Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2017/14 E. 2017/16122 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14
KARAR NO : 2017/16122
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Dosyada mevcut temyiz dilekçelerinin incelenmesinde, sanık … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sanığın itirazının reddi üzerine kesinleştiği, yine sanık … hakkında silahla tehdit suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmakla; sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik mağdurun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdurun Emet Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.03.2014 tarihli talimat duruşmasında, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, katılan sıfatını almayan mağdurun hükmü temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık … hakkında mağdur …’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanık …’ın, mağdur …’un eniştesi olduğu, aralarında miras kalan tarlanın sürülmesinden kaynaklanan anlaşmazlık bulunduğu, olay günü tarlada karşılaştıklarında, sanığın 50-60 metre mesafeden çift kırma av tüfeği ile mağdura doğru iki el ateş etmesi sonucunda, mağdurun hayati öneme sahip baş bölgesine isabet eden 2 saçma tanesi nedeniyle, sağ gözünde tamamen görme kaybı meydana gelmesi sonucunda organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, yüzünde sabit
ize ve hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda, sanığın av tüfeğinde sadece iki adet fişeğin bulunduğu ve ikisini de ateşledikten sonra atabilecek başka fişeği kalmadığı için mağdurun kendisine zarar vermesinden korktuğundan olay yerinden kaçtığını beyan ettiği de dikkate alındığında, hedef alınan vücut bölgesi, kullanılan aletin elverişliliği, yaraların yeri ve niteliği, mağdurun ateşleyebileceği başka fişeğinin kalmaması üzerine eylemini sürdüremediği de gözetildiğinde, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, sanığın eylemine devam edebileceği başka fişeği bulunmadığından istenilen neticenin gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, suçun niteliğinde hataya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,
b) Yargılamaya konu olayda, sanık ve mağdurun tarlada karşılaştıkları, ikisinin de olayın gelişimini farklı şekilde anlattıkları, görgüye dayalı bilgi sahibi olan tanığın bulunmadığı, sanığın aşamalarda alınan beyanlarında, mağdurun elini beline götürmesi ve mağdurda silah bulunması nedeniyle ateş ettiğini iddia etmesi, mağdurun olay yerine gömdüğü ruhsatsız tabancanın saklandığı yerden ele geçirilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Daireleri’nin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirdiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
d) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereğince belirlenen “3 yıl” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 87/2-b maddesi gereğince iki kat artırım yapıldığında “9 yıl” hapis cezası yerine “6 yıl” olarak hesaplanması ve TCK’nin 62. maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında sanığın neticeten “7 yıl 6 ay” yerine “6 yıl 8 ay” hapis cezası ile cezalandırılması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı açısından CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 06.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.