YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7384
KARAR NO : 2017/5273
KARAR TARİHİ : 11.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada…3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2015 tarih ve 2015/207-2015/559 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili firmanın davalı banka nezdinde kullanmış olduğu kredileri erken kapatması nedeniyle davalı banka tarafından kendisinden alınan ücretlerin haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 6.420,41 TL’nin kesinti tarihi olan 24/02/2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkili banka…Şubesi’ nin 07/10/2014 tarihinde çıkan terör olayları sırasında tamamen yandığını, davacının kredi tutarı olarak belirttiği miktarların kredinin kapatılması için gereken ana para miktarları olduğunu, tacirler arasında Ticaret Kanunu uyarınca ücret isteme hakkı bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; ticari kredi için alınan erken kapama komisyonu ücretinin bu tür kesintinin genel işlem şartına aykırı olarak yazıldığının kabulü gerektiği, bu sebeple davacıdan kesilen erken kapama komisyonunun iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile söz konusu kesintinin kesinti tarihi olan 24/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı bankadan kullanılan kredilerin erken kapatılması nedeniyle erken kapama komisyonu adı altında yapılan haksız kesintilerin iadesi istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, bu tür kesintilerin genel işlem şartına aykırı olarak yazıldığının kabulü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Sözleşmelerin imzalandığı tarihte henüz yürürlüğe girmemiş olan 6098 sayılı TBK ve bu Kanunda düzenlenen genel işlem şartlarının somut olay bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 80. maddesinde “Akdin hükmünden veya mahiyetinden veya hal icabından iki tarafın hilâfını kast ettikleri anlaşılmadığı takdirde, borçlu borcunu vadesinden evvel ifa edebilir. Şu kadar ki borçlunun, vadeden evvel tediyede bulunmasından dolayı mukavele ile veya adeten mezun olmadıkça bir miktar tenzilât icrasına hakkı yoktur. ” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca kural olarak, borcun erken ifasına engel bir durum bulunmamakla birlikte borcun erken ifası nedeniyle aksi sözleşme, kanun veya adet gereği olmadıkça indirim talep edilemeyecektir. Taraflar arasında sözleşme serbestisi kapsamında ticari kredi sözleşmesi imzalanmış olup, kredi kullanan davacı şirketin de tacir olduğu ve tüm iş ve işlemlerinde basiretli tacir gibi davranması gerektiği, davalı bankanın tahsil ettiği komisyon ücretlerinin kredi sözleşmesi ve geri ödeme planı hükümlerine uygun oranlarda alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 11/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.