Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2016/7435 E. 2017/7926 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7435
KARAR NO : 2017/7926
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davacı vek. Av. … ile davalılar vek. Av. …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’nın ortağı olduğu diğer davalı şirkette çalıştığını, 13.04.2012 tarihinde işine son verildiğini, davalı …’in müvekkiline sözlü ve fiili saldırılarda bulunarak zorla senet imzalattığını, ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, senedin ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili …’nın davacıya sürekli borç para verdiğini, davacının bir kısım ödemeler yaptığını, ancak 190.000,00 TL bakiye borcu bulunduğunu, buna istinaden davacının dava konusu senedi düzenleyerek verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının, davalı …’nın ortağı olduğu davalı şirkette çalıştığı, davacının zaman zaman davalı şirketten borç para aldığı, bir kısmının ödendiği, davacının 190.038,53 TL davalı şirkete borçlu olduğu, davalı …’ …’nın TCK. 150/1 maddesindeki kişinin hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir kullanma neticesi yaralama eylemini oluşturan eylemde bulunduğu, bu haliyle tehdit unsurunun bulunmadığı, takibe konu olan senet miktarı bakımından davacının davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, korkutma ve tehdit nedeniyle düzenlenen bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 Borçlar Kanunu’nun 29. maddesi(TBK 37. maddesi) hükmü uyarınca korkutma nedeniyle yapılan akitler bağlayıcı olmayıp baştan itibaren geçersizdir. Korkutma, bir kimsenin yapmak istemediği bir hukuki işlemi yapmadığı takdirde kendisinin veya yakınlarının zarara uğrayacağı tehdidiyle sözleşme yapılmasına razı olmasını sağlayan haksız eylemdir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının şikayeti üzerine davalı … hakkında basit yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarından dolayı … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/322 Esas 2012/542 Karar sayılı ilamı ile davacı …’nun davalılardan …’nın davranışları nedeniyle kendisine zarar vereceğinden korkarak senedi imzaladığı, sanığın bu eyleminin TCK 150/1 maddesi gereğince hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit veya cebir kullanmak suçunu oluşturduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu 53. maddesi (TBK 74. maddesi) uyarınca ceza mahkemesinin maddi olayın sübutuna ilişkin vermiş olduğu söz konusu mahkumiyet kararı maddi olgunun tespitine ilişkin olup hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olduğundan mahkemece bu durum gözönüne alınarak, yukarıda bahsedildiği üzere Borçlar Kanunu 29. maddesi (TBK 37. maddesi) uyarınca bononun korkutma nedeniyle irade dışı düzenlettirildiği sübuta erdiğinden, (varsa davalının alacağını bono dışında tahsil yoluna gidebileceği düşünülmeksizin) yanılgılı gerekçe ile davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.