YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15941
KARAR NO : 2017/18938
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının ,,, işyerinde işe başladığını, ,,, işyerinin davacının iş aktini ve tüm özlük haklarını davalıya devrettiğini, davacının ve diğer işçilerin ara vermeden davalı işverenlikte çalışmaya devam ettiğini, davacının 2004 yılında emekli olmasına rağmen çalışmasını kesintisiz sürdürdüğünü, askerlik hariç kesintisiz çalıştığını, yasal haklarını isteyince davalı ile anlaşmazlığa düştüğünü, davacıya 5000 TL çek ve 3000 TL nakit verilerek kıdem tazminatının küçük bir miktarının ödendiğini ve taraflar arasında mevcut iş aktinin son bulduğunu, davacının, davalının ,,, /,,, Şubesinde çalıştığını, yol -yemek ücretinin davalı tarafından ödendiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının ,,, işyerinde çalıştığı iş sözleşmesinin ve tüm özlük haklarının davalıya devredildiği hususunun gerçek dışı olduğunu, iş aktinin müvekkili tarafından devralmadığını, davacının önce ,,, işyerinde çalıştığını sonra burdan ayrılarak davalıda işe başladığını, davacının davalıda başlamasının yeni bir iş akti olduğunu, davacının 2004 yılında emekli maaşı alabilmek için çıkışının yapılmasını istediğini, bunun üzerine davalının davacıyı işten çıkış yapmış gibi gösterdiğini, davacının sonrasında da davalıda çalışmayı sürdürdüğünü ama davalıdan SGK’na çalışmasının bildirmemesini davacının istediğini, davalının da kabul ettiğini, bu durumların davacının 26/04/2010 tarihli yazısından da belli olduğunu, davacının hakettiği kıdem tazminatının 7500 TL olmasına rağmen davalının 5000 TL bedelli çek ve 3000 TL nakit olmak üzere toplam 8000 TL ödediğini, 26/04/2010 tarihli yazıda hiç bir hak ve alacağının kalmadığını beyan ettiğini, davacının bu şekilde ayrıldıktan ve taminatını aldıktan sonra paraya sıkışık olduğunu belirterek birkaç ay daha çalışmak istediğini bildirdiğini, bunun üzerine 29/04/2010 tarihinde gene çalışmaya başladığını, 30/07/2010 tarihinde işten ayrıldığını, yani davacının tekrar işe girerek çalıştığı son 4 aylık dönem için kıdem tazminatı hakkı bulunmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalıya ait işyerinde 25.02.2000-30.07.2010 tarihleri arasında çalışmış olduğu, iş aktinin karşılıklı anlaşma ile sona erdiği, işçilik alacaklarının bir kısmının ödenmediği, davacı taraf her ne kadar 01.01.1977 tarihinden itibaren davacının çalışmaya başladığını belirterek alacak taleplerini bu tarihten itibaren başlatarak talep etmiş ise de, SGK kayıtları ve tüm dosya kapsamından davacının davalı şirket nezdinde 25.02.2000 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, ayrıca davacının daha önceden çalışmış olduğu dava dışı şirket ile davalı şirket arasında fiili ve organik bir bağ olmadığı değerlendirilerek davalı şirketin 25.02.2000 tarihinden önceki çalışmalardan sorumlu tutulmaması gerektiği, davalı taraf davacının iş aktini kıdem tazminatını gerektirmeyecek şekilde haklı olarak feshettiğini ispatlayamamış olduğundan davacı tarafa kıdem tazminatı ödemek zorunda olduğu, davalı kıdem tazminatını ödediğini ispatlayamadığından bilirkişinin ek raporundaki birinci alternatifin 2. alt kısmındaki emsal ücret dikkate alınarak yapılan kıdem tazminatı hesaplaması doğrultusunda davacının kıdem tazminatı alacağı talebinin kabulüne karar verildiği, davalı yıllık izinleri kullandırdığını veya ücretlerini ödediğini ispatlayamamış olduğundan bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda bu talebinin kabulüne karar verildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Çalışma olgusunu, bunu ileri süren işçi ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, ,,, ,,, işyerinde ve ,,, Şirketi işyerinde geçen sürenin hizmet süresine eklenip eklenmeyeceği bakımından;
Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının ,,, işyerinde işe başladığını, ,,, işyerinin davacının iş aktini ve tüm özlük haklarını davalıya devrettiğini, davacının ve diğer işçilerin ara vermeden davalıda çalışmaya devam ettiklerini, davacının askerlik hariç kesintisiz çalıştığını ileri sürmüş, davacı vekilinin yargılama sırasında verdiği bir diğer dilekçesinde ise 08/02/2005 tarihli ticaret sicili kayıtlarında ,,,,in davalıda 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığı bilgisinin bulunduğunu, yani şirketler arasında organik bağ bulunduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamındaki beyanlardan, davacının iddiasının davalı Şirket’in ,,, Şirketi’ni devraldığına yönelik olmasına rağmen devre ilişkin işverenler arasında yazılı bir belgenin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyadaki SGK belgelerine göre, davalının ,,,’daki davacının da hizmet dökümünde kaydı görünen 1073713 sicilli iş yeri hakkında getirtilen SGK dönem bordrosu detay bilgilerinden 2000-2010 yılları arasında neredeyse tüm aylarda ,,, soy adlı yaklaşık 3 kişinin bazen 2’şer kişi bazen tek kişi olarak davalı Şirket’te çalıştığı görülmüştür. Bazı aylara ilişkin SGK dönem bordrosu detay bilgilerinde ise işçilerin sadece sicilleri bulunmakta, adları-soyadları bulunmamaktadır. ,,, Şirketi’nin 2000 yılı 1. dönem bordrosunda bildirdiği 10 işçiden 7’si -ki, bunlara davacı da dahildir- davalı işverenlikte 2000/2. dönem bordrosunda işçi olarak görünmektedir.
Davalı vekili 10/3/2015 ıslah havaleli dilekçesinde, “Gerçekte olan şudur ki, müvekkil şirket, 2000 yılında ,,, bölgesindeki işlerinin yoğunluğu nedeniyle, bu bölgede de bir irtibat bürosu arayışına girmiş ve o tarihte ,,, Gümrükleme şirketinin adresini davacı tanığı …’un sorumuza verdiği cevapta beyan ettiği gibi Tüpraş içerisine taşıdığını öğrenmiş ve bu nedenle de ,,, şirketinin boşalttığı yere irtibat bürosunu taşımayı pratik bir çözüm olduğu için tercih etmiştir. ,,, şirketi, söz konusu adresten taşınırken, davacının iş akdine son vermiş, müvekkilim işyerinin söz konusu adreste çalışmaya başlaması üzerine davacı, müvekkil işyerine çalışmak için başvurmuş, müvekkil şirket tarafından da davacı işe alınmıştır. Ortada bir devir bulunmamaktadır. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının ,,, işyerinden çıkış şekline dair işyeri / davacı tarafından imzalı bir belge dosya kapsamında bulunmamaktadır.
Davacının hizmet dökümünde ,,, Şirketi’nden çıkışı 30/01/2000, davalıda girişi 25/02/2000 tarihindedir. Oysa ki davalının delil olarak dayandığı istifa-ibraname de ise davacının davalıda 01/01/2000 tarihinde işe girdiğini belirtmiştir. Davacı vekili davacının alacaklarının ödeneceği vaadi ile bu belgeyi çalışırken imzaladığını, bu belgeyi imzaladıktan sonra aralıksız olarak alacakları ödenecek ümidi ile çalışmaya yaklaşık 4 ay daha devam ettiğini, bu belge tarihinde alacağının ödenmediğini, verilen çek tarihinin 26/05/2010 olmasında da bu belgenin verildiği tarihte alacakların tam ödenmediğinin anlaşıldığını ileri sürmüştür.
Yukardaki hususlar Mahkeme tarafından incelenmemiş, irdelenmemiş, Mahkeme gerekçesinde organik bağ bulunmadığı belirtilmiş ise de bu sonuca nasıl ulaşıldığı gerekçelendirilmemiştir.
Dosyada organik bağın değerlendirilmesi bakımından Ticaret Sicili kayıtları bulunmamaktadır. Dolayısı ile davalının ve ,,, ,,, işyerinin ve ,,, Şirketi’nin ,,,daki ve davacının çalıştığı yerdeki merkez ve şubelerinin işyeri kayıtlarının, merkez ve şube halinde bu işyerlerinin, yetkililerinin, işverenlerinin, bu işyerlerinin adreslerinin, bu yerlerde çalışan işçilerin ad soyadlarını gösteren belgelerin, davalının, ,,,, ,,, işyerinin ve ,,, Şirketi’nin ,,, ve davacının çalıştığı yer itibari ile merkez ve şube olarak ilk tesisi tarihinden itibaren bu hususları gösteren belgelerin getirtilmesi gerekirken getirtilmemiştir. İlaveten, Ticaret Sicili Memurluklarından davalı ,,, ,,, işyerinin ve ,,, Şirketi’nin ,,, ve davacının çalıştığı yer itibari ile merkez ve şube olarak ilk tesisi tarihlerinden itibaren işyeri kayıtlarınin, merkez ve şube halinde bu işyerlerinin, yetkililerinin, işverenlerinin, bu işyerlerinin adreslerinin, şube veya işyeri devri, şirketlerin birleşmesi, devri ve benzeri hususlar var ise bunları da gösteren belgelerin, şirketlerin ve şubelerinin ilk tesis tarihinden itibaren olan belgelerinin celbedilmesi gerekir.
Ayrıca yukarıda açıklanan dosyada hali hazırda mevcut belgeler de incelenmelidir.
Diğer yandan, SGK’ndan gerekirse ,,, ,,, işyeri ve ,,, Şirketi ile davalının her türlü SGK belgeleri “davacının çalıştığı yer itibari ile” ve ayrıca bu işyerlerinin merkez ve şubelerinin bulunduğu yerler itibari ile getirtilmelidir.
Bu şekilde davalı ile ,,, ,,, işyeri ve ,,, Şirketi arasında organik bağ olup olmadığı araştırılmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
Bunların yanında, davacı vekilinin “davacının iş aktinin ve tüm özlük haklarının davalıya devredildiği, davacının ve diğer işçilerin ara vermeden davalıda çalışmaya devam ettikleri” şeklindeki iddiası da taraflardan sorularak araştırılıp irdelenmelidir. Bu irdeleme esnasında tanık beyanları da ele alınmalı ve sonuca etkisi değerlendirilmelidir.
Bu şekilde ,,, ,,, işyerinde ve ,,, Şirketi’nde geçen hizmet süresinin davacının hizmet süresine eklenip eklenmeyeceği belirlenmelidir.
3-Kıdem tazminatı bakımından, hükmedilen rakamın bilirkişi raporunda hesaplanan net miktar olmasına rağmen hükümde brüt olarak belirtilmesi de hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.