Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/12254 E. 2017/5326 K. 12.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12254
KARAR NO : 2017/5326
KARAR TARİHİ : 12.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/02/2016 tarih ve 2014/318-2016/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/10/2017 günü hazır bulunan asıl davada davacılar ile birleşen davada davacı vekili Av. … ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili asıl davada, davalı firma ortağı dava dışı…’nın uluslararası sermaye yatırımları alanlarında uzmanlığı nedeniyle uygun koşullarda fon sağlaması, kredi temin etmesi amacıyla davalı firma ile danışmanlık sözleşmesi imzaladığını ve sözleşme kapsamında faaliyete geçtiğini, davalı firmaya borç vermeyi kabul eden … 200.000 Euro, …Ltd. 100.000 Euro, … 200.000 Euro, Simonsfield Ltd. 200.000 Euro, Amrelle Ltd. 100.000 Euro, … 100.000 Euro olmak üzere 6 adet yatırımcı bulunduğunu, müvekillerinin belirtilen yatırımcılardan ilk beşi olduğunu, müvekkilleri ile davalı firma arasında belirtilen bedeller üzerinden 29 Ekim 2009 tarihli kredi/borç sözleşmeleri imzalandığını ve taahhüt edilen bedellerin davalının kredi sözleşmesinde belirtilen Euro hesabına ödendiğini, borcun vadesi geldiğinde ise davalı tarafından alacaklı müvekillerine geri ödenmediğini, davalı firmaya borcun ödenmesi için ihtarname keşide ettiklerini, ancak cevabi ihtarname ile borcun şirket kasasından borç verenden alınan talimat yazısı doğrultusunda tediye makbuzu karşılığında dava dışı… adındaki şahsa ödendiği belirtilerek müvekkilleri ile olan borç ilişkisinin reddedildiğini, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, zira müvekkillerinin alacaklı oldukları bedelin kendileri adına…’ya ödenmesi için davalı firmaya verilmiş bir talimatları olmadığını, davalı firmaya verilen kredi bedelleri müvekkillerine geri ödenmediği gibi davalı tarafça iddia edildiği şekilde…’ya da ödenmediğini, bir an için alacağın dava dışı…’ya ödendiği varsayılsa dahi müvekkillerinin böyle bir talimatı bulunmadığından davalının herhalde sorumlu olduğunu, sahte talimat asıllarındaki imzaların müvekkillerine ait olup olmadığının tespitinin gerektiğini, yaptırılacak imza incelemesi ile kredi sözleşmelerindeki imzanın davalı firma yetkilisine ait olduğunun tespiti halinde davalının sözleşme gereğince müvekkillerine olan borcunu ödemesi gerektiğini, imzanın şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı ve sahteliğin tespiti halinde ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca müvekkillerinden tahsil edilen bedelin iadesinin gerektiğini ileri sürerek, öncelikle davalı borçlunun toplam 800.000 Euro bedelindeki taşınır ve taşınmaz malları, bankalarda bulunan mevduatlarının ihtiyaten haczine, taşınmaz ve mevduatları üzerinde tasarrufta bulunmalarının engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 100.000’er Euro ana para ve taahhüt edilen asgari portföy getirisi oranı % 22 üzerinden 25.666,-‘er Euro olmak üzere toplam 125.666’er Euro’nun geri ödeme tarihi olan 02/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek libor+5 p.a faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkilleri … ile … firmalarına, 200.000,-‘er Euro ana para ve taahhüt edilen asgari portföy getirisi oranı % 22 üzerinden 51.333,-‘er Euro olmak üzere toplam 251.333’er Euro’nun geri ödeme tarihi olan 02/01/2011 tarihinden itibaren işleyecek libor+5 p.a faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkilleri …, … ve …’a ödenmesine, kredi sözleşmelerinin davalı şirketi hukuken borçlandıran belgeler olmadığının tespiti halinde ise 100.000 Euro’nun müvekkili … Limited. 100.000 Euro’nun müvekkili …, 200.000 Euro’nun müvekkili …, 200.000 Euro’nun müvekkili …, 200.000 Euro’nun müvekkili …’a temerrüt ihtarnamelerinin davalılara tebliğ edildiği 01/04/2011 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işleyecek ilgili para birimine bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, davacıların yabancılık teminatı yatırmaları gerektiğini, davacıların verdiği vekaletnamelerin usulüne uygun olmadığını, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir kredi sözleşmesi bulunmadığını, davacılar tarafından talep edilen miktarların da zaten davacıların talimat yazıları doğrultusunda ve tediye makbuzu karşılığında davalı şirketin kasasından dava dışı… adlı şahsa ödendiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde borçlu olmadığını, dolayısıyla davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacılar vekilinin sözleşme ilişkisinin geçersizliğinin tespiti halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talepte bulunduğunu, oysa BK 66. maddeye göre sebepsiz zenginleşme dolayısıyla açılan davalarda zamanaşımı süresinin bir yıl olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; davacının dayandığı kredi sözleşmelerindeki imzaların sahte olup, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin imzasını taşımadığını, sözleşmelerin davalı şirket bakımından hiçbir bağlayıcılığının olmadığını, davalı şirketin davacıların hiçbirinden talebinin olmadığını, para geldiği anlaşıldığı anda da ilk muhatap olan…’ya gelen havalelerin ilgili yönetmeliğe aykırı olduğu iletilerek davacıların talimatları uyarınca ilgili tutarların tediye makbuzu karşılığında şirket kasasından…’ya ödendiğini, davalı şirketin paraları iade ettiğini, mal varlığında herhangi bir artış olmadığını, dolayısıyla sebepsiz zenginleşmenin şartlarının oluşmadığını, dava dışı…’nın davacılarla danışıklı olarak hareket ederek kötü niyetli olduğunu,…’nın aldatıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, adı geçen bu kişi ile onun yakınları olan davacıların kötü niyetli olarak birlikte
hareket ettiklerini, haksız kazanç peşinde olduklarını, kaldı ki…’nın İran asıllı olduğu çocukluğunun Çeşme’de geçtiği ve Türkçe bildiğinin de taraflarınca bilindiğini, somut olayda asıl aldatılan ve mağdur edilenin yersiz ödeme talepleri ile uğraşmak zorunda kalan davalı şirket olduğunu, kendilerinin suç duyurusu üzerine şüpheliler… ile … hakkında yakalama kararı verildiğini, taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili birleşen davada, asıl davadaki gerekçelerle müvekkili tarafından davalıya ödenen 100.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek ilgili para birimine bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, asıl davadaki gerekçelerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kredi sözleşmelerindeki davalı şirket adına atılan imzaların şirket yetkilisine ait olmadığı, bu durumda taraflar arasındaki ilişkide kredi sözleşmesi hükümlerinin uygulanmayacağı, davacıların Euro cinsinde davalı şirkete banka havalesi yoluyla para gönderdiklerinin sabit olduğu, talimat belgelerinde davacılar adına atılan imzaların davacıların eli ürünü olmadığı, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözlü ödünç sözleşmesi olduğu, danışmanlık sözleşmesinin Halloran LLC ile Atilla Karaoğlu arasında imzalandığı, özleşmenin taraflarının farklı olduğu, kredi temini konusunu kapsamadığı, kaldı ki davacıların dayandığı kredi sözleşmelerindeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin danışmanlık sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava dışı…’nın taraflar arasındaki hukuki ilişkiye yani ödünç para verilmesine aracılık ettiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, ancak davacıların paraları banka havalesi yoluyla doğrudan davalı şirket hesabına gönderdikleri, paranın davalıya ödenmesi işleminde…’yı aracı kılmadıkları,…’nın taraflar arasındaki ödünç ilişkisine aracılık etmesi doğrudan şirket hesaplarına gönderilen paranın geri ödemesinin…’ya yapılmasını haklı göstermeyeceği, kaldı ki gerçekten bu ödemenin dava dışı anılan kişiye yapılıp yapılmadığı da sabit değildir. Ödemenin üçüncü şahıs konumundaki…’ya yapılmasını ihtiva eden davacılar tarafından verilmiş hukuken geçerli bir talimatın da olmadığı, davalının üçüncü kişiye yapmış olduğunu iddia ettiği ödeme ile borcunun sona ermeyeceği, davalı ödeme savunmasını hukuken geçerli, kabul edilebilecek delillerle ispat edemediğinden ödünç olarak verilen miktarları davacılara ödemekle yükümlü olduğu, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemi 10 yıllık genel dava zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalı yanın zamanaşımı def’inin yerind eolmadığı gerekçesi ile asıl davada davanın kısmen kabulü ile davacı …’in talebinin kabulü ile 100.000 Euro’nun, davacı …’in talebinin kısmen kabulü ile 99.950 Euro’nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile bu davacıya ödenmesine, davacı …’in talebinin kabulü ile 200.000 Euro nun, davacı … ‘un talebinin kısmen kabulü ile 99.925 Euro’nun, davacı …’un talebinin kabulü ile 200.000 Euro’nun 02/05/2011 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davada davanın kısmen kabulüne, davacı … Blanga’nın talebinin kısmen kabulü ile 99.990.-Euro’nun birleşen dava tarihi olan 09/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladığı en yüksek orandaki döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl ve birleşen dava, davacılar tarafından davalı şirkete verildiği iddia olunan paranın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı şirket vekili davacılar ve onlarla işbirliği halinde hareket ettiği iddiasında bulunduğu dava dışı… hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve yürütülen soruşturma dosyası kapsamında bazı davacılar hakkında yakalama kararı çıkartıldığını savunmuş olup, davalının bu savunması üzerinde durularak, soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması, davacılar hakkında ceza davası açılıp açılmadığının belirlenmesi, haklarında açılmış bir ceza davası var ise ceza dosyasının işbu dava dosyasına etkisinin değerlendirilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davada verilen hükmün davalı şirket yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.