Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/34529 E. 2017/15845 K. 03.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/34529
KARAR NO : 2017/15845
KARAR TARİHİ : 03.07.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davalı işyerinde, taşeron şirketler bünyesinde ilave tediye ücreti hak edecek şekilde çalıştığını, davalı hastanenin kan alma, serum takma, hasta bakımı gibi uzmanlık gerektiren hizmetlerini taşeron şirketler vasıtasıyla yürüttüğünü, … İş Sendikasının başvurusu sonucunda Çalışma Bakanlığı İş Müfettişlerince davalı işyerinde yapılan incelemede 01.01.2008- 31.12.2010 tarihleri arasındaki temizlik hizmetleri işi ile 01.01.2009-31.12.2010 tarihleri arasındaki biyomedikal aletlerin temizlik işi sözleşmelerindeki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini, muvazaa raporunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 3/2.maddesi gereğince davalı işyeri ve taşeron … İnş. Tem. Tur. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. ile … Tur. Tem. Gıda ve Taş. A.Ş.’ye tebliğ edilerek kesinleştiğini, kesinleşen rapor sonucunda davacının davalı işyerinin işçisi konumuna geldiğini, 6772 sayılı Yasanın 1. ve 3. maddesi gereğince ödenmesi gereken yıllık iki aylık ilave tediye ücretinin davacıya ödenmediğini, muvazaalı işlem nedeniyle ödenmeyen, ilave tediye alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Savunmasının Özeti
Davalı vekili; müvekkili idareye karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin seri nitelikli kararları ile davacıların 2011 tarihi sonrası alındığı işlerde çalıştırıldığından bu tarihten sonraki ilave tediye alacağı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu ve yeniden inceleme yapılması yönünden bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmakla; yeniden yapılan değerlendirmede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Müfettişliğince tanzim olunan 08.08.2009 tarih ve 61 sayılı rapor ve eki tutanaklar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı Üniversitenin hizmet alımı yaptığı alt işveren şirketler nezdinde 2002 yılından itibaren çalışmaya başladığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliğince tanzim olunan 08.08.2009 tarih ve 61 sayılı rapor ile davalı üniversite ile dava dışı şirketler arasındaki alt işveren ilişkisinin muvazzalı olduğuna dair yapılan tespit sonrasında davacının davalı Üniversite nezdinde dava tarihine kadar aralıksız olarak çalışmaya devam ettiği gerekçesiyle ilave tediye ücretinin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, asıl işveren alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Kanun’un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.
Bilindiği üzere 24.07.2003 tarih ve 25178 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 11. maddesi gereğince 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin III. Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetleri Sınıfı başlıklı kısmına eklenen fıkra ile “Bu sınıfa dahil personel tarafından yerine getirilmesi gereken hizmetler, lüzumu halinde bedeli döner sermaye gelirlerinden ödenmek kaydıyla bakanlıkça tespit edilecek esas ve usullere göre hizmet satın alınması yoluyla gördürülebilir.” hükmü getirilmiş; sağlık ve yardımcı sağlık personeli tarafından yürütülen sağlık hizmetlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda öngörülen istihdam şekillerinden farklı olarak, gerektiğinde hizmet satın alma yolu ile de gördürülebileceği ve anılan hizmetin satın alma işlemlerine ilişkin esas ve usullerin de bakanlıkça tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede gerek Kanun’un tanzim şekli, gerekse satın alınacak olan sağlık hizmetinin diğer hizmet alanlarına nazaran haiz olduğu önem ve hususiyet göz önüne alındığında, bu kabil hizmetlerin satın alınması işlemlerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve bu kanuna dayanılarak nazırlanmış bulunan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği hükümlerinin bire bir uygulanma imkanının olmaması nedeniyle temel ilkeler ve kurallarda anılan kanun ve yönetmelik hükümlerine bağlı kalmak koşuluyla, salt sağlık hizmetlerinin satın alma yoluyla gördürülmesine yönelik olarak bu esas ve usullerin hazırlanması zarureti doğmuş ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay Başkanlığı’nın da uygun görüşü alınmak suretiyle bakanlıkça hazırlanmış bulunan bu esas ve usuller 05.05.2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda, her ne kadar bozma ilamı ile asıl işveren işçisi sayıldığından muvazaalı iş ilişkisini takip eden dönem ihalelerinde alındığı yardımcı hizmet işlerinde veya kanunla cevaz verilen hastanenin asıl işlerinde çalıştırılsa bile asıl işveren kendi işçisini alt işverene devrettiğinden muvazaalı ilişkinin varlığı devam edecektir yönünde karar verilmişse de söz konusu kararın dosya kapsamı ve sonrasında elde edilen hizmet alım sözleşmeleri de dikkate alındığında maddi hataya dayalı bir değerlendirme olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece maddi hataya dayalı bozmaya uyma kararı usuli müktesap hak oluşturmayacak olup bozma sonrası Mahkemenin hizmet alım sözleşmesinin muvazaaya dayandığı yönündeki tespit nedeniyle taşeron işçisi olan davacının ilave tediye alacağına hak kazandığına ilişkin kabulü eksik araştırmaya dayalıdır. 2008-2010 yıllarını kapsayan hizmet alım sözleşmeleri hakkında iş müfettişi raporlarına göre kesinleşmiş bir muvazaa kararının varlığı tartışmasızdır. Ancak, her hizmet alım sözleşmesinin kendi şartları dahilinde değerlendirilmesi gerekmekte olup dosyaya sunulan 2011 yılından itibaren imzalanan hizmet alım sözleşmelerinde her hizmet için ayrı alım işinin yapıldığı; hizmet alım sözleşmelerinin eki teknik şartnamelerde sağlık hizmetleri bünyesinde klinik, poliklinik, yoğun bakım, ameliyathane ve eczanelerinde eczacılık hizmeti, anestezi-radyoloji-radyoterapi teknisyenliği hizmeti, laboratuar teknisyenliği hizmeti, hastabakıcı hizmetleri ve hemşirelik hizmetlerinin; destek hizmetleri çatısında klinik, poliklinik, yoğun bakım, ameliyathane ve eczanelerinde, sekreterlik-büro hizmetleri, çamaşırhane hizmetleri, hasta ve ziyaretçi yönlendirme hizmeti, teknik bakım ünitesi çalışmalarının incelendiği görülmektedir. Bu anlamda Mahkemece davacının hangi tarihli ihale ile hangi işverene bağlı çalıştırıldığı, ilgili hizmet alım sözleşmesinde gösterilen iş dışında başka bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığı, özel mevzuatta davacıya yaptırılan işin üçüncü kişlere gördürülebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının yaptığı belirlenen işin üçüncü kişilere gördürülebileceğine ilişkin bir açıklık bulunmaması halinde; yapılan iş asli işlerden ise, teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı, yardımcı iş ise davacının hizmet alım sözleşmesine uygun olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı belirlenmeli, davacının, davalının kadrolu işçileri ile aynı işi yapıp yapmadığı, yaptırılan iş yönünden davacıya emir ve talimatların kim/kimler tarafından verildiği, araç-gereçlerin nasıl temin edildiği, asıl işverenin gözetim ve denetim yükümlülüğünü aşacak boyutta ve özellikle yüklenici firmanın işverenlik sıfatını ortadan kaldıracak, onu bordro ya da kayden işveren durumuna sokacak hususların olup olmadığı üzerinde durularak bu hususlar açıklığa kavuşturulmalı ve özellikle de yüklenici şirketin, işyerinde davalı İdareden ayrı ve bağımsız olarak kendine özgü organizasyon yapısı oluşturup oluşturmadığı, hukuki, fiili ve ekonomik bağımsızlığının bulunup bulunmadığı, davalı İdareden başka ticari faaliyetleri bulunup bulunmadığı yani salt davalı İdareye hizmet vermek amacıyla kurulup bu doğrultuda hareket edip etmediği, aralarındaki ilişkinin işçi temini niteliğinde kabul edilip edilmeyeceği tüm delillerle birlikte değerlendirilerek tespit edilmelidir.
Açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olup Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, 03.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.