YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/29814
KARAR NO : 2017/22329
KARAR TARİHİ : 06.11.2017
Güveni kötüye kullanma suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bila tarihli ve 2015/115820 soruşturma, 2015/71478 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/09/2015 tarihli ve 2015/3728 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16.06.2017 gün ve 94660652-105-06-2263-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2017 gün ve 2017/39608 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca olay hakkında vaki zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip anılan karara karşı müşteki tarafından yapılan itirazın da Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2015 tarihli ve 2015/3728 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilmiş ise de, müştekinin şikayetine konu … plakalı… marka aracın müşteki tarafından …’na kullanması için verilmesi ve onun da kaza geçirmesi sonrasında, 2006 yılında şüpheli …’na ait olan … Oto isimli iş yerine tamir için bırakılıp halen tarafına teslim edilmemesi ve 2010 yılında … plaka sayılı aracını haricen 8.000,00 Türk lirası karşılığında şüpheli …’na satmasına rağmen araç bedeli verilmeyerek 1 yıldan fazla bir süre … usta isimli başka bir kişiye kullandırtarak 2011 yılında aracını hasarlı bir şekilde teslim alması şeklinde geliştiği iddia olunan olayların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2. maddesinde tanımlanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna uyduğu ve anılan suça ilişkin dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 66/1-d maddesi uyarınca 15 yıl olduğu ve bu sürenin halen dolmadığı gözetilmeden yazılı şekilde vaki zamanaşımı nedeniyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek yapılan itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gibi,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Dosya kapsamına göre, müştekinin tanık olarak bildirdiği …, … ve … isimli kişiler dinlenilmeden, … plaka sayılı aracın tamir masrafları için verilen 17.000,00 Türk Lirasına ilişkin alındığı iddia olunan senet üzerindeki sahtecilik iddialarına yönelik inceleme yaptırılmadan, müştekinin ifadesinin alınması haricinde hiç bir soruşturma işlemi yapılmadan eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; şüphelilerin ifadelerine başvurularak gösterecekleri deliller toplanmadan, yine şikayetçinin tanık olarak bildirdiği kişiler dinlenmeden ve senette sahtecilik yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, şikayetçinin ifadesi haricinde hiçbir soruşturma işlemi yapılmadan düzenlenen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.09.2015 tarih ve 2015/3728 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.