YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2841
KARAR NO : 2017/5667
KARAR TARİHİ : 24.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2015 tarih ve 2012/396-2015/898 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin … Gıda Paz. ve Tic. A.Ş.’nin hissedarı iken bu şirketin birleşme ve ünvan ve nevi değişikliği sonucu … Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanını aldığını, davalı şirketin yönetim kurulunda 01.09.2008 tarihinde yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı …’in istifa etmediği halde istifa etmiş gibi gösterilerek …’in yokluğunda istifasının kabulüne ve yerine müvekkili …’nin atanmasına 07 sayılı karar ile karar verildiğini, bu kararın altında davalı …’in ve dava dışı İsmail Ekinci’nin imzasının bulunduğunu, 08 sayılı kararla da yönetim kurulu başkanı …’in münferit imza ile şirketi münferiden temsil ve ilzam etmesine oybirliğiyle karar verildiğini ve bu kararın altında müvekkilinin de imzasının taklit edilerek yer aldığını, sahte imza ile alınan yönetim kurulu kararından önce davalı … ile dava dışı …’in müşterek imza ile davalı şirketin temsil ve ilzam edildiğini, bu karardan sonra davalı …’in davalı şirketi karşılıksız borçlandırdığını, bu borçlandırmalardan birinin de …’ye yapıldığını, şirketin zararına sebebiyet verdiğini ileri sürerek tescil ve ilan edilen 01.09.2008 gün ve 07-08 sayılı kararlarının batıllığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davanın kabulüne karar verilmesini, dava dışı …’in istifasının 21.09.2008 tarihli olmasına rağmen 01.09.2008 tarihli karar ile kabul edilmesinden sahteliğin sabit olduğunu ileri sürerek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Müdahil vekili; müvekkili tarafından davalı şirkete vekillik hizmeti verildiğini, bu hizmetlerin karşılığında davalı şirketten bir senet aldığını, senetin icra kanalıyla tahsil edildiğini, davacı ile davalı şirketin el ve işbirliği içerisinde bu davayı açarak senedi veren yöneticinin münferit imza ile temsil yetkisinin geçmişe etkili şekilde ortadan kaldırılmasının amaçlandığını, bu sayede icradan tahsil edilen senet hakkında açılan istirdat davasına delil elde edilmeye çalışıldığını, ileri sürerek davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; butlanı talep edilen yönetim kurulu kararları hakkında açılan sahteciliğe dayalı ceza davasında şirketin defterlerinin nerede olduğunun bulunamaması, fotokopi belgeler üzerinden yapılan incelemelerin sağlıklı bir sonuç vermemesi, belgelerin kandırma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının anlaşılamaması sebepleriyle sanıkların CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, davacı tarafından yönetim kurulu kararlarının sahte olduğu iddiasıyla işbu davanın açıldığı, genel ispat kuralı gereğince iddia edenin iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu, belge asılları üzerinde imza incelemesinin yaptırılması gerektiği, defterlerin akıbetinin belirsiz olduğunun ceza dosyasında sabit olduğu, davacı tarafından iddiasını ispata yarar herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, davalı şirket vekilinin davayı kabulünün 6100 sayılı HMK’nın 308/2. maddesi gereğince işbu davada dikkate alınamayacağı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın reddine, davalı … hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket yönetim kurulu kararlarının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkin olup mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu yönetim kurulu kararlarının alındığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 330. maddesinin 1. fıkrası “Esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça idare meclisinin bir karar verebilmesi için, azaların en az yarısından bir fazlasının hazır olması şarttır. Kararlar, mevcut azaların ekseriyetiyle verilir.” hükmünü amirdir. Anılan hüküm toplantı yeter sayısı bakımından emredici nitelikte olup davalı şirketin ana sözleşmesinde de aksine herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dava konusu olayda, davalı şirketin yönetim kurulu 3 kişiden oluşmaktadır. Bu durumda 3 kişilik yönetim kurulunun toplantı nisabı 3 kişi olup, davalı şirketin yönetim kurulunun 3 kişi ile toplanması gerekirken dava konusu 01.09.2008 tarihli 07 nolu yönetim kurulu kararının sahte imzalar ile oluşturulduğu iddia edilmiş ve imzaların sahtelik iddiası incelenememiş olsa da toplantı nisabı bulunmaksızın 2 imza ile alındığından yok hükmündedir. Yine 01.09.2008 tarihli 08 nolu karar ise 07 nolu karar ile atanan davacı …’nin katılımıyla verilmiş olup yok hükmünde karara istinaden üye ataması mümkün olmayıp 3 kişi ile toplanması gerekirken toplantı nisabı bulunmaksızın 2 imza ile alındığından yok hükmündedir. Bu durumda mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözetilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalı şirkete iadesine, 24/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.