YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9189
KARAR NO : 2017/15117
KARAR TARİHİ : 21.06.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın sendikal sebeple feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken sendikal tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne ve sendikal tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karar davalı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce verilen 22.12.2015 tarihli bozma ilamına mahkemece uyulmuş, yapılan yargılama sonunda Davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmiş, sendikal tazminat talebi yerinde görülmüştür.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık iş sözleşmesinin işveren tarafından sendikal sebeple feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.
İş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Sendika özgürlüğünün güvencesi” başlıklı 25. maddesini birinci fıkrasına göre; “İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz” üçüncü fıkrasına göre; “İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.” Aynı maddenin beşinci fıkrasına göre ise; “Sendikal sebeple iş sözleşmesinin feshi halinde işçi, 4857 sayılı Kanun’un 18., 20. ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir ve iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir.” denilmektedir.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, işyerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki kurallarının işletilip işletilmediği, işyerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin imzalanıp imzalanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususların araştırılmasına yönelik ölçütler belirlenmiştir.
Dosya içeriğine ve emsal dosyalara göre iş yerinde uzun zaman devam eden çok sayıda işçinin iş sözleşmelerinin feshi süreci ve bir kısım işçilerin sendika üyeliğinden istifası sonucu gelinen noktada iş yerinde sendika üyesi işçi kalmadığı anlaşılmaktadır. Davalı işyerinde 2014 Temmuz ayında yoğunlaşan sendikal faaliyetler sonucunda Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığınce ”… sendikasının adı geçen iş yerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için 31.07.2014 tarihinde başvurması üzerine başvuru tarihi itibariyle iş yerinde 177 işçinin çalıştığı, 103 işçinin adı geçen sendikaya üye olduğu, buna ilişkin 06.8.2014 tarihli 14250 sayılı yetki yazısının taraflara dağıtımının yapıldığı bildirilmiştir. Davacı 26.07.2014 tarihinde sendika üyeliğine başvuruda bulunmuş ve aynı tarihte üye olduğu, 05.08.2014 tarihinde de haklı nedenle iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır.
Sosyal güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davalı işyerine Temmuz 2014’de 4 İşçi, Ağustos 2014’de 5 işçi, Eylül 2014’de 4 işçi, Ekim 2014’de 3 işçi, Ocak 2015’de 3 işçi, Şubat 2015’de 10 işçi, Nisan 2015’de 3 işçi, Mayıs 2015’de 15 işçi, Haziran 2015’de 18 işçi, Temmuz 2015’de 9 işçi, Ağustos 2015′ de 15 işçi, Eylül 2015’de 8 işçi, Ekim 2015’de 5 işçi, Kasım 2015’de 1 işçi, Aralık 2015’de 1 işçi olmak üzere işyeri kapanana kadar 104 işçinin işe alındığı, Ocak 2016’da davalının iflası ile tüm işçilerin 17 koduyla (işyerinin kapanması) çıkışının yapıldığı görülmüştür. Aralık 2015 tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısı 74 olup davalı işyerinde sendikalı işçi kalmadığı anlaşılmaktadır. Başlangıçta %57,44 olan sendikalı işçi oranı sıfıra düşmüştür.
Yine kayıtlar elverdiği ölçüde yapılan incelemede, … isimli işçinin 26.07.2014 tarihinde sendikaya üye olduğu, 13.02.2015 tarihinde sendika üyeliğinden istifa ettiği, 12.05.2012 tarihinde yeniden işe girdiği, … isimli işçinin 19.08.2014 tarihinde üye olduğu, 30.04.2015 tarihinde sendika üyeliğinden istifa ettiği, 06.05.2015 tarihinde yeniden işe giriş yaptığı, 11.05.2015 tarihinde … isimli işçinin istifa etti, 12 Mayıs’ta tekrar işe giriş yaptığı, 14.05.2015 tarihinde … isimli işçinin sendika üyeliğinden istifa ettiği, 15.05.2015 tarihinde tekrar işe giriş yaptığı, 25.05.2015 tarihinde … isimli işçinin sendika üyeliğinden istifa ettiği, 25.05.2015 tarihinde tekrar işe giriş yaptığı, 24.05.2015 tarihinde … isimli işçinin istifa ettiği, 25.05.2015 tarihinde işe yeniden giriş yaptığı anlaşılmaktadır.
Serinin diğer dosyalarında dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının incelenmesinde, Dairemizin 2017\ 10278 esas sayılı dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen …, ‘ben şu anda işyerinde çalışmayı sürdürüyorum ben de sendika üyesi oldum, son 30 Nisan günü sabahtan ya bugün sendikadan istifa edeceksiniz ya da tazminatsız olarak işinize son vereceğiz dediler bunun üzerine ben ve son kalan arkadaşlar sendikadan ayrıldık çalışmayı sürdürüyoruz sendikadan ayrılmayan arkadaşların iş akdi feshedildi’, Dairemizin 2017\10279 esas sayılı dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen …’nın ‘Ben halen fabrikada çalışmayı sürdürüyorum ben sendika üyeliğinden ayrıldım benim iş akdim hiç feshedilmedi sendikadan ayrıldığım için ben çalışmayı sürdürdüm davacının iş akdinin ne zaman sonlandırıldığını bilmiyorum bize ya istifa edeceksiniz ya da iş akdiniz sonlandırılacak şeklinde söylendi. Biz de sendika üyeliğinden istifa ettik, bu nedenle ben çalışmaya devam ediyorum.’, Dairemizin 2017\17044 esas sayılı dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen …‘nun ‘Ben sendika üyesiydim, bu nedenle işten çıkartıldım ancak sonrasında işsiz kalmamak için sendika üyeliğinden istifa ettim ve tekrar işe başladım. Sendika faaliyetlerinden sonra sendika üyesi olan tüm işçiler işten çıkartıldı. Sendika üyeliğinden istifa edenler tekrar işe alındılar. Sendika üyesi olan işçilerin bir kısmı kadro daraltılması nedeniyle bir kısmı iş güvenliğine uymadığından dolayı çıkartıldı, değişik sebepler göstererek bizi işten çıkarttılar. Fabrika faaliyetine devam ediyor ve sürekli eleman ihtiyacı oluyor. Davacı işten çıkartıldıktan sonra da yeni eleman alınmaya devam edildi.’ Dairemizin 2017\10281 esas sayılı dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen …’ün ‘sendikaya üye olması nedeni ile iş akdi feshedildi ben de sendikaya üye idim sendika üyeliğinden ayrılınca fabrikada çalışmayı sürdürdüm fabrika benim çıkışımı vermiştim aynı gün ben bir saat içinde gidip sendika üyeliğinden istifa ettim aynı gün beni tekrar işe aldılar ben çalışmayı sürdürdüm,’ şeklindeki beyanları, davacı tanıklarının iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiği yönündeki beyanları, üyelik ile fesih arasında geçen kısa süre, işyerinde sendikalı işçi kalmamasına karşın çok sayıda işçi alımı yapıldığı dikkate alındığında feshin sendikal sebebe dayandığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davacının iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedildiğinin gözetilerek, işe başlatılmaması halinde mülga 2821 sayılı Kanun’un 31. ve 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca sendikal tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının işine iadesine,
3-Davacının yasal süresi içinde başvurusuna bağlı olmaksızın 1 yıllık ücreti tutarında sendikal tazminatın BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Alınması gereken 29,20 TL harçtan peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir KAYDINA,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan bozma öncesi ve bozma sonrası olmak üzere müzekkere, posta ücretinden oluşan toplam 197,00 TL ile 50,40 TL harç olmak üzere toplam 274,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yapılan bozma öncesi ve bozma sonrası yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avanslarının dosyanın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara İADESİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.06.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.