YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2954
KARAR NO : 2017/14487
KARAR TARİHİ : 02.11.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlık
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde; kayyımlık kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; …Tuzla Aydınlı mah. 3274 parsel sayılı taşınmaz hissedarı Vasfiye’ye …4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/142 esas 2013/353 karar sayılı karar ile 3561 sayılı Kanun gereği …Defterdarının kayyım tayin edildiği; Vasfiye mirasçıları olduğunu iddia eden davacıların kayyımlık kararının kaldırılmasını istediği anlaşılmaktadır.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1. maddesinde “4721 Sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazine’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazine’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.”; Türk Medenî Kanununun 426. maddesinde ise “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.” hükümleri mevcuttur.
Kayyım atanması istemine ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemeler hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın gerekli araştırmayı yaparak karar vermek durumundadır. Mahkemece, dosyaya getirtilen tapulama tutanağında ”…. …’in 19.11.1943 tarihinde ölümü ile karısı Vasfiye evlatları … ve … ve kendisinden evvel ölen kızı…’nin çocukları … ve …n ve … … ve … ve …l ve …’a terk ettiği…’in de 951 yılında ölümü ile karısı …ve evlatları Vahdettin….” olarak geçmektedir. Davacıların delil listesinde belirtilen ve mahkemece dosyaya getirtilen … Erel’e ait veraset ilamı, dosyasında bulunan nüfus kayıtları ile dosyada bulunan diğer mirasçılık belgeleri birlikte değerlendirildiğinde, tapulama tutanağında adları belirtilen kişilerle davacı adlarının benzerlik gösterdiği anlaşılmaktadır.
3561 sayılı Kanun uyarınca atanan kayyımlığın kaldırılmasına ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Mahkemece, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek; sadece dosyadaki bilgi ve belgeler ile yetinilmeden, kolluk araştırması yapılarak, davacıların gösterdiği tanıklar dinlenip; Vasfiye’ye ait mirasçılık belgesi, dava konusu taşınmaza ait ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte tapu kayıtları ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığı ile vergi dairesi müdürlüğünden, gelen kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu kaydı malikleriyle irtibatı araştırılıp; toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilerek, tapu maliki ile davacıların murisi Vasfiye’nin aynı kişi olup olmadığı hususu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı vekilinin bozma nedenine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMKnun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.