Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/23727 E. 2017/28545 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23727
KARAR NO : 2017/28545
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ve davalı Sağlık Bakanlığı vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalılar tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili, davacının iş sözleşmesinin yapmakla ödevli olduğu görevi hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi nedeni ile haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı ve davalı Sağlık Bakanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı Sağlık Bakanlığı’nın temyiz istemi yönünden ;
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar 1584,43 TL olup, karar tarihi itibari ile 2.080,00 kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427, 432. maddeleri uyarınca REDDİNE,
2-Davacı temyizi yönünden;
3-İş sözleşmesinin, işveren tarafından hatırlatıldığı halde işçinin görevlerini yapmamakta ısrar etmesi ve işçinin işverenin başka işçisine sataşması nedeniyle haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25inci maddesinin 2 numaralı bendinin (h) alt bendinde, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkânının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir. İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevleri hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın sözlü ya da yazılı biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda ispat yükü de işverendedir.
İşçiye yapılacak hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir. Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleşmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi feshedilemez.
Anılan kanunun 25/2-d maddesinde, işçinin işverene yahut ailesi üyelerinden birine yahut başka işçisine sataşması, haklı fesih gerekçesi olarak açıklanmıştır.
Dosya içeriğine göre, davalılar bünyesinde Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacı hakkında 06.04.2014 tarihinde, vardiya amiri tarafından ambulas yolunun kapatılması konusunda telsizle talimat verildiği, davacının talimat sonrasında görev yerine geç geldiği, tekrar eski yerine dönmesi istendiğinde lakayt tavırlar sergilediği gerekçesi ile tutanak tutulmuştur. Bu olay yapmakla ödevli olduğu görevi hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar ettiği gerekçesi ile 17.04.2014 tarihinde yapılan fesih için gerekçe yapılmıştır. Davacı olaya ilişkin savunmasında, balkonda sigara içen bir müşteriyi uyardığı için aşağıya geç indiğini beyan etmiştir.
12.04.2014 tarihli tutanakta ise, davacının yemekhane görevlisi … ile arka ambulans girişinde konuştukları sırada, orada bulunun temizlik personeli … in gülümsemesi üzerine aralarında önce sözlü tartışma yaşandığı, ardından birbirlerine tekme tokat attıkları ve olayın büyüdüğü belirtilmiştir. Davacı olaya ilişkin savunmasında, temizlik personeli …’in konuşmalarına gülmesi üzerine sözlü olarak uyardığını ve temizlik personeli birden bire ayağa kalkıp bardakla kendisine vurmaya başlayınca kendisini savunduğunu belirtmiştir.
Davacının, davalı işyerinde yaklaşık altı yıllık kıdemi bulunmaktadır. 06.04.2014 tarihi öncesinde hakkında tutulan bir tutanak, uyarı veya disipin cezası yoktur. 06.04.2014 tarihinde, anons üzerine görev yerine geç intikal etmişse de, davacıya yeterli süre tanındıktan sonra yeni bir eyleminin gerçekleştiği ortaya koyulamadığı gibi anılan tarihten sonra, fesih tarihine kadar İş Kanunu 26. maddesinde öngörülen altı günlük hak düşürüçü süre de geçmiştir. Davacının lakayt tavırlar sergilediği yönündeki davranışlarına dayalı bu eyleminin fesih için haklı sebep oluşturmayacağı dairemizce kabul edilmiştir. Yine 12.04.2014 tarihli tutanağa konu olayın ilk kez davacının sözlü veya eylemli davranışı ile (sataşması) gerçekleştiği dosya kapsamına göre açık değildir. Zira davalı tanıklarının bu konuda görgüye dayalı bilgileri bulunmadığı gibi davacı tanığı …’da davacı ile olan konuşmalarına temizlik personelinin gülmesi üzerine davacının uyardığını, tartışmaya başlayınca kavga edecekken ayırdıklarını belirtmiştir. Fesih konusunda eşit işlem borcuna uygun davranıldığı da ortaya koyulamamıştır.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin davalılar tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi hatalı oluhp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.