Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/6723 E. 2017/16616 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6723
KARAR NO : 2017/16616
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce bozulmuş bozma kararı üzerine Mahkemece direnme kararı verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı … vekili, 2003 yılında evlenen tarafların 2010 yılında anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliği içinde edinilen 10734 ada 12 parselde bulunan meskenin boşanma protokolü dışında bırakılması nedeniyle davacının taşınmazda ½ payı bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili; anlaşmalı boşanma protokolünün 2. maddesinde tarafların birbirlerinden herhangi bir eşya talebinde bulunmayacaklarının kararlaştırıldığını, buna rağmen davacının hak iddia etmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğunu ve dava konusu taşınmazın banka kredisi ile satın alınıp ödemelerin 2019 yılına kadar devam edeceğini bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ve edinilmiş mal niteliğindeki taşınmazdan kaynaklanan 14.975,63 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hükmün esası davalı vekili, vekalet ücretine ilişkin bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 18.09.2014 tarih, 2013/17315 Esas, 2014/16370 Karar saylı ilamı ile hüküm ” mahkemece, taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasındaki protokol ve özellikle davacının boşanmadaki beyanı üzerinde durularak taşınmazın ne şekilde tasfiyeye tabi tutulacağını içeren mahkeme içi ikrar niteliğinde olup olmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesi ile bozmaya sevk edilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece; önceki hükümde direnilmesine karar verilmesi üzerine, anılan direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK’na eklenen geçici 4/1. maddesi uyarınca, inceleme yapılmak üzere, dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dosya kapsamından Mahkemenin bozmadan önceki gerekçesinde bozma ilamında işaret edilen hususların tartışıldığı anlaşıldığından direnme kararı bu yönden yerinde olup; davalı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
4721 sayılı TMK.nun ikinci kitabının birinci kısmının dördüncü bölümünün başlığı “Eşler Arasındaki Mal Rejimi” dir. Bu bölümün ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci ayırımları; sırasıyla “Edinilmiş Mallara Katılma”, “Mal Ayrılığı”, “Paylaşmalı Mal Ayrılığı” ve “Mal Ortaklığı” başlıklarını taşımaktadır. Söz konusu bölüm ve ayırımların altında yer alan bir çok kanun maddelerinde de “mal” ya da “malvarlığı” tabiri kullanılmıştır. Nitekim, 219.maddede “Edinilmiş Mallar”, 220.maddede “Kişisel Mallar” ve 222/2.maddede “Paylı Mülkiyete Konu Mallar” hakkında düzenleme getirilmiştir. Sözü edilen kanunlar ile bölüm başlıkları ve kanun maddeleri bir bütün olarak ele alıp değerlendirildiğinde; “mal” tabirinden, eşlerin sahip oldukları ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında konu edilebilecek, ekonomik değeri bulunan taşınır-taşınmaz varlıkların tamamının anlaşılması gerekmektedir.
Taraflar arasında görülen … 2. Aile 2010/796 Esas ve 2010/1234 Karar sayılı boşanma dosyası incelendiğinde, duruşmada her iki tarafın alınan imzalı beyanlarında “..mal veya gelire dayalı hiçbir hak ve iddiam yoktur, hiçbir baskı, tehdit ve taciz altında kalmadan kendi hür irademle boşanmak istiyorum” şeklinde ifade verdikleri anlaşılmaktadır.
Tarafların boşanma dava dosyasında imzalı beyanlarında kullandıkları “mal” ifadesi Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre mal rejiminin tasfiyesini de kapsar. Zira bahsedilen “ mal ” tabirinden mal varlıklarına ilişkin ayni ve şahsi hakların tamamının anlaşılması gerekir. Taraflar boşanma koşullarını karşılıklı bu şekilde kabul etmişlerdir. Bu kabulden sonra davacının sanki bu yönde bir anlaşma yapılmamış gibi taşınmaz üzerinden tasfiye talebinde bulunması hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hakkın kötüye kullanılmasını hukuk korumaz.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Dairemizin 12.10.2015 gün 2014/15648 Esas 2015/18129 Karar sayılı bozma kararının kaldırılarak hükmün açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle Dairemizin 18.09.2014 tarih, 2013/17315 Esas, 2014/16370 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASI ile yerel mahkemenin 2011/359 Esas ve 2013/472 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi gereğince değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.