YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18428
KARAR NO : 2017/22512
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 18/09/2001-30/12/2010 tarihleri arasında bekçi olarak … İnş. … A.Ş.’nin asıl işveren, diğer davalıların alt işveren olduğu baraj inşaatı işyerinde bekçi olarak sürekli çalıştığını, ancak …’na hizmetinin eksik ve girdi çıktı şeklinde bildirildiğini, davacının işyerinde çalışırken emekli olup ancak emeklilik sonrası çalışmasına devam ettiğini, … 16. Noterliğinin keşide edilen ihtarnameye rağmen alacaklarının ödenmediğini beyanla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı , fazla mesai ücreti , hafta tatil ücreti, ulusal bayram genel tatil ve yıllık ücretli izin alacağınin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı İsteminin Özeti:
Davalı … İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şirketi vekili; zamanaşımı itirazında bulunup davacının kesintisiz çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, iş akdinin 01/11/2008 tarihinde emeklilik nedeniyle sona erdirildiğini ve 01/11/2008 tarihine kadarki hizmet süresi için kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve 01/01/2008-01/11/2008 arası ödenmeyen ücret alacağı dahil 12.570.- TL’nin 04/12/2008 tarihinde … Muhasebe elemanı … tarafından … …’sine gönderildiğini, davacının iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiğinden davacının ihbar tazminatına hak kazanamadığını, 01/11/2008 sonrası … şirketi nezdinde çalışması olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … İnş. … A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; … İnş. … A.Ş.’nin 1999 yılında ihale ile aldığı … 1 Baraj ve … inşaatının ” daimi mekanik teçhizat ” yani cebri borular, vinçler ve baraj kapakları montajı dahil 17/06/1999 tarihinde … A.Ş. – … A.Ş. ortaklığına verildiğini ve … şirketinin … İnş. … A.Ş.’nin taşeronu olmadığını, … İnş. … A.Ş.’nin … şirketiyle imzaladığı 05/04/2006 tarihli sözleşme ile … Şirketine çelik konstrüksiyon çatı ile çeşitli ünitelerinde yaptırılacak olan korkuluk, merdiven vs gibi işleri verdiğini ve sözleşmenin 31/12/2006 tarihine kadar geçerli olduğunu, … … A.Ş.’nin diğer davalı şirketlerle hiçbir hukuki bağlantısı olmayıp bağımsız bir işveren olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Mak San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketle bir ilişkisi olmadığını, davada zamanaşımı olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili beyanlarında davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Davalılardan … … A.Ş.’nin … Barajı ve … İnşaatının yapımını üstlendiğini, … … A.Ş. Şirketi ile … – … ortaklığı arasında 01/01/1999 tarihinden geçerli olmak üzere taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, ilk taşeron … – … ortaklığının yapımını üstlendiği işi 11/10/1999 tarihinde davalı … ŞTİ.’ne devrettiği, davacının … işçisi olarak 18/09/2001 tarihinde işe başladığı, … – … ortaklığının taşeronluğunda çalışmasının bulunmadığı, … … ve … Şirketi arasında asıl-alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu, davacının emeklilik nedeniyle 01/11/2008 tarihinde işten ayrıldığı bu tarih sonrasına ait çalışmalarının ispat edilemediği gerekçesiyle davalılar … ve … şirketleri yönünden davanın reddine diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalılar arasında devir ilişkisi ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Kanun’un 3. fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda Mahkemece, … … A.Ş.’nin … Barajı ve … İnşaatının yapımını üstlendiği, … … A.Ş ile … – … ortaklığı arasında 01/01/1999 tarihinden geçerli olmak üzere taşeronluk sözleşmesi yapıldığı, ilk taşeron … – … ortaklığının yapımını üstlendiği işin 11/10/1999 tarihinde davalı … ŞTİ’ye devrettiği, davacının … işçisi olarak 18/09/2001 tarihinde işe başladığı, davacının … – … ortaklığının taşeronluğunda çalışmasının bulunmadığı ve … ile …-… arasında bir devir ilişkisi olduğu kabul edilmiştir. Ancak davacı adına … İnşaat tarafından verilen 18.09.2001, 04.06.2002, 23.06.2004 tarihli işe giriş bildirgelerinde davacının imzasının bulunduğu, işveren unvanı olarak gösterilen bölümlerin … … taşeronu … İnşaat şeklinde doldurulduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan hizmet alım sözleşmelerinde … … A.Ş’nin … I Baraj … inşaatının bir kısım işlerini …-… iş ortaklığına devrettiği, bu ortaklığın da işin yine bir kısmını … şirketine verdiği ancak … AŞ ile …-… ortaklığı sözleşmesinde taşeronun aldığı işi … … A.Ş.’nin yazılı onayı ve mütebakatı olmadan başkasına devredilemeyeceğinin ön görüldüğü, işin …’e devrinde ise … AŞ’nin onayı olduğunun ispatlanamadığı görülmüştür. O nedenle davalı …-… ortaklığının da diğer davalılar ile müteselsil ve müştereken sorumlu olduğu kabulü ile hüküm kurulması gerekirken söz konusu şirket yönünden davanın reddine karar vermek hatalı olmuştur.
2-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık ücretin miktarı konusundadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re’sen araştırılmalıdır.
Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; Mahkemece bekçi olan davacının 01.11.2008 tarihinde sona … 5 yıl 10 ay 25 günlük çalışma dönemi içerisinde ücretinin asgari ücret olduğu kabul edilerek dava konusu alacakları hesaplanmıştır. Davacı aylık net 1000,00 TL ücret aldığını iddia etmiştir. Ancak bu konudaki iddiası yeterince araştırılmamıştır. Yukarıda ilke kararında da belirtildiği şekilde davacı iddiası değerlendirilip ilgili oda ve meslek kuruluşlarından ayrıntılı emsal ücret araştırması yapılmalı; tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirilerek davacının gerçek ücreti tespit edilmelidir. Eksik inceleme ile ücretin yazılı şekilde kabul edilerek hüküm altına alınması yerinde olmamıştır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.