Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/27128 E. 2017/21063 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/27128
KARAR NO : 2017/21063
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, uğranılan banka zararının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmiş, davalı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/09/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelenmiş ve Dairemizin 2017/22603 Esas 2017/13683 Karar gereğince eksikliklerin giderilmesi için dosya geri çevrilmiştir.
İşlem tamamlandıktan sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı …’ın … Şubesi’nde müdür olarak görev yaptığı dönemde banka müşterisi … ile birlikte hareket ederek bankacılık mevzuatına aykırı işlem ve fiilleri sonucunda …, Yatırım Holding ve … hisse senetlerinde manipülatif işlemler yapılarak bu hisselerin değerlerini yükselttiklerini, 05/09/2002-06/09/2002 tarihlerinde alımını yaptıkları toplam 6.124.724.001.290 TL.’lik hisse senetlerinin bedelinin ödenmemesi nedeniyle 13/09/2002 tarihi itibarıyla 2.017.063.313.364 TL. anapara olmak üzere banka zararının oluştuğunu, yüksek tutarlı işlem yapıldığı halde davalının müşteri … ile …’dan teminat almadığının banka müfettişlerince yapılan tespit sonucu düzenlenen 16/09/2002 tarih, 68/10 sayılı raporda tespit edildiğini ileri sürerek, 2.017.063.313.364 TL anapara alacağının 11/09/2002 tarihinden itibaren işleyecek bankanın cari artı para kredisi faiz oranı tutarında temerrüt faizi, BSMV, KKDF ve masraf ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; müvekkilinin 16/07/2001 tarihinde … Şubesi’ne tayin edildiğini, göreve başladıktan sonra şubenin karlılık oranının 10 kat arttığını, Mart 2002 tarihinde müşterilerin talebi üzerine … Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan VİP seans salonunun kurulduğunu, … ve diğer tüm müşterilerin alım satım işlemlerinin bu salonda görevli uzman yatırım yardımcısı … ile … Yatırım’ın borsada görev yapan ve sadece … Şubesi için görevlendirilen broker …’a telefonla iletilerek gerçekleştirildiğini, şube müdürü olan davalının anlık takip yaparak müdahale etmesinin mümkün olmadığını, davalı hakkında … 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/323 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
… 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davalı … hakkında dava tefrik edilerek verilen 23/03/2013 tarihli ve 2013/85 E. sayılı görevsizlik kararını müteakiben dosyanın gönderilip yargılamaya devam edildiği Mahkemece verilen ilk kararda; … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarihli ve E.2012/223 – 2012/379 K. sayılı kararda davalı … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan zamanaşımı nedeni ile kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, yine … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/307 esas, 2010/493 karar sayılı dosyada, Ticaret Mahkemesindeki dava da davalı olan …, …, … ve … haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan zamanaşımı nedeni ile kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, kararların kesinleştiğinin anlaşıldığı, Ticaret Mahkemesi’nde alınan 01/11/2006 tarihli rapor, 30/11/2007 tarihli rapor ve buna ek 30/05/2008 tarihli raporlarda davalı …’a kusur ve sorumluluk yüklenmiş ise de; her iki bilirkişi kurulunda …’ın görev yapmış olması, son alınan 23/03/2009 tarihli bilirkişi kurulu raporları ve buna ek 03/12/2009 tarihli ek raporda davalı …’ın dava konusu zarardan sorumlu olmadığına dair görüş bildirilmesi, keza ceza dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporunda da müsnet suçun maddi unsurunu teşkil eden bir hususun bulunmadığının belirtilmesi göz önüne alınarak davalının söz konusu işlemler ile oluşan banka zararından sorumlu olmadığı ve davanın usulünce kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu kararın temyizi üzerine Dairemizin 30.06.2015 tarihli ve 2014/10377 E.-2015/23585 K. Sayılı kararı ile “Dosya içerisindeki bilirkişi raporları incelendiğinde, mahkemenin karar gerekçesinde ismi zikredilen bilirkişinin bulunduğu 01.11.2006 tarihli bilirkişi raporunda davalı …’ın banka zararından diğer davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunun belirtildiği, 30.05.2008 tarihli bilirkişi raporunda da davalının sorumluluğuna işaret edildiği diğer bilirkişi raporlarında davalının sorumlu olmadığının belirtildiği ve bu şekilde bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu anlaşılmakla, mahkemece dosyada şimdiye kadar rapor düzenleyen bilirkişiler dışında iki bankacı (birisi borsa uzmanı) bir hukukçudan oluşan bilirkişi kurulundan raporlar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeni bir rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken çelişkili raporlara dayanılarak karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iki bankacı ve bir hukukçu bilirkişiden aldırılan 14/11/2016 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek davalının, …’nun hisse senedi alım ve satım işlemlerine aracılık etmek üzere görevli brokerin yerine …’yı görevlendirdiği, başlangıçta …’yı davalının görevlendirilmiş olmaması halinde de … Şubesi’nin sorumluluğunda hisse senedi alım satımına aracılık yapan bu kişinin borsada işlem yapmasına ilişkin resmi bir sıfatı olmadığı, müşteri temsilcisi de olmadığı dikkate alındığında davalının …’nın belli bir süre hisse senedi alım satımına aracılık yapmasına izin vermesi, 15.07.2002-06.09.2002 tarihleri arasında … Yatırım ve … hisse senetlerinde yapılan büyük montanlı alım ve satım işlemlerinde hiçbir teminat almaması, ve bu şekilde bir şube yöneticisinden beklenmeyecek derecede bankacılık usul ve mevzuatına aykırı uygulamaları ile banka zararının oluşmasına sebebiyet verdiği, dava konusu işlemlerin … Yatırım’ın acentesi sıfatı ile … Şubesi tarafından gerçekleştirildiği, … Yatırım’ın mevzuat gereği zorunlu olan denetim görevini yerine getirmediği, …’nun hisse senedi alım satım işlemlerine aracılık yapan … müşteri temsilci olmayıp … Yatırım ile de resmi bir istihdam ilişkisi bulunmadığı halde hisse senedi alım satımına aracılık yapma görevini üstlendiği, … Yatırım ile komisyon pazarlığı yaptığı, … Yatırımın , herhangi bir sıfatı olmadığı halde …’nın İMKB de ki brokera talimat vermesine ve işlemleri gerçekleştirmesine müsaade ettiği, bu durumun … Yatırım’nın mevzuatına da aykırı olduğu, … Yatırım ve … hisse senetlerinin ani olarak önemli ölçüde değer kazanmış olmasını değerlendirmeyerek işlemleri iptal etmemiş olan … Yatırım yetkililerinin banka zararının oluşmasında önemli bir rol oynadıkları , … Yatırım’ın denetim görevine gerektiği şekilde yerine getirmediği ve yapılan söz konusu işlemlerde sorumluluğunun bulunduğu, banka zararının oluşmasında tek başına davalı …’ın sorumlu olmadığı kanaatine varılmış ve bilirkişi raporunda belirtildiği üzere eski şube müdürü olan davalı …’ın oluşan 1.859.844.42 TL zararın %25 ‘den yani 464.961,10 TL’sinden sorumlu olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 464.961,10 TL’nin 11/09/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, davalının davacı Banka’nın … Şubesi’nde müdür olarak görev yaptığı dönemde oluştuğu iddia edilen banka zararından sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı … ile birlikte talep konusu zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davadışı …, …, …, …, … hakkında … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada, davacı hakkında iş ilişkisi nedeniyle davanın tefrikine karar verilirken diğer davalılardan …, … hakkında açılan davada ispat şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine, …, … ve … hakkında açılan davanın ise kısmen kabulü ile 1.859,844,42 TL. zarardan birlikten sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Evleviyetle … 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülen bu davada dava konusu zarar ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporları incelendiğinde, davalı …’ın 01.11.2006 tarihli 1. heyet raporunda, diğer davalılar birlikte banka zararının tamamından, 30.11.2007 tarihli 2. ve 30.05.2008 tarihli 3. ek heyet raporlarında ise banka zararının %25 inden sorumlu olduğu belirtildiği, birisi ek rapor olan her üç bilirkişi raporunda da bilirkişi heyet üyelerinde değişiklik olduğu, yalnızca Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi … değişmeden bu raporlarda yer aldığı, ayrıca diğer heyet üyeleri arasında da dava konusu zararın dayanağı olan borsa işlemlerine ilişkin bir borsa uzmanının bulunmadığı görülmüştür. Daha sonra bu davada alınan ve aralarında hem bankacılık alanında uzman hem de borsa alanında uzmanın yer aldığı 23.03.2009 tarihli 4. heyet raporu ile aynı heyetten alınan 03.12.2009 tarihli 5. ek heyet raporlarında ise davacının uyuşmazlık konusu banka zararından sorumlu olmadığı yönünde görüşler bildirildiği görülmüştür.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada aldırılan ve arasında ikisinin bankacılık alanında uzman diğerinin ise hukukçu olduğu bilirkişi heyet raporunda ise davalı …’ın dava konusu banka zararından %25 sorumlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Dosya içeriğinde zarar talebinin dayanağını teşkil eden davacının Banka’nın 16.09.2002 tarihli ve 68/10 sayılı tahkikat raporu ile yine bu zarar ile ilintili olarak Sermaye Piyasası Kurulu’nun XVII-8/16-1 ve XVIII-8/17-2 sayılı raporlarının yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu zarara sebebiyet verenler hakkında ceza yargılamasının yapıldığı … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/323 esas sayılı dosyasında alınan 11.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda da, … hesabından yapılan işlemlere ilişkin yapılan incelemede,
“… ‘nun hesabından gerçekleşen alım işlemlerinin ilk günden olay tarihine kadar yüksek hacimli olduğu görülmektedir. Alınan hisselerin bedelinin mevzuat uyarınca (sanık ve müşteki arasından imzalanan aracı sözleşmesi hükümleri doğrultusunda) alım emrinin gerçekleştiği iş gününü takip eden iki iş günü sonrasında (T+2) düzenli olarak ödendiği, herhangi bir sorun çıkmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemeye sunulan aracı kurum sözleşmesi hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bu türden alımlarda aracı kurum riski ancak (T+2) süresi sonunda, müşterinin hisse senedi bedelini ilgili kuruma yatırmaması durumunda doğar, bu durumda aracı kurum söz konusu hisseleri re sen satabilir veya bakiye hisse senetlerini ilgili kurum hesabına alarak meydana gelen riskini kapatmaya çalışabilir. Dava konusu olayda ise bu süreye uyulmadığı, mevcut zarara bizzat aracı kurumun olası riski önlemek amacıyla erken/aceleci davranması sonucu sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır.” yönünde tespitin yapılarak,
“Bilirkişi heyeti olarak sanıklarca gerçekleştirildiği iddia edilen dava konusu eylemlerin müşteki bankaca biliniyor olduğunu (bilinmesi gerektiğini) düşünüldüğünden, sanıkların dolandırıcılık suçu kapsamında hile ve desise olarak nitelendirilebilecek bir davranışının bulunmadığı, mağdurun hataya düşürülmüş veya hatasından yararlanılmış olmadığı, dava konusu olayda aldatma sonucunda mağdur bakımından mameleki bir zarar doğmuş ve fail veya üçüncü kişiler yönünden haksız bir menfaat elde edilmiş olmadığını işbu gerekçelerden hareketle “nitelikli dolandırıcılık suçunun” maddi unsurunu teşkil eden bir hususun bulunmadığı,” yönünde sonuç ve kanaatin bildirildiği görülmüştür.
Sermaye Piyasası Kurulu’nca zarar konusu hakkında düzenlediği raporlarda banka ve aracı kurumda çalışan ilgililer hakkında suç duyurusu ve/veya işlem yapma yasağı önerilmesine karşın davalı … hakkında böyle bir teklifin getirilmediği, ceza yargılaması safhasında Sermaye Piyasası Kurulu’nun Mahkemeye gönderdiği 14.04.2009 tarihli yazıda ilgili dönemde Kurul uzmanları tarafından yapılan denetim sonucunda elde edilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde davalı … ve … hakkında suç duyurusunda bulunulmadığının bildirildiği, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/223 E. sayılı dosyasında da, sanık olan davalı … ve … ve müdafilerinin zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmemesini, atılı suçları işlemediklerinin sabit olması nedeniyle beraatlerine karar verilmesini talep ettikleri, ancak Mahkemece düşme kararı verme koşullarının oluşması durumunda yargılamaya devam edilerek başka bir karar verilmesi mümkün olmadığından bu savunmalarına itibar edilmeyerek haklarındaki davanın zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşürülmesine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunun, dosya içeriğindeki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermeye yeterli olmadığı, davanın tarafı olan davacı Banka’ca tek taraflı hazırlanan raporların esas aldığı gibi, bilirkişi heyet üyeleri arasında da bozma ilamı gereğinin aksine borsa uzmanına yer verilmediği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünü aydınlatmaya esas alınabilecek yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmıştır.
Nitekim bozma ilamı sonrası alınan bu bilirkişi raporunda davalının, …’nun hisse senetleri işlemlerine aracılık etmek üzere yetkisiz bir kişiyi görevlendirdiği ve davaya konu yüksek hacimli işlemlerin gerçekleştirildiği tarihlerde teminat almamış olması nedeniyle %25 oranında sorumlu olduğu kanaatine varıldığı görülmüş ise de; özellikle dosya içerisinde bulunan … 9. Asliye Ticaret M….
Eksik ve yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde sorumluluğun belirlenmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.