Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/8886 E. 2017/6091 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8886
KARAR NO : 2017/6091
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2015 tarih ve 2015/256-2015/1109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu dava dışı … Tekstil İnş. Tic. Ltd. Şti ile davalı arasında 20.12.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmenin teminatı olarak müvekkili adına kayıtlı taşınmazın üzerine 3 ayrı acente şubesi için 21.000’er TL’den 63.000 TL için davalı lehine ipotek konulduğunu, Temmuz 2014 tarihinde acentelik ilişkisinin son bulduğunu, ipoteğin teminat fonksiyonunun ortadan kalktığını, davalıya gönderilen ihtara rağmen ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek müvekkilinin taşınmazı üzerine konulan ipoteğin fekkini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının, müvekkilinin müşterilerine ait kargoları başka bir şirket aracılığıyla gönderdiğini, müşterileri dolandırdığı, hizmet sebebiyle güveni kötüye kullandığını, bu hususların tespiti için yapılan denetime engel olmaya çalıştığını, kamerayı ve kamera kayıtlarını yok ettiğini, denetim görevlilerini darp ettiğini, böylece sözleşme gereği yükümlülüklerine ve sadakat borcuna aykırı davranışları nedeniyle müvekkilince acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının bu eylemlerinin rekabet yasağının ve gizlilik şartının ihlali mahiyeti taşıdığını, taraflar arasında henüz ibralaşmanın yapılmadığını, İş Kanunu’nun 6. maddesinde öngörülen sorumluluk süresinin dolmadığını, gerek henüz sona ermemiş 2 yıllık rekabet yasağı hükümleri doğrultusunda gerekse davacının öncelikle yükümünde olduğu halde müvekkili tarafından ödenmek durumunda kalınan bedellerin rücu için ipoteğin fonksiyonunun devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tapu kaydı ve ipotek resmi senedine göre ipoteğin 10 yıllık olduğu, 20.12.2015 tarihinde süresinin sona erdiği, bu hali ile davanın konusuz kaldığı, taraflarca ipoteğin süresinin uzatıldığına ilişkin bir kaydın sunulmadığı, davalının ipotek süresinin uzatılmasını talep etmediği, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmadığı, elindeki bu teminatı kullanmadığı, dava açılmasına davalının neden olduğu gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, mahkemece, Tapu Sicil Müdürlüğü Resmi Senedine göre ipoteğin 10 yıl süreli olarak konulduğu, 20.12.2015 tarihinde ipotek süresinin sona erdiği, davalının ipotek süresinin uzatılmasını istemediği, ipoteğin paraya çevrilmesi talepli bir takip de yapmadığı gerekçesiyle konusuz kaldığından davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir. Ancak, terkini istenen ipoteğin Tapu Sicil Müdürlüğünce re’sen ya da davalının talebi üzerine fekkedildiğine dair bir iddia ileri sürülmediğine ve bu hususta belge bulunmadığına göre, mahkemece taraflar arasında düzenlenen acentelik sözleşmesi hükümleri ve tüm dosya kapsamına göre dava tarihi itibariyle ipoteğin terkini şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.