YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4469
KARAR NO : 2017/6387
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2015 tarih ve 2013/417-2015/882 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının TTK’nın 30/3, 33 ve 40/3 maddeleri ile Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 36/3 ve 118/1 maddeleri gereğince şube olarak tescili gerektiği bildirilmesine rağmen tescil edilmediğini ileri sürerek, davalının … Şubesi’nin ticaret siciline kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait … Hidroelektrik santralinin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığı, şube vasfına haiz olmadığı dolayısıyla şube olarak tescilinin gerekmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça davalının … şubesinin ticaret siciline kayıt ve tescili talebi ile açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nda şubenin tanımı yapılmamıştır. Özel yasalardan 5174 sayılı … Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ve ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu göz önüne alınarak değerlendirme yapılması mümkündür. 5174 sayılı Yasa’nın 9/2 maddesinde, bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil muhasebesi bulunan ve muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde, kendi başına sınai faaliyet ve ticari işlem yapan yerler ve satış mağazaları anılan Kanun’un uygulanması bakımından şube olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 118/1 maddesinde de, bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi isterse başka sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetlerin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şube olarak tanımlanmıştır.
Şubenin varlığından söz edilebilmesi için merkeze bağımlı olma, dış ilişkilerde bağımsızlık, yer ve yönetim ayrılığı şartlarının bulunması gerekmektedir. Şube için ayrı muhasebe bulunmalıdır ancak, ayrı olmak şartıyla hesaplar merkezde de tutulabilir. Hacim önemli değildir, şube merkezden daha geniş hacimde olabilir. Tamir atolyesi, satış mağazası ve diğer bağımsız olarak müşteri ile temas etmeyen yerler şube sayılmaz. Şubenin yapacağı işlemin merkezin yaptıkları ile aynı olması ya da en azından onlara benzemesi ve şubeden bahsedebilmek için kendi başına ticari işlem yapması gerekmektedir. (… …, Ticari İşletme ve Şirketler, …, Prof. Dr. …, Ticari İşletme Hukuku, sayfa 38, … sayfa 48)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, mahkemece yapılan keşif ve anılan bilirkişi raporlarından sonra, santralin üretim yeri olduğu ve doğrudan halka hizmet sunumunun bulunmadığından bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, şubenin varlığından söz edilebilmesi için yapılan ticari işin niteliği gereği satış olmasının da gerekip gerekmediği, gerekli ise, satış yapılıp yapılmadığı hususlarında da, anılan ilkeler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.