YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/21857
KARAR NO : 2017/12174
KARAR TARİHİ : 06.07.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fark kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının emekli olarak işten ayrıldığını ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı alacağını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, sübut bulduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur.
Bozma ilamında özetle;
“Somut uyuşmazlıkta, bozmadan sonra alınan hükme esas ek bilirkişi raporunda denetime elverişli açıklama ve bozma ilamında belirtildiği şekilde bir değerlendirme yapılmadan “davacının 31.01.1994 tarihinden önceki çalışması hizmet süresine dahil edilmeden, ikinci dönem çalışması için tespit edilecek hizmet süresine göre yapılan hesaplama şekli aşağıda sunulmuştur” denilerek 10.03.1994-12.05.2010 arası dönem üzerinden bakiye kıdem tazminatı hesabı yapılmış, ancak, Dairemizin 03.03.2015 tarihli bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Oysa, Dairemizin söz konusu bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacıya atfen imza içeren 31.01.1994 tarihli “ücret bordrosu” başlıklı belge taraflardan sorulup, davacının 31.01.1994 tarihine kadar olan çalışma dönemi için 31.01.1994 tarihi itibari ile ödenmesi gereken kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı tutarlarının tamamının ödenip ödenmediği denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile hesaplatılarak, tamamının değil de bir kısmının ödendiğinin anlaşılması halinde bu ödeme belgelerinin makbuz sayılması; tamamının ödendiğinin anlaşılması halinde ise, 31.01.1994 tarihinden önceki çalışma süresinin tasfiye edildiğinin kabulü gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup, hükmün aynı nedenlerle tekrar bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmünün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Yerel Mahkemece 21.04.2016 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; Mahkemece davacıya atfen imza içeren 31.01.1994 tarihli “ücret bordrosu” başlıklı belge üzerindeki imzayı davacının inkar etmesi üzerine imza incelemesi yaptırılarak imzanın davacıya ait olduğu belirlenmiş ise de, davacının 31.01.1994 tarihine kadar olan çalışma dönemi için 31.01.1994 tarihi itibari ile ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarlarının tamamının ödenip ödenmediği denetime elverişli bir bilirkişi raporu ile hesaplatılarak tespit edilmemiştir.
İlk bozmadan sonra aldırılan ve hükme esas alınan 14.10.2015 havale tarihli ek bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığının 21.04.2016 tarihli bozma kararında açıklanmasına ve Mahkemece bu bozma kararına uyulmasına rağmen, bozma kararına uygun değerlendirme ve hesaplamalar içermeyen anılan bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesinin nedeni anlaşılamamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 31.01.1994 tarihine kadar olan çalışma dönemi için 31.01.1994 tarihi itibari ile ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarlarının tamamının ödenip ödenmediğinin tespiti amacıyla konusunda uzman, yeni ve denetime elverişli bir bilirkişiye hesaplama yaptırmak, kıdem tazminatının tamamının değil de bir kısmının ödendiğinin anlaşılması halinde ödeme belgelerini makbuz saymak; tamamının ödendiğinin anlaşılması halinde ise, 31.01.1994 tarihinden önceki çalışma süresinin tasfiye edildiğini kabul ederek sonuca gitmektir.
Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, hükmün aynı nedenlerle yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.