YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21700
KARAR NO : 2017/13612
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, 20.02.2014 tarihli hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlunun haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının borçlunun kardeşi olduğunu, iş yerinin üçüncü kişi adına olduğunu, ancak borçlu tarafından işletildiğini, hacizde davacının babasının istihkak iddiasında bulunduğunu, muvazaalı hareket edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda dava konusu hacizde üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğu, mahcuzların borçluya ait olduğu yönünde kanıt bulunmadığı, davada İİK’nun 99. maddesinin uygulanması gerektiği, dava açması gereken tarafın alacaklı taraf olması nedeni ile üçüncü kişinin eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş; hükmün, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyizi üzerine Daire’nin 20.04.2015 tarihli 2015/1623 Esas-2015/8867 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu hacizde hazır bulunan ve davacının babası olduğu anlaşılan…’nun doğrudan kendisi adına istihkak iddiasında bulunmadığı, burası bize aittir şeklinde genel bir ifade kullandığı, üçüncü kişinin ise hacizden sonra 7 gün içinde doğrudan dava açarak istihkak iddiasında bulunduğu,bunu engelleyen yasal bir düzenlemenin olmadığı,davacının istihkak davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, mahkemece yapılması gereken işin, tarafların tüm delillerinin toplanmasından sonra davanın esasına yönelik bir karar vermek olduğu,belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde ret kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada….. Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün yazı cevabında haciz adresi pansiyonun 17.02.2009 tarihinden 20.02.2012 tarihine kadar borçlu.. tarafından işletildiğinin….’nun 20.02.2012 tarihinde buradaki faaliyetini terk ettiğinin ve davacı …’nun 22.02.2012 tarihinde buradaki faaliyetine başladığının bildirildiği,davacının faaliyetine borcun doğumundan önce başladığı, dinlenen davacı tanıklarının işletmenin davacı tarafından işletildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı alacaklı vekili esas,davacı 3. kişi vekili ise vekalet ücreti yönünden temyiz etmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu haczin 25.04.2011 tarihinde, ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, borçlu ile 3. kişi arasında kardeşlik gibi yakın akrabalık bağı bulunduğu,her ne kadar takip dayanağı çekin keşide tarihi 20.04.2012 olarak gösterilmiş ise de;takip dayanağı çeke ilişkin olarak başka bir 3. kişi tarafından açılan zayi nedeni ile iptal davasına müdahil olarak katılan alacaklı tarafça ibraz edilen ve borçlunun imzasını taşıyan 29.11.2011 tarihli belge içeriğine göre borçlunun 05.11.2011 keşide tarihli çek ile 20.04.2012 keşide tarihli takip dayanağı çeki takas ettiği beyanı karşısında çekin ileri tarihli düzenlendiğinin ve borcun doğum tarihinin 29.11.2011 olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu kabul karşısında Vergi Dairesi yazı cevabı değerlendirildiğinde,borcun doğum tarihinde borçlu tarafından işletilen haciz adresi pansiyonda borçlunun faaliyetini terk ettiği gün kardeşi olan davacının faaliyetine başladığı, davacı 3. kişinin henüz 18 yaşında iken pansiyon işletmecisi olarak ….Siciline kaydolduğu,yine borçlu ile annesi arasında noterde imzalanan 08.10.2012 tarihli taşınmaz tescil muvafakatnamesinde borçlunun adres olarak haciz yapılan adresi gösterdiği, bu kapsamda İİK 97/a maddesinde düzenlenen karinenin alacaklı yararına olduğu,ispat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip davacı 3. kişinin karinenin aksini kesin ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla bu koşullarda,istihkak iddiasının, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı olarak ileri sürüldüğünün ve muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.