YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18680
KARAR NO : 2017/18256
KARAR TARİHİ : 15.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve aile yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 2009 yılında ustabaşı olarak çalışmaya başladığını ve iş akdi feshedilmeden önceki son üç ayda da müdür olarak ve en son aylık 1.500,00 TL. ücrette çalıştığını, 12/10/2013 tarihinde davalı şirket müvekkilinin iş akdini artık seninle çalışmayacağız diyerek bildirimsiz ve haksız olarak feshettiğini, iş akdinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde belirtilen ihbar önellerine uyulmadan feshedildiğini, bu haksız fesih nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatı ödenmediğini, bunun üzerine … Noterliği’nin 24 Ekim 2013 tarih v 09346 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, davalı şirketten iş akdinin 12/10/2013 tarihinde, haksız şekilde feshedildiğini, ödenmeyen kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini talep ettiğini bu ihbarnameyi şirkete gönderdikten sonra davalı şirket tarafından … Noterliği’nin 23 Ekim 2013 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamede, 11/10/2013-21/10/2013 ve 22/10/2013 tarihinden şirket yetkilisinden herhangi bir izin almaksızın veya yetkili kişiye bilgi vermeksizin işe gelmediğinin tespit edildiği, mazeretinin belgelenerek 3 gün içinde ibrazının, aksi takdirde iş akdinizin 4857 sayılı İş Kanunun 25-2 g bendine göre bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedileceğinin bildirildiğini, … Noterliği’nin 30 Ekim 2013 tarih ve 09456 yevmiye numaralı ihtarnameyle cevap verdiğini, davalı şirketin iş akdini haksız, nedensiz ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesine aykırı bir şekilde, 12/10/2013 tarihinde feshetmesine ve kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarını ödeyeceğini söylemesine rağmen sırf kıdem tazminatı ve diğer hak ve alacaklarını ödememek için 11/10/2013/21/10/2013 ve 22/10/2013 tarihlerinde işe gelmediğinden bahisle iş akdini feshettiğini bildirmesi açıkça kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, yine … Noterliği’nin 5 Kasım 2013 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, bu defa davacının araba alırken 14.000,00 TL. avans kullandığı ve 12.000,00 TL. borcu olduğunun bildirildiğini, davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, haftada 2 gün, sabah saat 08:00 den akşam 18:30 a kadar diğer günler ise sabah 08:00 den gece 00:00’a kadar çalıştığını, yine Cumartesi, Pazar ve milli bayramlarda çalıştığını, çalıştığı süre boyunca hiç yıllık izin kullanmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bayram tatili ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı vekili tarihli cevap dilekçesinde davacının şirket bünyesinde 2010 yılından bu yana çalıştığını, en son ”personel” olarak görev aldığını, 02.09.2011 tarihinde işten çıkarıldığını iddia ettiğini, buna yönelik herhangi bir ihtarname de dosyaya sunmadığını, davacının istekleri ve iddiaları hukuki mesnetten yoksun olduğunu, hiçbir surette gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirkete yöneltilen iddiaların hiçbirisini kabul etmediklerini, davacının müvekkil şirket nezdinde doğmuş fazla mesai alacağı bulunmadığını, iş yerine giriş-çıkışların parmak sistemiyle yapıldığını ve müvekkil şirketin muhasebesi fazla mesai olduğunda ödemeleri yaptığını, davacının her ay çalışma süresine denk gelen ücretleri kendisine eksiksiz olarak şirket tarafından ödendiğini, davacının müvekkil şirket nezdinde kıdem tazminatı alacağı ve kullanılmamış yıllık izin alacağı ve izin ücreti alacağı kendisine ödenmemiş genel tatil alacağı bulunmadığını, kendisine eksiksiz ödendiğini, davacının genel tatil günlerine denk gelen çalışmalarının karşılığı bordolarında ”Hafta tatili” çalışması adı altında gösterilmiş olup kendisine eksiksiz olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının yemini ve denetime açık, hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Usul açısından:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş, davacının talep ettiği alacaklara ne şekilde hak kazandığı, bu konuda delillerin neler olduğu açıklanmamış ve hukuki nitelendirme yapılmamıştır. Karar bu yönü ile gerekçesiz olup bozulması gerekmiştir.
2- Esas açısından:
6100 sayılı HMK.’un 24. maddesi gereğince, “Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.” Diğer bir anlatımla davacının dayandığı maddi vakılar ile bağlıdır.
Diğer taraftan, fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla mesai çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir.
Ayrıca kural olarak görev tanımları veya çalışma düzenleri farklı olduğu ileri sürülmedikçe, aynı çalışma şartlarına tabi ve aynı sürelerde çalışanların mesai saatlerinin aynı olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın 6 günü 08.00-23.00 arası, pazar günleri 08.00-18.00 arası çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Ancak davacı dava dilekçesinde açıkça “haftada 2 gün, sabah saat 08:00’den akşam 18:30 a kadar diğer günler ise sabah 08:00 den gece 00:00 a kadar çalıştığını” beyan ederken, aynı gün Dairemiz incelemesinden geçen ve aynı işyerinde çalışan işçi tarafından açılan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/403 E. sayılı dosyasında, davacı dava dilekçesinde işyerinde 08.00-18.30 arası çalışıldığını, ara sıra 20.00-21.00’a kadar çalışıldığını iddia etmiş, o dosyada ve işbu dosyada dinlenen … davacının haftalık 18.00’dan sonraki çalışmasının 2-3 gün olduğunu beyan etmiştir. Maddi vakıa ile bağlılık ilkesi gereği ve çalışma düzenine göre davacının 18.00 den sonraki çalışmasının 2-3 gün olup olmadığının somutlaştırılarak ve çalışmanın 21.00’a kadar hesap edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ilkeye aykırı olarak eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3-4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63. maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46. maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
Dosya içeriğine göre, davacının işyerinde haftanın 6 günü çalıştığı sabittir. Davacı tanığı … açıkça pazar günü çalışılmadığını, çalışıldığında haftanın diğer günü izin verildiğini belirtmiştir. Bu nedenle fazla mesainin haftalık 6 gün üzerinden hesaplanması, bu çalışma şekline göre hafta tatili ücret talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.