Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/17749 E. 2017/9772 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/17749
KARAR NO : 2017/9772
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
FERİ MÜDAHİL : …

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 2005-2011 yılları arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, Feri Müdahil Kurum ve davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dava; davacının, davalı işyerinde 20.06.2005 tarihinde işe başladığının ve eksik çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının davalı işyerinde 20.06.2005 – 01.12.2011 tarihleri arasında 2.130 gün çalıştığının, 1.544 gününün davalı Kurum’a bildirildiğinin, 586 günlük çalışmasının ise davalı Kurum’a bildirilmediğinin, bildirimi yapılmayan günlerde davacının günün cari asgari ücreti üzerinden ve hizmet akdine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde 08.08.2006 – 01.12.2011 tarihleri arasında geçen kısmi çalışmalarının davalı Kurum’a bildirildiği, her ne kadar hizmet cetvelleri dosyada bulunan ve davalı işyerinde çalıştıkları anlaşılan davacı tanıkları davacının çalışmalarını doğrulamışlarsa da dönem bordrolarının dosya arasına alınmadığı ve re’sen seçilen bordro tanıklarının dinlenilmediği, komşu işyeri tanıklarının araştırılmadığı, davacının 20.06.2005 – 01.12.2011 tarihleri arasında çalıştığının kabulü halinde 6 yıl, 6 ay, 11 gün yani 2.181 gün çalışmasının bulunacağı, ancak bilirkişi raporunda bu sürenin 2.130 gün olarak bildirildiği, bilirkişi tarafından davacının raporlu ve izinli olduğu günlerin de dikkate alındığı, fakat bu durumda da eksik gün sayısında hata yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda ise yeterli araştırma yapılmadan ve hesap hatası bulunan bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; dönem bordrolarını dosya arasına alarak talep edilen dönemdelerde çalışmaları bulunan ve re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, zabıta marifeti ile talep edilen dönemde davalı işyerine komşu olan işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişileri tespit ederek dinlemek ve böylece toplanan deliller değerlendirilmek sureti ile varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
…/…

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine, 27.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.