YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4065
KARAR NO : 2017/9803
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1, 89/2-e, 62/1, 50/1-a, 52/2-4,53/6.maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında, “01.07.2008” olan suç tarihinin ”18.09.2009” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, bilirkişi raporunun sanığa tebliğ edilmediğine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine; katılanlar vekilinin ise görevi ihmal suçundan da hüküm kurulması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Erbaa devlet hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapan sanığın, olay tarihinde 8 yaşındaki mağdur …’a, sağ ingunal herni (fıtık) tanısı ile ameliyata aldığı, ameliyata sünnetin de eklendiği ve ertesi gün hastanın izinli olarak eve gönderildiği, hastanın ameliyat bölgesi karnında, mesane yaralanması nedeni ile kanlı sıvının gelmesi ve hastanın karnının şişmesi üzerine ameliyat sonrası üçüncü günde tekrar hastaneye yatırıldığı, Çocuk Hastalıkları Uzmanı ve Üroloji Uzmanı doktorlardan konsültasyon istendiği, sözkonusu uzman doktorlar tarafından akut böbrek yetmezliği teşhisi ile hastanın 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesine sevkinin yapıldığı ve burada tedavisinin yapılarak taburcu edildiği olayda; İstanbul 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 31.01.2011 tarihli ve İstanbul Adli Tıp kurumu Genel kurul’un 05.06.2014 tarihli raporlarında “ fıtık operasyonu sonrası mesane yaralanmasının beklenebilir nadir bir komplikasyon olduğu, ancak komplikasyonun fark edilmediği, akut böbrek yetmezliği geliştikten sonra komplikasyonun (mesane yırtılmasının) fark edildiği cihetle, ameliyat sonrası dönemde hasta takibinde dikkat ve özen eksikliği olduğu, komplikasyon yönetimindeki eksiklik yönünden doktorun kusurlu bulunduğu…” belirtilmesi karşısında; asli kusurlu sanık hakkında ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, alt sınırdan ceza tayini,
2- Sanık hakkında TCK’nın 52. maddesi 4. fıkrası, son cümlesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ihtarından sonra aynı cümle uyarınca “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin” ihtarı yerine süresinde ödenmeyen adli para cezasının kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırma seçenek yaptırımına çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
3- TCK 53/6. maddesinde “…yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” hükmü karşısında, yasaklamanın hükmün kesinleşmesi ile yürürlüğe girmesi gerektiği halde, adli para cezasının infazından sonra işlemek üzere yasaklama kararı verilmesi,
4- Sanık hakkında TCK’nın 89/1. maddesi gereği tayin edilen adli para cezasının TCK’nın 52/1. maddesine aykırı olarak gün karşılığının belirlenmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarle yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.12.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.