Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2014/13987 E. 2017/3016 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13987
KARAR NO : 2017/3016
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Yakınanın olay günü kendi özgür iradesiyle bir miktar alkollü içecek tüketip kanda 400 promil alkol seviyesine ulaşmasından sonra gelişen ve sanıklar tarafından işlenen suça teşkil eden haksız fiilde TCK’nın 149/1. maddesinin (e) bendinin uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-TCK’nın 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. TCK’nın 168. maddesinde “tek başına iade ve tazmine” değil “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine” önem verdiği anlaşılmaktadır. Anılan bu koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlak sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranış yoluyla da ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir.
TCK’nın 168. maddesinin son fıkrasının kısmen geri verme ya da tazminde etkin pişmanlık uygulanabilmesi için mağdurun aynen iade ya da tazmine rıza göstermesi aranırken bir oran göstermediği halde anılan madde gerekçesinde zararın mümkün olduğunca azaltılması suretiyle tazminden söz edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olan değerlendirildiğinde;

Yakınanın ilk ifadesinde, sanıkların olay günü gece saatlerinde kendisini darp edip bankamatik kartını alıp 450 TL parasını çektiklerini, ayrıca üzerindeki 50 TL’yi aldıklarını belirtip şikayetçi olduğu, sanıklar aynı gün yakalandıklarında yakınandan aldıkları paraların kendilerinde olup olmadığı sorulduğunda sanık …’in kendisinde yakınana ait 190 TL’nin olduğunu, sanık …’nın ise kendisinde yakınana ait 60 TL’nin olduğunu belirtip görevlilere teslim ettiği, yakınanın savcılık ifadesinde sanıkların 200 TL çekip üzerinden de 50 TL aldıklarını, 250 TL zararın giderildiğini belirtip, kovuşturma aşamasında kolluk ifadesinin doğru olduğunu, sanıkların herhangi bir şekilde ödeme yapmadıklarını, zarar talebinin olmadığını belirttiği dikkate alındığında;
Öncelikle, sanıkların zararın giderilmesi yönünde bir iradeyi ortaya koyup koymadıkları ve/veya nedametin ne şekilde yansıtıldığı duraksamasız olarak saptandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yasaya yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.