YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/28351
KARAR NO : 2017/24675
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
Güveni kötüye kullanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/12/2016 tarihli ve 2016/59704 soruşturma, 2016/95851 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine dair mercii Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/02/2017 tarihli ve 2017/714 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22/05/2017 gün ve 94660652-105-06-3288-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/05/2017 gün ve 2017/33424 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155/2. maddesinde belirtilen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin şikayet süresinin dolmuş olduğundan bahisle şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki ile şüphelinin kardeş ve …….t Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortaklarından oldukları, şüphelinin 8.145,000,00 Türk lirasını şahsi hesabına geçirmek suretiyle anılan şirketi zarara uğrattığından bahisle yapılan soruşturma sırasında, dosya içerisine temin edilen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/79 esas ve 2012/130 karar sayılı dosyasına sunulan 28/03/2011 ve 14/07/2011 tarihli bilirkişi raporları ile şüphelinin, şirket müdürlüğünden azli ve idare-temsil yetkisinin kısıtlanmasının uygun olacağı yönünde görüş bildirildiği, bahse konu dosyaya ilişkin verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/02/2014 tarihli ve 2012/9915 esas, 2014/1889 karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yargılamanın derdest olduğu, bahse konu eylemin müşteki kardeş aleyhine değil, şirket aleyhine oluştuğu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet edildiğinin iddia edilmesi karşısında, şirket ile şüpheliye ait hesap dökümlerinin, şirkete ait ticari defter ve belgelerin temin edilmesini müteakip, iddia edilen hususlara ilişkin alanında uzman bilirkişilerden oluşan bir heyetten güncel bir rapor temin edilerek, 213 sayılı Kanun bakımından da bir değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi, sonucuna göre
kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Şerefoğlu inşaat sanayi ve ticaret şirketinin tüm ortaklarının şüphelinin kardeşleri ya da TCK’nın 167. maddesinde yer alan diğer kişilerden oluşması halinde, şikayetin süresinde olup olmadığı veya suçun sübutu halinde şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanabilirliğinin bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılabileceği dikkate alındığında; şüphelinin haksız yere menfaat temin ettiği iddia edilen tarihlerde, şirket ortaklarının kimler olduğunun ticaret sicili gazetesinden belirlenip, tüm ortakların anılan kanun maddesinde yer alan kişilerden oluşup oluşmadığı konusunda tespit yapılmadan, yine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet edildiği yönündeki şikayete ilişkin herhangi bir inceleme ve değerlendirilmede bulunulmadan, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 07.02.2017 tarih ve 2017/714 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.