YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7585
KARAR NO : 2017/6181
KARAR TARİHİ : 14.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2015 tarih ve 2012/439-2015/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının dava dışı … San. ve Tic. Ltd. Şti’nin hissedarı olduklarını, 14.01.2004 tarihli protokolle bu ortaklığın sona erdirilmesi hususunda anlaştıklarını, protokole göre davalı … adına tescilli olan taşınmazın 1/2 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, ortaklığın giderilmesi ve bu dükkanın satılması durumunda bedelin yarısının müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, daha önce … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/723 Esas sayılı dosyası ile bu taşınmazın yarısının müvekkili adına tescili için dava açıldığını, dava konusu taşınmazın 1/2’sinin mülkiyetinin müvekkili adına tesciline karar verildiğini, ancak Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin davacının ancak dükkanın satışı gerçekleşirse mülkün 1/2’sine tekabül eden bedeli talep edebileceği gerekçesiyle kararı bozduğunu, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verildiğini, ileri sürerek dava konusu dükkanın mahkemece cebren satışının yapılarak 1/2 hisseye tekabül eden 50.000,00 TL’nin müvekkiline ödenmesine ya da tespit edilen değere göre davalıya 1/2 hissesinin ödenerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın protokol şartlarına göre yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle tasfiyenin yapılamadığını, protokolün 14.01.2004 tarihinde yapıldığını, bu nedenle zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokolde taşınmazın ortaklığının giderilmesi ve bu dükkanın satılması durumunda bedelin yarısının davacıya verileceğinin kararlaştırıldığı, protokoldeki tahakkuk şartının henüz gerçekleşmediği, davalının bu şartın gerçekleşmemesi yönünde kötüniyetli olduğuna dair dosyada somut bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, cebri icraya gidileceği yönünde bir cezai şartın da protokolle hüküm altına alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, koşula bağlı sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Koşulun konusu, BK m. 155’deki sınırlar dahilinde, herhangi bir olay olabilir: Tamamen rastlantısal bir koşul olabilir. İradi bir koşul söz konusu olabilir ve bu halde taraflardan birinin veya üçüncü bir kişinin iradesine dayanır. Karma bir koşul söz konusu olabilir ve bu durumda koşul hem rastlantıya, hem de taraflardan birinin iradesine dayanır. Kararlaştırılan sonuç, koşul gerçekleştiği veya gerçekleşmediği zaman devreye girer. BK m. 155 uyarınca, taraflardan biri dürüstlük kuralının aksine koşulun gerçekleşmesini engellerse, koşul gerçekleşmiş (kurgusal olarak) varsayılır. Aynı sonuca, taraflardan birinin bir koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde engellemesi halinde de varılır. Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, sözleşmenin düzenlendiği tarihten, bu dava tarihine kadar geçen uzun süre nazara alındığında, dava konusu taşınmazda müşterek maliklerden olan davalının taşınmazı satmadığı, davacıya ödeme yapmadığı ve böylece yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, sözleşmede davacının bedel isteme yetkisi, taşınmazdaki davalıya ait payın satılması iradi şartına bağlı olup, 818 sayılı Borçlar Kanunun 149. maddesi hükmüne göre şartın tahakkuku da davalının eylemine bağlı olmasına rağmen, dürüstlük kuralına aykırı davranmasından ötürü şart tahakkukunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, şartın tahakkuku davalının dürüstlük kaidesine aykırı davranması sebebiyle gerçekleşmediğinden, BK m. 155 uyarınca koşul gerçekleşmiş sayılır ve davacı akdin ifasını talep edebilir. Açıklanan hukuksal durum gözetildiğinde, davacının davalıdan protokol gereği bedel isteyebileceği gözönüne alınarak tapu kaydı ve tüm deliller değerlendirilerek, gerekirse keşif yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.