YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2105
KARAR NO : 2017/15631
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili; 338 ada 27 parsel sayılı taşınmazın…. adına kayıtlı olduğunu, kaydın 1972 yılında yapılan kadastro tespitine dayandığını, davacıların murisi ….’nin bu taşınmaza kadastro tespiti öncesi de dahil olmak üzere 38 yıldır davasız aralıksız zilyet olduğunu, murisin ölümünden sonra zilyetliği davacıların sürdürdüğünü, tespit tutanakları incelendiğinde kayıt maliki ….’in tespit yılı olan 1972 yılından 50-60 yıl önce öldüğünün anlaşıldığını, TMK’nun 713/2. maddesinde düzenlenen “tapu malikinin yirmi yıl önce ölmüş” olma koşulu ile davasız ve aralıksız yirmi yıl süre ile zilyet olma koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, taşınmaz üzerinde ahşap eski bir bina bulunduğunu, bu binayı davacıların murisinin yaptığını açıklayarak 338 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tescilini talep etmiştir.
Davalı … vekili; idarece yapılan araştırmada ….oğlu …in kim olduğuna dair bir bilgiye ulaşılamadığını, taraf teşkili sağlanabilmesi için taşınmazın diğer maliklerinin de belirlenerek onların da davaya dahil edilmeleri gerektiğini, kim olduğunun belirlenmesi durumunda 3561 sayılı Yasa uyarınca kayyım tayini yoluna gidilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; ilk kararda kayıt malikine … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 02.02.2011 tarih, 2010/1034 Esas ve 2011/87 Karar sayılı kararı ile atanan kayyım davaya dahil edilmiş olup, yargılama sonunda TMK’nun 713/1 ve 2. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 338 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline ve 1/4’er pay olarak davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı … ve dahili davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 25.04.2014 tarih, 2013/9215 Esas ve 2014/8222 Karar sayılı ilamıyla “bu tür davaların kayıt malikine kayyım atanmak suretiyle yürütülemeyeceğinden bahisle davada taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gerekçesiyle yerel mahkemece verilen karar bozulmuştur.
Bozma üzerine mahkemece; … taraf gösterilmek suretiyle Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi alınmış olup, alınan mirasçılık belgesinde “….oğlu …”in yasal mirasçısının belirlenemediği yönünde karar verildiği dolayısıyla TMK’nın 501. maddesi gereğince terekenin son mirasçı hazineye geçmiş olduğu anlaşılmış, hazineye ait taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı da anlaşıldığından davanın reddine” şeklinde karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; TMK 713/2 maddesinde yazılı bulunan “ölüm” hukuki sebebine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nun 713/2. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davalarında, taraf teşkilinin yargılama sırasında yerine getirilmesi de mümkündür. Çünkü bu tür davalar kamu düzeni ağırlıklı davalar olup, bir bakıma re’sen araştırma ve inceleme ilkesine tabi bulunmaktadırlar. Davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E. 2012/85 sayılı kararı) TMK’nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkün ise de kayıt malikine kayyım atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanaklı değildir.
Somut olayda; mahkemece bozma ilamına uyulmuş ve bozma doğrultusunda … Sulh Hukuk Mahkemesinden “….oğlu….” için Hazinenin de hasım gösterildiği mirasçılık belgesi alınmış ve bu mirasçılık belgesinde yasal mirasçılarının belirlenemediği tespit edilmekle son mirasçının TMK md 501 gereği devlet olduğu gözetilmeden hüküm kurulmuş olup esas mahkemesince, bu mirasçılık belgesinde çıkan sonuca itibar edilerek TMK’nın 501. maddesi kendiliğinden gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmişse de gerekçeli karardan ve dosya kapsamından davalının … olduğu ve aynı zamanda davanın kayyım ile de sürdürülmeye devam ettiği tespit edilmiştir.
TMK ‘nın 501. maddesine göre, mirasçı bırakmadan ölenlerin mirası Hazineye kalır. Buna göre TMK’nın 501. maddesi gözetilerek ve … de hasım gösterilerek tapu maliki “….oğlu …”in mirasçılık belgesinin alınması, anılan kanun maddesi uyarınca tapu malikinin mirasçısının tespit edilememesi durumunda son mirasçının … olduğunun gözetilmesi ve kanunlar uyarınca Hazineye kalan taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilemeyeceğine ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu md. 18 de gözetilerek hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi, mirasçıların belirlenmesi durumunda ise iptal ve tescil davasının bu kişilere yöneltilmesi ve deliller toplanarak esas hakkında karar verilmesi gerekirken dava ehliyeti bulunmayan kayyım aleyhine açılan iş bu davada yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.