YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7371
KARAR NO : 2017/12481
KARAR TARİHİ : 09.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı – karşı davalı vekili ve davalı – karşı davacı vekili taraflarından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı üçüncü kişi vekili, 10.10.2012 tarihinde yapılan hacze konu menkullerin kendisine ait olduğunu, haciz işleminin gerçekleştirildiği adreste her ne kadar müvekkili ticari faaliyet göstermemekte ise de, adreste haczedilen malların 26.6.2012 tarihinde taşınmaz ve diğer menkul mallarla birlikte müvekkili firmaya satıldığını belirterek asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davanın davalısı, karşı davanın davacısı alacaklı vekili, borçlu firmanın bankaya bildirdiği adreste haciz yapıldığını, borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile borcun doğum tarihinden sonra muvazaalı işlemlerle taşınmazı düşük bedelle 3. şahıslara devrettiğini belirterek asıl davanın reddini karşı davanın ise kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; iş yerinin borçlu tarafından davacıya işletmenin devri şeklinde verildiği, bu halde Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince devralan davacının borçlunun borçlarından da sorumlu olacağı, kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davacının malların kendisine ait olduğu hususunu ispat edemediği, karşı davanın konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri ile satış değeri arasında misli fark bulunduğu ve fabrika binasına ilişkin yan parsele dair açılan tasarrufun iptali davasında … 4. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, bu bilgilere göre tasarrufun borçtan kurtulmak amacını taşıdığının belirlendiği, borçlu ile davacı arasında organik bağ bulunduğunun işletmenin devrine ilişkin kayıtlardan anlaşıldığı, bu nedenle tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile asıl dava olan istihkak davasının reddine karşı dava biçiminde açılan tasarrufun iptali davasının kabulü ile … ili, …. köyü, 3470 parselde kain 2 adet fabrika binası, 2 katlı idari bina, kantar ve arsası cinsli taşınmazın 26/06/2012 tarihli satışa yönelik tasarrufunun iptaline karar verilmiştir.
Hüküm, asıl davanın davacısı, karşı davanın davalısı üçüncü kişi vekili ve asıl davanın davalısı, karşı davanın davacısı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nun 97/17 maddesi gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı- karşı davalı üçüncü kişinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı – karşı davalı üçüncü kişi vekilinin karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının kabulüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.
İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.
İİK’nun 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.
Davacı – karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmiştir. Davanın reddedilmesi ile, haczedilen mal üzerindeki haciz de kesinleşmiştir. Alacaklı icra takip işlemlerine devam ederek malın satışını isteyebilir.
HMK’nun 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli olmayıp dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.
Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı – karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı- karşı davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı – karşı davalı üçüncü kişinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı – karşı davalı 3. kişi vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı – karşı davalı 3. kişi yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.