dava dilekçesinde, nüfusta kayıtlı olduğu anne hanesinden babası …’ın hanesine taşınmak ve babasının soyadını kullanmak istediğini beyan ederek nüfus kaydının bu şekilde düzeltilmesini istemiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın babalık veya nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır. Bilindiği üzere, soybağı birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiğinden bu kavram içerisinde kan bağının yanında hukuki münasebetin de bulunması, diğer bir ifadeyle kan bağının hukuk düzeninin aradığı koşullar içerisinde oluşması zorunludur. Türk Medeni Kanununun 282. maddesi uyarınca, çocuk ile ana arasında soybağı doğumla, baba ile arasında soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur, ayrıca, kısaca af kanunları olarak nitelendirilen bir evlenme aktine dayanmayan birleşmelerden doğan çocukların neseplerinin düzeltilmesine ilişkin kanunlara göre de soybağı düzeltilebilir (HGK 30.01.2008 gün 2008/2-36-47 sayılı kararı).
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacı …, 15.11.1945 doğumlu ve evlilik dışı doğum olarak annesi Hatice’nin … İli …..Köyü cilt no: 65, hane no: 11’deki nüfus kütüğüne 11.06.1962 tarihinde tescil edilmiştir.
Somut olayda dava, davacının biyolojik babasının annesi …. ile resmi evlilik ilişkisi olmayan … olduğunun tespiti ve buna uygun olarak nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında dava, davacı …’nin annesinin nüfus kaydından babası olduğunu iddia ettiği …’ın nüfus kaydına taşınması ve baba soyadını kullanma isteği biyolojik anne Hatice ile Emin’in evlilik ilişkisi olmadığından Türk Medeni Kanununun 301. Maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti niteliğindedir.
Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup Aile Mahkemelerinin görevi kapsamındadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise asliye hukuk mahkemesinde bakılır.
Asliye Hukuk Mahkemesi genel nitelikli mahkeme olup, aksine bir düzenleme bulunmadıkça dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalara bakmakla görevli genel mahkeme; aile mahkemesi ise özel kanununda kendisine verilen davalara bakmakla görevli özel nitelikli bir mahkemedir.
Davada, davacı …’nin babası hanesine tescili istemi Türk Medeni Kanununun 301 ve devamı maddelerinde düzenlenen babalığın tespiti istemine ilişkin olup, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK.118-395) kaynaklanan bütün davalarda aile mahkemesinin görevli olduğu hükme bağlandığından, davanın aile mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esastan incelenerek kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 05.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.