YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/21784
KARAR NO : 2017/16614
KARAR TARİHİ : 12.12.2017
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma, Değer Artış Payı, Ziynet ve Ev Eşyası Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı … vekili, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak davacının elinden zorla alınıp bozdurulan ziynet eşyaları yönünden 26.500,00 TL; davacının evlenmeden önce aldığı ev eşyaları yönünden 6.000,00 TL, davalı adına kayıtlı 5 nolu meskenin satın alınmasında bozdurulan ziynetler ile katkısı olduğundan katılma ve değer artış payı alacağı olarak 25.998,50 TL, 5 nolu meskenden davalının elde ettiği kira geliri yönünden 7.300,00 TL katılma alacağı, yine evlilik birliği içinde davalı adına edinilen 8 nolu mesken yönünden ise 41.258,00 TL katılma alacağını faizleriyle birlikte talep etmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 29.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile ev eşyaları, ziynet eşyaları, kira geliri yönünden alacak taleplerini yinelemiş, bilirkişi raporu doğrultusunda 8 nolu mesken yönünden 86.134,00 TL ve 5 nolu mesken yönünden 30.000,00 TL katılma alacağı olarak talep miktarını arttırmıştır.
Davalı … vekili, 5 nolu meskenin evlenmeden önce davalı tarafından bedeli ödenerek satın alındığını, bu meskenin kira gelirinden davacının hak talep edemeyeceğini, 8 nolu meskenin 2007 yılında davalı tarafından kredi ile alınan dava dışı bir taşınmazın takas edilmesi ve üzerine davalı tarafından banka kredisi çekilerek satın alındığını, davacının taşınmazların edinilmesine hiçbir katkısının bulunmadığını, ziynet eşyalarının ise davacının uhdesinde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kira alacağı, ev eşyaları ve 5 nolu taşınmaz yönünden davacının talebinin reddine, 8 nolu taşınmaz yönünden davanın kabulü ile 86.134,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde reddedilen kısım yönünden davacı vekili, kabul yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
2-a. Davacı vekilinin ziynet eşyaları yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Hakim tarafların talep sonucuyla bağlı olup her bir talebi hakkında verilen kararı gerekçeli karar ve hükümde ayrı ayrı göstermelidir (HMK.nun 26. md ve 297/2 m). Davacı taraf gerek dava dilekçesinde gerek ıslah dilekçesinde davalı eş tarafından zorla alınarak bozdurulduğunu iddia ettiği ziynet eşyaları yönünden 26.500,00 TL alacak isteğinde bulunmuştur. Mahkeme tarafından davacı tarafın bu alacak talebi yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır.
2-b. Davacı vekilinin 5 nolu mesken yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Mahkemece, tasfiyeye konu edilen 5 nolu meskenin davalının iddia ettiği gibi evlenmeden bir kaç ay önce müteahitten satın alındığı, sözleşmenin daha sonra yapıldığı anlaşıldığından davalının kişisel malı olduğu gerekçesiyle davacının katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır.
Dosya kapsamındaki tapu kayıtları incelendiğinde; 5 nolu meskenin eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 04.05.2006 tarihinde satış yolu ile davalı adına tescil edildiği, boşanma dava tarihinden yaklaşık iki ay evvel 05.05.2011 tarihinde üçüncü şahsa devredildiği anlaşılmaktadır. TMK 222 maddesinde hükme bağlandığı üzere bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir. Her ne kadar davalı taraf, taşınmazın evlenmeden önce dava dışı arsa sahibinin müteahhid ile noterde anlaşma yaptığı 12.03.2004 tarihinde bedelini ödeyerek satın aldığını savunmuş ise de dosya kapsamından bu hususun gereği gibi ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; 5 nolu meskenin davalının edinilmiş malı niteliğinde olduğunun kabulü ile davacının talebide gözetilerek artık değer katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle talebin reddi doğru görülmemiştir.
3- Davalı vekilinin 8 nolu mesken yönünden diğer temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye(karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması
halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kurulundan da yardım alınmalıdır.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, tasfiyeye konu edilen 8 nolu mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.10.2010 tarihinde satış yolu ile davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Bu meskenin, davalı adına kayıtlı yine evlilik birliği devam ederken 2007 yılında edinilen dava dışı 2 nolu meskenin takas edilmesi ve üzerinin bankadan davalı adına kredi çekilerek tamamlanması ile satın alındığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Ne var ki, hükme esas alınan 26.03.2015 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde bu mesken yönünden yasaya ve yerleşik Daire uygulamasına uygun bir hesap yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki İşbankası kredi evraklarına göre davalı adına 105.000,00 TL 84 ay vadeli kredi çekilmiştir. Davacı lehine yapılan artık değere katılma alacağı hesaplamasında taşınmazın bu kredi borcu gözetilirken; mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma dava tarihi (08.07.2011) yerine hatalı bir şekilde tarafların boşanmalarına ilişkin kararın kesinleştiği (01.03.2012) tarih esas alınmış olup, dolayısıyla evlilik birliği içinde sadece 8 adet taksit ödenmiş iken hesaplamada 29 adet taksit ödenmiş olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte; yukarıda açıklanan şekilde oranlama yapılmaksızın doğrudan kalan kredi borç miktarının taşınmazın rayiç değerinden düşülmesi de hatalı olmuştur.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin, (3) nolu bentte gösterilen nedenler ile davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, her iki taraf vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.