YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4199
KARAR NO : 2017/16361
KARAR TARİHİ : 06.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.01.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 10.07.2014 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2014 Mayıs ayı kira alacağı 990,00 TL, 2014 yılı Haziran ayı kira alacağı 990,00 TL ve 2014 yılı Temmuz ayı kira bedeli 1.740,00 TL olmak üzere toplam 3.720,00 TL kira alacağının aylık %10 oranında faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 24.07.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 31.07.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklı tarafa kira sözleşmesine dayalı herhangi bir borcu bulunmadığını, hakkında daha önce de takipler açılmış olup davaların halen devam etmekte olduğunu, bu arada kira ödemelerinin de yapılmakta olduğunu, bu ödemeler düşülmeden ve sözleşmeye aykırı olarak kötüniyetle takip başlatıldığını, talep edilen aylık %10 faizin fahiş olduğunu, ayrıca ödeme emrinde farklı kira tutarlarının talep edildiğini, alacak kalemlerinde çelişki olduğunu bildirerek takibe, borca, fahiş faiz oranına ve faiz miktarına itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, alacaklı tarafından borçlu hakkında kira alacağına dayalı olarak takip yapıldığı, borçlu tarafından yasal süresinde verilen dilekçe ile herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek itirazda bulunulduğu, borçlu tarafından kira sözleşmesine itiraz edilmediği, kira artış oranı ile temerrüt faiz oranlarına ilişkin bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişinin 11.01.2016 tarihli raporu ile davacının aylık kira parası ve gecikme cezaları toplamı 4.242,00 TL davalı kiracıdan alacaklı olduğunun belirlendiği, borçlu borca itirazda bulunmuş ise de, borcu ödediğine dair herhangi bir geçerli belge sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile borçlunun itirazının kaldırılmasına ve temerrüt nedeniyle davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin kira alacağına ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Taraflar arasında 01.01.2011 başlangıç tarihli, bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Sözleşmede aylık kira bedelinin 1.450,00 TL olduğu kararlaştırılmış olup, sözleşmenin özel şartlar 6.maddesinde, “Kira müddeti uzadığı takdirde kiracı uzayan ilk yıl için % 10 oranında kira artışı yaparak yeni dönem kira bedelini bu artış üzerinden ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Diğer yıllarda ise kira akdinin uzaması halinde … oranında artış yapılacaktır.” düzenlemesine yer verilerek kira parasının ne şekilde arttırılacağı kararlaştırılmıştır. Davalının dayandığı Ortaca 1.İcra Dairesinin 2013/4803 esas sayılı dosyasının incelenmesinde davacı ……Tarafından davalı-kiracı …’e karşı aylık 1.500,00 TL’den 2013 yılı Ocak ayından Eylül ayına kadarki 9 aylık kira alacağı 13.500,00 TL’nin faiziyle tahsili istemi ile 03.09.2013 tarihinde takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 2013 dönemi kira bedelinin 1.500,00 TL olduğunun kabul edilerek, bu miktar üzerinden sözleşmede kararlaştırılan ÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle sonraki dönem kira miktarının belirlenmesi ve bu miktar üzerinden hesaplama yapılarak itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Davalı vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince;
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.nun 120. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre; “Uygulanacak yıllık temerrüt faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz…..faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faiz oranı hakkında akdi faiz oranı geçerlidir.” 6101 sayılı TBK.nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7. maddesinde; “TBK.nın kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
Buna göre, sözleşmede aylık % 10 gecikme faizi kararlaştırılmış olup icra takibinde sözleşmede kararlaştırılan aylık % 10 faiz oranı üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi TBK.nun 120.maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK.nun 120/2.maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin %100 fazlası olarak uygulanması gerekirken, aylık %10 akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.