Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3163 E. 2017/5456 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3163
KARAR NO : 2017/5456
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

MAHKEMESİ : … FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2014/79-2015/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına 2006 57671 numara ile 10 ve 44. sınıflarda tescil edilmiş olan “MORA” ibaresinin akupunktur, nöral, hidro terapi gibi bir terapide yapılan işlemi tarif eden, uluslararası literatürde de kullanılan bir tedavi yöntemi adı olduğunu, “MORA” ibaresinin söz konusu buluşu yapan …ve … isimli bilim adamlarının soyadlarının bileşiminden oluştuğunu, bu tedavinin davalının ithalatını yaptığı cihazlarla yapılabildiği gibi, müvekkilinin de ithalatını yaptığı NEURO-OBERON biorezonans cihazı ile de yapılabildiğini, bu cihazla uygulanan metotlardan birinin “MORA terapi” olduğunu, müvekkilinin davalı tarafın markasından davalı vekilinin müvekkilini arayarak “MORA” ibaresinin kullanılmasının sonlandırmasını talep etmesi üzerine haberdar olduğunu, müvekkilinin hukuki durum netleşinceye kadar belgelerinden “MORA” ibaresini kaldırdığını, ancak davalının tazminat davası açtığını, bunun üzerine işbu davanın açıldığını, “MORA” ibaresinin 556 sayılı KHK m.7/c ve d bentleri uyarınca tescil edilmesinin mümkün olmadığını; “MORA NOVA” ibareli ayrı bir markasının daha bulunduğunu, bu durumun aynı zamanda TTK m.55 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının açtığı işbu davanın 556 sayılı KHK m.42’de tahdidi olarak sayılan hükümsüzlük sebeplerine dayanmadığını, müvekkiline ait markanın 2006 yılında TPE nezdinde tescil edildiğini, ayrıca müvekkilinin distribütörü olduğu Alman Med-… şirketi adına “MORA” ibaresinin Alman makamlarınca 1982 yılında tescil edildiğini, dolayısı ile “MORA” ibaresinin 1982 yılından beri dünya genelinde ve Türkiye’de kullanılan ve bu kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış bir marka olduğunu, bu bakımdan davanın KHK m.42/son uyarınca reddedilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 2006/57671 başvuru nolu MORA markasına ait MORA ibaresinin Medikal uygulamalarda teknik bir yöntemi tanımladığı, MORA markasına ait sınıf listesinin medikal cihazları ve medikal hizmetleri kapsadığı ve teknik bir tanım olduğu, bu nedenle 556 sayılı MarkaKHK m.42/a’ ya göre hükümsüz kılınması gerektiği, değerlendirilmişse de hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının tescil tarihinden hükümsüzlük davasının açıldığı tarihe kadar 6,5 yıl sürenin geçmiş olması nedeniyle hükümsüzlük davası için öngörülen 5 yıllık sürenin aşılmış olduğu ve davalının da kötü niyetinin ispat edilememiş olduğu kanaatiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına,
18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.