YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7328
KARAR NO : 2017/5192
KARAR TARİHİ : 10.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/11/2015 tarih ve 2014/448-2015/623 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, … İli,…İlçesi, …mevkinde kain ve mülkiyeti … Büyükşehir Belediyesine ait imar planında akaryakıt istasyonu olarak ayrılmış bulunan taşınmazın 1993 tarihli belediye encümeni kararı ile ihaleye çıkartıldığını, ihale neticesinde Akaryakıt Satış ve Servis Yerleri İhale Şartnamesi ve İşletme Sözleşmesi akdedildiğini, daha sonra taşınmazın müvekkili şirkete ait bir taşınmazın belediye tarafından kamulaştırılması karşılığında 05/06/2003 tarihli kararla takas-trampa yoluyla müvekkiline temlik edildiğini, dava konusu istasyonun bulunduğu taşınmazın intifa hakkı sahibi davalının tüm bu işlemlerin gerçekleşmesi için 04/08/1993 tarihli işletme sözleşmesinin hükümleri aynen geçerli olmak üzere müvekkiline tüm hak ve vecibeleri ile temlik edilmesine tapuda ferağının verilmesine 31/01/2003 tarihli muvafakatname ile muvafakat ettiğini, ardından Belediyenin davalı ile sözleşmesini 28/12/2003 tarihinde feshettiğini, bu tarih itibariyle sözleşmenin müvekkili ile davalı arasında ayrı şart ve koşullarda devam ettiğini ancak, davalının 1994 yılından beri işletme sözleşmesinin 5. maddesindeki yükümlülüğünün bir kısmını yerine getirip bir kısmını yerine getirmediğini, davalının 5. maddeye göre her yıl %5 artış ile USD karşılığı TL ödemesini yaptığını ancak aylık olarak hesaplanması gereken brüt ciro üzerinden %2 payı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın devir ve temlikine ilişkin 05/06/2003 tarihli encümen kararında müvekkili şirketin muvafakati ile devredildiğinin belirtildiğini, davacının da bu muvafakate dayanarak talepte bulunduğunu oysa, encümen kararında Belediyenin mülkiyetinde olan taşınmazın devredildiğini müvekkilinin muvafakatinin alınmasının nedeninin de taraflar arasındaki ilişkinin ihale yoluyla kurulmuş olması olduğunu, çünkü ihale ile yapılan işlerin süresi ve koşullarının ihale şartname ile en başından belirlendiğini ve buna göre bedel ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafça 31/01/2003 tarihli muvafakatname ile bu tarih itibariyle sözleşmenin davacı ile davalı arasında aynı şart ve koşullarda devam ettiği, davalı tarafından sözleşmenin 5. maddesine göre her yıl %5 artış ile USD karşılığı Türk Lirası ödenmesine rağmen sözleşmeye göre aylık toplam brüt ciro üzerinden hesaplanacak %2 ciro payının ödenmediği iddia edilmiş ise de, anılan muvafakatnamede davalının kendisi ve dava dışı … Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan 04/08/1993 tarihli sözleşme hükümlerinin aynen geçerli olacağını kabul ettiği ancak, 04/08/1993 tarihli sözleşmenin … Büyükşehir Belediyesi tarafından davacı şirkete devrine yönelik bir izninin bulunmadığı, davalının muvafakatinin münhasıran taşınmazın devrine yönelik olduğu, davalının muvafakatnamede yer alan beyanının sözleşmenin devrine yönelik açık bir rızasının varlığını ortaya koymaması nedeniyle sözleşme devri çerçevesinde meydana gelmiş bir sözleşme ilişkisinin varlığından söz edilemeyeceği, sözleşmenin 5. maddesine göre her yıl %5 artış ile USD karşılığı Türk Lirası ödemesinin davalı tarafça davacıya ödeniyor olması dikkate alındığında taraflar arasında sözleşmesel ilişkinin mevcut olduğu ancak bu sözleşmenin 04/08/1993 tarihli sözleşmenin devrine dayalı olarak değil, bir fiili sözleşme ilişkisi içinde kurulmuş sayılması gerektiği, zira 04/08/1993 tarihli sözleşmenin muvafakat verildikten yaklaşık 11 ay sonra dava dışı … Büyükşehir Belediyesi tarafından 08/12/2003 tarihinde feshedilmiş olmasının, fesih hakkının dava dışı … Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılmış olmasının ve yine temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararı ile fesih hakkının taşınmazın devri sonrası dahi dava dışı … Büyükşehir Belediyesi’nde olduğunun tespit edilmiş olmasının bir sözleşme devrinin gerçekleşmediğini doğrular nitelikte bulunduğu, dolayısıyla taraflar arasında 04/08/1993 tarihli sözleşmenin devrine dayalı bir hukuki ilişki ve buna bağlı olarak davalı için ciro üzerinden %2 pay ödeme borcunun mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, devreden ile devralan arasında imzalanan Yap-İşlet-Devret Sözleşmesi’nden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, benimsenen bilirkişi mütalaası doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Yap-İşlet-Devret sözleşmesi niteliği gereği eser ve işletme (kira) olmak üzere 2 sözleşmeden oluşmaktadır. Bu nedenle, ihtilafın çıktığı sözleşme göz önüne alınarak taraflar arasındaki uyuşmazlık buna göre çözümlenmelidir. Somut olayda, sözleşmenin eser kısmı ile ilgili bir ihtilaf bulunmamakta olup, işletme (kira) hususunda uyuşmazlık bulunduğundan eBK’nın kiraya ilişkin hükümlerine binaen sonuca ulaşmak gerekmektedir. Bunun yanında, taşınmazın satılması veya takası gibi durumlarda var olan işletme (kira) sözleşmesi yeni malik ile davalı tarafı (kiracıyı) bağlayacaktır. Ayrıca, 31/01/2003 tarihli muvafakatname de göz önüne alındığında devam eden işletme (kira) sözleşmesi ile muvafakatname uyarınca, davacının kira bedeli dışında cirodan (hasılattan) kaynaklanan bir ücret de isteyebileceğinin kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.