YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3531
KARAR NO : 2017/6211
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01/12/2015 tarih ve 2014/769-2015/914 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesaplarından bilgisi ve rızası dışında 3. kişi adına havale yapıldığını, ancak müvekkilinin internet bankacılığını bugüne kadar hiç kullanmadığını ileri sürerek, müvekkilinin hesabından çekilen toplam 5.665,00 TL’nin hesaplardan çekildiği tarihten itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin, müvekkilinin söz konusu kredi kartını kullanmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı banka vekili asıl davada, müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı banka vekili, müvekkili banka ile davalı- borçlu … arasında imzalanan Bireysel Müşteri Sözleşmesine istinaden borçluya verilen kredi kartına ait 5.437,13 TL borcun vadesinde ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız ve hukuka aykırı itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına, %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyularak, asıl davada, davalı bankanın yatırılan paraları mudilerine istendiğinde iade etmek zorunda olduğu, rızası dışında ve internet aracılığı ile parası üçüncü kişilerin hesaplarına havale edilen davacının bir kastının veya kusurunun olmadığı, davalı bankanın internet bankacılık hizmetine yönelen bu tip tehditlere karşı güncel teknolojileri takip ederek yeni gelişmeleri bilgisayar sistemlerine entegre edip müşteri tarafından kullanılmasını sağlaması, hatta internet bankacılığı kullanan tüm müşterilerini bu uygulamaları kullanmaya mecbur tutması gerektiği, müşterinin haberi olmadan bilgisayar korsanlığı yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri olmayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı, ayrıca davacı …’ın 08/04/2008 tarihli bireysel müşteri başvuru formunda cep telefon numarasının 0532 434 43 55 olarak beyan edildiği 24/12/2009 tarihli gerçek
kişi müşteri bilgi değişiklik formunda ise bu kere cep telefon numarasının 0531 213 94 50 olarak beyan edilmiş olduğu söz konusu formu davacı tarafından düzenlendiğine dair …’ın kimlik bilgilerini de gösterir herhangi bir belgeye de rastlanmadığı, tüm bu işlemler dikkate alındığında, davalının sağladığı internet bankacılığında güvenlik açığının bulunduğu, davalı bankanın daha güvenlikli hizmet sunabileceği halde bundan imtina ettiği ve meydana gelen olayda kusurlu bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden, uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, üç işlemin internet üzerinden yapılıp yapılmadığının araştırılması istenildiği ve yapılan banka yazışmalarında gelen cevapta, internet üzerinde işlemlerin gerçekleştiği, davacının sağladığı internet bankacılığında güvenlik açığının bulunduğu ve meydana gelen olayda kusurlu bulunduğundan ve davalının 07.05.2015 tarihinde mahkemede tutanağa geçen ”…’yü tanımadıklarını ve tanısak zaten … 5.Ağır Ceza da yargılanmazdı” şeklindeki beyanı ve tüm dosya kapsamından aralarında bir ilişki olmadığı anlaşıldığından davacı Banka’nın sübut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı/birleşen davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı / birleşen davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece uyulan bozma ilamında, davacı hesabına 1.603 TL’ nin dava dışı … tarafından geri havale edildiği, bu sebeple davacı ile … arasında ilişki bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, davacı ile dava dışı … arasında bir ilişki bulunmadığı kabul edilerek davacı hesaplarından, dava dışı … hesabına 3 ayrı tarihte EFT yapılmış olduğu görülen toplam 5665 TL’ye hükmedilmiştir. Oysa bozma ilamına uyulduktan sonra mahkemece … ile davacı arasında bir ilişki bulunmadığı kabul edildiğine dava dışı … hesabından 15/01/2010 tarihinde davacı hesabına geri havale edilen 1.603 TL davacı hesabına geldiğine göre, 5.665 TL toplam olarak daha önce 3 ayrı tarihte … hesabına yapılan EFT tutarından düşülmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken, davacı hesabına geri havale edilen miktarın dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı/ birleşen davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı/birleşen davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı/birleşen davada davacıya iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.