Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/20501 E. 2017/25991 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20501
KARAR NO : 2017/25991
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının çalışma ücretinin, davalı kulüp tarafından ödenmemesi sebebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının haksız itirazının iptalini ve lehine icra tazminatı hükmedilmesini istemiştir.
Davalı … Klubü Derneği vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında profesyonel futbolcu sözleşmesi imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının sözleşmeye uygun olarak edimini ifa edip etmediği, davacının oynadığı maç sayısı ve bundan doğan ücretin ödenip ödenmediğinin uyuşmazlık konusu olduğu, sözleşmede maç başı ücret belirlenmekle birlikte asgari ücret esası benimsendiğinden yargılamanın iş mahkemesi sıfatıyla yapıldığı, davacının oynadığı maçların dökümü ve iş sözleşmesinin Türkiye Futbol Federasyonu’ndan getirtildiği ve davacının doğmuş ücret alacağının ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle icra takibine yapılan itirazın iptaline ve dava konusu alacağın miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanun’u kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Kanun’un 114/1. maddesine göre mahkemenin görevi dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen ve öncelikle dikkate alınmalıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, bir uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülebilmesi için işçi sayılan kişilerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlığın bulunması gerekir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının g bendi uyarınca, “sporcular” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.
29.03.2011 tarihli 27903 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Yasalarda Değişiklik Yapan 6215 sayılı yasanın 10., 11 ve 12. maddeleri ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda bazı değişiklikler yapılmış, Spor Federasyonlarının oluşumu ve federasyon bünyesinde oluşturulacak kurullarla ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunla uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak İlk Derece Hukuk Kurulları (ki bunlar arasında uyuşmazlık Çözüm Kurulu da yer almaktadır) ile bunların üstünde olmak üzere Tahkim Kurulu gösterilmişse de, bu kurulların görevine girecek uyuşmazlıkların nelerden ibaret olduğu konusunda açık bir düzenleme getirilmemiş, bu düzenleme TFF ana statüsüne bırakılmıştır. Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun görev ve yetkileri de Futbol Federasyonunun ana statüsünde belirlenmiştir.
TFF ana statüsünde TFF Genel Kurulunca yapılan değişiklik 21.7.2011 tarih ve 28001 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ana Statünün 21.7.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren değişik 56.maddesi gereğince Kulüpler, futbolcular teknik direktörler, antrenörler, futbolcu temsilcileri, sağlık personelleri ve müsabaka organizatörleri aralarındaki futbolla ilgili her türlü sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için uyuşmazlık çözüm kurulunun yetkisini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’nun yetkili olabilmesi için tarafların ihtilafın ortaya çıkmasından sonra kurulun yetkisini yazılı olarak kabul etmeleri şarttır. Aynı madde gereğince, sportif cezalarla, yetiştirme tazminatına ilişkin ihtilaflar münhasıran uyuşmazlık Çözüm Kurulu önünde çözülür.
TFF Yönetim Kurulunun 04.08.2010 tarihli Teknik Adamların Eğitimi Ve Sınıflandırılması Talimatının, Kısaltmalar ve Tanımlar başlığı altındaki 2/h-ı maddesinde “Teknik direktör, antrenör ve çalıştırıcıları”, teknik adam olarak belirtilmiş, aynı maddenin i ve j bentlerinde “Antrenör”, TFF tarafından düzenlenen kurslardan mezun olarak, -Antrenör Lisansı- almış veya TFF Yönetim Kurulunca belgelerinin denkliği kabul edilmiş olan kişi, “Teknik Sorumlu” ise, Profesyonel ve amatör takımları olan kulüpler ile imzalamış oldukları -Teknik Sorumlu Sözleşmesine dayanarak görev yapan kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Talimatın 3. maddesinde antrenörler ve teknik direktör sınıflandırılarak teknik direktörün, TFF tarafından düzenlenen “Teknik Direktör Kursu”ndan mezun olarak “Teknik Direktör Lisansı” almış veya TFF Yönetim Kurulunca belgelerinin denkliği kabul edilmiş olan eğitici kişiler olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, Ağustos 2010 tarihli Teknik Adamların Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatının, Tanımlar başlığı altındaki 2/h. maddesine göre, teknik adam; “ teknik sorumlu, antrenör ve amatör çalıştırıcıları” olarak tanımlanmış, 3. ve 4. maddelerinde teknik adamlar, profesyonel ve amatör lisanslı olarak farklı statüde değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Bu düzenlemelere göre; antrenör, gerekli bilgiyi bilim ışığında sporcunun başarısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri ve strateji ile birleştiren kişi; teknik direktör ise, eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için kullanan daha sonra bu bilgileri spor becerileri, strateji ve eğitici kimliği ile birleştiren ve antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygulatan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişi olarak tanımlamak mümkündür.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-4 sayılı kararları uyarınca özellikle iş hukukunda istisnai hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına konulan hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır.
Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, maç başı ücret belirlenmekle birlikte sözleşmede asgari ücret esası benimsendiğinden yargılamanın iş mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği kabul edilmiş ise de; yukarıdaki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında sporla doğrudan uğraşan sporcunun iş kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Davacı, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı üzere profosyonel futbolcu olup davalı taraf spor klubü; taraflar arasındaki mevcut sözleşme de profesyonel futbolcu sözleşmesidir.
O halde davada görevli mahkeme iş mahkemesi olmadığından, iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakılmasında isabet bulunmamaktadır. Mahkemece, davaya genel hukuk mahkemeleri sıfatıyla bakılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma sebebi olmakla davacı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazının kabul edilmesi ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.11.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.