Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/1291 E. 2017/21068 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1291
KARAR NO : 2017/21068
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile performans primi, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12/12/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesine istinaden genel müdür olarak çalışmaktayken, iş sözleşmesinin 28.12.2012 tarihli fesih bildirimi ile sözleşmedeki ihbar süresi de dikkate alınarak 28.12.2013 tarihinden geçerli olmak üzere bildirimli olarak fesh edildiğini, aynı gün noterden gönderilen ihbarname ile müvekkilinin ücretli idari izne çıkartıldığının bildirildiği, müvekkilinin izinli olduğu dönemde, 11.02.2013 tarihinde noterden gönderilen başka bir ihbarname ile bu defa iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ifade edildiğini, fesih bildirimlerinin usule uygun olarak düzenlenmediği gibi, iş sözleşmesinin haklı neden ile feshedilmesini gerektirecek bir olgunun mevcut olmadığını ileri sürerek; kıdem ve ihbar tazminatı ile performans primi ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin bir yıllık ihbar süresine uyularak 28.12.2012 tarihinde geçerli neden ile, 11.02.2013 tarihinde ise ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı hareketlerinin tespiti üzerine haklı neden ile fesh edildiğini, her iki fesih bildirimininde usule uygun olduğunu, 2012 yılında müvekkil şirket bünyesinde gerçekleştirilen detaylı incelemede, Prestij Şirketi ile imzalanan 2011 tarihli sözleşme öncesi söz konusu şirketin sadece müvekkili şirketin çalışanlarının maaşlarının bir kısmını, kısmi süreli çalışanların ve moderatörlerin ücretlerini ödemek üzere kurulduğunu, müvekkil şirkete saha hizmeti sunmadığı halde, saha hizmetleri açıklaması altında bu şirkete fatura kesildiğini, fatura bedellerinin davacı ile birlikte diğer genel müdür ve mali işler müdürü tarafından ödendiğini, davacının katıldığı bu fiiler neticesinde Prestij Şirketine milyonlarca TL tutarında menfaat sağlandığını, Prestij Şirketinden saha hizmeti alındığı izlenimi yatırılarak ikili maaş sisteminin gizlendiğini, 2008 yılında ikili maaş uygulamasının sona erdirildiği yönünde iç ve dış denetçiler ile şirket yönetim kurulunun kasıtlı olarak yanıltıldığını, kayıt dışı harcamaların Prestij Şirketinin düzenlediği fazla faturalar vasıtası ile müvekkili şirketi kayıtlarına gider olarak kayıt edildiğini, harcamaların müvekkil şirkete ödetirilerek kendilerine menfaat sağlamış olduklarının belirlenmesi üzerine davacının iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 25/ll-e-ı maddesi uyarınca haklı neden ile fesh edildiğini savunarak; davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacının, kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı işverence; davacının iş sözleşmesinin, ihbar öneli içerisinde iken haklı nedenle feshedildiği savunulmuştur. Davalı tarafça cevap dilekçesinde; davacının, genel müdür olarak davalıya ait işyerinde çalıştığı, dava dışı Prestij Şirketinin davalı şirketin çalışanlarının maaşlarının bir kısmını, kısmi süreli çalışanların ve moderatörlerin ücretlerini ödemek üzere kurulduğunu, davalı şirkete saha hizmeti sunmadığı halde, saha hizmetleri açıklaması altında dava dışı Prestij Şirketine fatura kesildiğini, fatura bedellerinin davacı ile birlikte diğer genel müdür ve mali işler müdürü tarafından ödendiğini, davacının katıldığı bu fiiler neticesinde Prestij Şirketine milyonlarca TL tutarında menfaat sağlandığını, Prestij Şirketinden saha hizmeti alındığı izlenimi yatırılarak ikili maaş sisteminin gizlendiğini, 2008 yılında ikili maaş uygulamasının sona erdirildiği yönünde iç ve dış denetçiler ile şirket yönetim kurulunun kasıtlı olarak yanıltıldığını, kayıt dışı harcamaların Prestij Şirketinin düzenlediği faturalar vasıtası ile müvekkili şirketi kayıtlarına gider olarak kaydedildiğini, harcamaların müvekkil şirkete ödetirilerek kendilerine menfaat sağlamış olduklarının belirlendiği ifade edilmiştir.
Mahkemece özetle; davalı Şirket yöneticileri ile dava dışı Prestij Şirketi yetkililerinin tüm işlemleri için yetkilendirme aldıkları ve muhasebe raporlamaları dahil GFK Türkiye ve Almanya merkezinin işlemleri onayladıkları gerekçesi ile feshin haklı nedene dayanmadığı kabul edilmiş ve kıdem ve ihbar tazminatı alacakları hüküm altına alınmıştır.
Davacının genel müdür olarak bir takım yetkilere haiz olduğu ortadadır. Sorun bu yetkilerini kötüye kullanıp kullanmadığı başka bir ifade ile haklı feshe konu eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğidir. Her ne kadar yerel mahkemece, davacının gerçekleştirdiği işlemlerin GFK Türkiye ve Almanya merkezlerinde onaylandığı belirtilmiş ise de bu hususta dosyaya yansıyan somut bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davalı işverenin savunması, davacının bu işlemleri gizlediği ve yanıltıcı bilgiler verdiği yönündedir.
Davalı işverence; davacının, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine konu eylemleri sebebi ile 13.02.2013 tarihinde … Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunulmuş olup, savcılık tarafından verilen takipsizlik kararına, davalı işeverence itiraz edildiği ve … 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 03.06.2015 tarih ve 2015/1000 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davalının sunduğu belgelerden; kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen bu karara karşı, kanun yararına bozmaya gidildiği ve Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 10.10.2016 tarih ve 2016/2990 E-2016/7467 K sayılı ilamı ile … 10. Sulh Ceza Hakimliği’nin 03.06.2015 tarih ve 2015/1000 D.İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince bozulmasına karar verildiği ve akabinde de davacı hakkında dolandırıcılık ve hizmet nedeni ile görevi kötüye kullanma suçlarından düzenlenen iddianame ile … 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2017/42 Esas sayılı ceza davası açıldığı saptanmıştır.
Davacının feshe konu eylemleri nedeni ile hakkında açılan ceza davasının bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığının somut olarak tespiti gerekmektedir. Ayrıca, yine davalı işveren ile davacı arasındaki Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen dava ile davalı şirketin diğer genel müdürü ile yönetim kurulu üyeleri hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.07.2015 tarihli iddinamesi ile açılan ceza davasına dair dosyalar getirtilmeli ve bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Tüm bu nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.