YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23061
KARAR NO : 2017/28500
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işyerinin müvekkilini hastanelerde ve sağlık ocaklarında temizlik görevlisi olarak çalıştırdığını, iş sözleşmesinin 31.12.2013 tarihinde ihbar önellerine uyulmaksızın hiçbir sebep gösterilmeksizin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davacının …’nın veya hastanenin işçisi olmayıp hizmet alımı yapılan diğer davalı firmanın işçisi olduğunu, bu sebeple davalı kurumun açılan davada taraf sıfatının bulunmadığını belirterek açılan davanın husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, SGK kayıtlarına göre davacının halen davalı işyerinde değişen taşeron işçisi olarak çalışmaya devam ettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ve yıllık izin taleplerinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
a) Davalı Temyizi Yönünden;
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 332,00 TL olup karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 2.080,00 TL kapsamında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 427, 432 maddeleri uyarınca REDDİNE,
b) Davacı Temyizi Yönünden;
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, fesih olgusunun bulunup bulunmadığı ve davacının feshe bağlı alacaklara hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait iş yerinde ara vermeden çalışması halinde, iş yeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam edeceğinden, iş yerinde çalışması devam eden işçi açısından, feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı talep koşulları gerçekleşmiş sayılmaz.
Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı en son çalışmış olduğu alt işveren firma … Grup Tem.Ltd.Şti’nin tekrar ihaleyi alamamasından dolayı işten çıkarıldığını ileri sürmektedir. Davacı tanıklarından … “Ben şu anda …’na bağlı Ankara Halk Sağlık Müdürlüğünde taşeron elemanı olarak çalışırım, davacı da halen çalışır. 2014 yılında …’nın kendi içerisinde yeniden yapılanması nedeni ile bizim çalıştığımız yer Halk Sağlığı Müdürlüğü oldu, biz Ostim de çalışırken daha sonra Ulusa belirttiğim yere geldik, arada boşluk olmadı, oradan ayrılıp Ulusdaki yere geldik, Halk sağlığında taşeron firmamız On Temizlik firması olmuştu “ … ise “2014 yılında … kendi içinde teşkilat yapısını değiştirdi, Ulusda Halk Sağlığı Müdürlüğü adında yeni bir birim kuruldu, biz de taşeron elemanı olarak İl Sağlık Müdürlüğünden Ostim den Ulusdaki Halk Sağlığı Müdürlüğüne geçtik, bizim bu geçişimizi il sağlık müdürlüğündeki resmi görevliler söylediler, biz Ulusdaki Halk Sağlığı Müdürlüğünde çalışmaya devam ettik, her iki kuruluş da sağlık bakanlığına bağlı kuruluşlardır davacıda halen il halk sağlığı müdürlüğünde taşeron elemanı olarak çalışmaya devam etmektedir,” şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Dosya içerisindeki Sosyal Güvenlik Kurumu Kayıtlarına göre, davacının en son 31.12.2013 tarihinden işten çıkışının yapılmasından sonra, 01.01.2014 tarihinde 1253428 sicil numaralı iş yerinden işe girişi bildirilmiş olup, bu işyerinin hangi şirkete ait olduğu ve davalıdan o dönem ihale ile iş alıp almadığı tespit edilemediğinden; davacının 31.12.2013 tarihinden sonra da farklı bir alt işverene bağlı olarak aynı işyerinde kesintisiz olarak aynı işi sürdürüp sürdürmediği denetlenememektedir. Mahkemece, davacının sigortalı hizmet cetvelinde 31.12.2013 tarihinden sonra bildirimde bulunan işyerlerinin hangi işverenlere ait olduğu ve davalı …’ndan ihale ile iş alıp almadığı, davacının bu kapsamda aynı işyerinde kesintisiz olarak aynı işte çalışmaya devam edip etmediği, dava tarihi itibari ile fesih olgusunun bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak tespit edilmeli, işyeri devri olduğunun belirlenmesi halinde feshe bağlı alacaklar olan kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin şimdiki gibi reddine karar verilmeli iken bu yönde bir araştırma yapılmadan sırf tanık beyanları doğrultusunda eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine 13.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.