YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7580
KARAR NO : 2017/3366
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, sözleşmenin iptali davası sonucunda verilen hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 27.06.2016 gün ve 2015/343 Esas, 2016/3919 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü.
– KARAR –
Davacı vekili, müvekkilinin hisseli maliki bulunduğu … ada …, … ada …, … ada …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalı yüklenici ile 03.06.2005 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davaya konu taşınmazlarında içinde bulunduğu alanda İmar Kanunu’nun 18. maddesi uygulaması neticesinde taşınmazların hisseli hale getirilerek yeni parselerin oluşturulduğunu, … 2. İdare Mahkemesi’nin 2010/2215 E. sayılı dosyasında imar planlarının iptal edildiğini, sözleşme tarihi itibariyle imar planlarının kesinleşmemiş olması ve iptal edilmeleri sebebiyle taşınmazlar ile ilgili ruhsat alınabilmesi ve inşaata başlanabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki davaya konu taşınmazda hissesi bulunan diğer tüm maliklerle de sözleşme yapılmadığını, bu nedenle sözleşmenin imzalandığı anda batıl ve geçersiz olduğunu, sözleşme tarihinden itibaren takriben 8 yıl geçmesine rağmen geçersizlik sebeplerinin ortadan kalkmadığını ve davalının sözleşmeye konu edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek, sözleşme anından itibaren hukuki ve fiili imkansızlık bulunması ya da ifa imkansızlığının ortadan kalkmamış olması yahut ifa imkansızlığının sonradan ortaya çıkmış olması sebebiyle sözleşmenin geçersiz olduğunun tespiti ile feshine, bu talepleri kabul edilmediği takdirde haklı sebeplerden dolayı sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dolayı tapu kaydına konulan şerhin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görev itirazında bulunarak, sözleşmenin imzalandığı anda taşınmazların bulunduğu alanda imar planının mevcut olduğunu, sözleşmenin imzalanmasından sonra imar planlarının iptal edildiğini, kaldı ki işbu mahkeme kararının da Danıştay incelemesinde olup henüz kesinleşmediğini, diğer paydaşlarla sözleşme imzalanmamış olmasının sözleşmenin geçerliliğine engel teşkil etmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin imzalandığı anda yürürlükte olan bir imar durumun bulunduğu, davalı şirketin diğer hissedarlarla henüz sözleşme imzalamamış olmasının davacı ile yapılan sözleşmeyi geçersiz kılmayacağı, idare mahkeme kararı ile imar planının değil, imar uygulamaları sonucu oluşan ada ve parsellerin iptal edildiği, bu hususunda mülkiyet durumunu etkileyeceği ancak buna dair çalışmaların belediyece devam ettiği, bu nedenle inşaat ruhsatı verilebilecek aşamanın henüz oluşmadığı,
davacının öncelikle devam eden imar uygulaması sonucunu bekleyerek mülkiyet durumunun netleşmesinin gerektiği, mevcut imkansızlığın her iki tarafın da kusurundan kaynaklandığı, zira sözleşme iptal edilse dahi davacının yeniden imzalayabileceği sözleşmeyi hayata geçirebilecek bir imar durumunun mevcut olmadığı, bu nedenlerle sözleşmenin hemen iptalinde davacının hukuki yararının bulunmayıp tam aksine hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 2015/343 esas, 2016/3919 karar sayılı ilamında “ 03.06.2005 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tüm paydaşlar tarafından imzalanmadığı, bu durumda sözleşmenin baştan beri geçersiz olduğundan sözleşmenin geçersizliğinin tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “ gerekçesiyle 27.06.2016 tarihinde bozulmuştur.
Bu kez davalı vekili, karar düzeltme istemiştir.
Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 04,60 TL harç ve takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 22.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.