YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/19132
KARAR NO : 2017/24447
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : 1- Sanık … hakkında;
a-) Güveni kötüye kullanma suçundan TCK’nun 155/1, 52 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b-) Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nun 207/1. ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- Sanık … hakkında;
a-) Özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nun 207/1. ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b-) Dolandırıcılık suçundan sanığın beraat
Güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık …’ün mahkumiyetine, özel belgede sahtecilik suçundan sanık …’ın mahkûmiyetine ve Eda’nın dolandırıcılık suçundan beraatine ilişkin hükümler katılan vekili ile sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
1-Sanık …’ün özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyeti ile sanık …’ın dolandırıcılık suçundan beraatine ilişkin hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanık …’ün önce 05.02.2009 tarihli protokol boşluklu belgeyi sahte olarak düzenlemesi, daha sonraki bir zaman diliminde ise iki adet sahte bonoyu hazırlayarak katılana vermesi karşısında eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi biçiminde gerçekleştirdiği gözetilmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanmaması özel belgede sahtecilik suçu yönünden aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık …’ün güveni kötüye kullanma, sanık …’ın ise özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin temyiz incelemesinde;
a)Sanık …’ün, tanık……’a katılanın parasının olup olmadığını, kendisine borç verip veremeyeceğini sorması, ardından da katılanı kendi boşanma davasında yardımcı olan avukatına götürerek güven telkin etmesi, sahte protokol belgesi hazırlayıp katılandan bedelsiz olarak aldığı taşınmazlarını boşanma davası sonuçlandıktan sonra geri vereceğine inandırıp hileli hareketler sergileyerek iradesini yanılttığı, akabinde taşınmazların tapu müdürlüğü aracılığıyla üzerine devrini yaptırdığı, katılanın bankadaki parasının bir kısmının da eşi tarafından alınabileceğini söyleyip, parasını kendisine devretmesi halinde boşanma işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte suça konu paraları iade edeceğine ikna edip, teminat niteliğindeki sahte senetleri düzenleyerek katılanın bankadaki parasını da almak suretiyle değişik zamanda ikinci kez menfaat temin ettiği, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi biçiminde gerçekleştirmesi nedeni ile TCK’nın 43/1. maddesi gereğince cezasında arttırım yapılması gerektiği gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçu yerine, bir kez güveni kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık …’e yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanık … yönünden ise; sanığın sahte olduğu anlaşılan senetleri talep doğrultusunda yazdığı fakat belgeyi imzalamadığı, yine 05.02.2009 tarihli protokol başlıklı belgenin de içeriğini yazmasına rağmen imzalamadığının tespiti karşısında suç kastı ile hareket edip, diğer sanık …’ün eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilmediği gözetilip beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, halen geçerliliğini sürdüren 10.06.1942 gün 26-16 sayılı Yargıtay İçtihadi Birleştirme Kurulu Kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09/05/2017 tarih, 2014/469 esas ve 2017/260 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere merci tayini kararları kesin olup, tekrar değerlendirme konusu yapılamayacağı değerlendirilip görevsizlik kararı verilmeyeceğinin gözetilmesine, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.