Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39867 E. 2017/19608 K. 27.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39867
KARAR NO : 2017/19608
KARAR TARİHİ : 27.09.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Davacı, davalı şirkette mühendis olarak çalışırken, fazla mesai ücretleri ile genel tatil ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, işyerinde fazla çalışma yapılmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 2015/16312 Esas- 2015/12204 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafın temyizi üzerine dairemizin 14/02/2017 Tarih, 2017/2713 Esas- 2017/2255 Karar sayılı ilamı ile ;”Mahkeme tarafından hükme dayanak yapılan 22/07/2013 tarihli bilirkişi raporunda, fazla çalışma alacağının genel uygulamanın aksine haftalık değil, saat üzerinden hesaplandığı, hesaplama yapılırken davacının iş sözleşmesi gereği yıllık 270 saate kadar fazla çalışmasının ücretine dahil olmasına göre, yıllık 270 saatin düşülerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Ancak, raporda bu sürenin düşülüp düşülmediği anlaşılamamaktadır. Örneğin, raporda davacının haftalık 15 saat fazla çalışma yaptığı tespit edilmiş ve 01/01/2008-31/12/2008 tarihleri arasındaki fazla çalışma süresi 705 saat olarak belirlenmiştir. Ancak, 1 yıl 52 haftaya karşılık gelmekle haftalık 15 saat fazla çalışma yapıldığı tespit edilmekle, 52 haftalık çalışma süresi 780 saat olmaktadır. Bu süreden 270 saat düşüldüğünde ise 510 saate karşılık gelmektedir. 22/07/2013 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 705 saatin ise nasıl hesaplandığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, Mahkemece konusunda uzman farklı bir bilirkişiden, fazla çalışma sürelerinin haftalık bazlı gösterilmek ve ücrete dahil olan yıllık 270 saat düşülmek üzere denetime elverişli şekilde rapor aldırılarak hükme dayanak yapılması gerekmekte olup 22/07/2013 tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Davacı vekili 08/05/2017 havale tarihli dilekçesi ile fazla mesainin aylık ücrete dahil olduğuna dair düzenleme içeren bir sözleşme bulunmadığını, davalının da bu yönde bir savunması olmadığını belirterek bozma ilamındaki maddi hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04/02/1959 gün ve 1957/13 esas, 1959/5 karar, ve 09/05/1960 gün ve 1960/21 esas, 1960/9 sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay’ca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı kararından dönmesi mümkündür.
Bu kapsamda yapılan değerendirme sonucunda dosya içerisinde, davacı tarafından imzalanan, fazla mesai ücretinin aylık ücrete dahil olduğuna ilişkin düzenleme içeren bir sözleşmeye rastlanılmamıştır. Davalı taraf, maddi hatanın düzeltilmesi talebine karşı cevabında da bu yönde bir beyanda bulunmamıştır. Bu konuda düzenleme içeren sözleşmenin bir başka çalışana ait olduğu anlaşılmıştır. Bunun dışında, dairemiz bozma ilamında hatalı olduğu bahsedilen hesap yönteminin ise mahkemece daha önce verilen kararı temyiz eden davalı lehine sonuç doğurduğu anlaşıldığından ,dairemizin 14/02/2017 Tarih, 2017/2713 Esas- 2017/2255 Karar sayılı bozma ilamının maddi hataya dayanması nedeni ile ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir.Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.