Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/36034 E. 2017/15792 K. 03.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/36034
KARAR NO : 2017/15792
KARAR TARİHİ : 03.07.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 03.01.2008 tarihinde taşeron firma aracılığıyla davalı … Genel Müdürlüğü … Müdürlüğü … Şube Şefliğinde işe başladığını, yıllar içerisinde hizmet alımı yapılan firmalar değişmesine rağmen 30.12.2011 tarihine kadar taşeron işçi adı altında düz işçi olarak çalıştırılmaya devam edildiğini,sözlü olarak işine son verildiğinin blidirlidiğini, yapılan feshin usulsüz olduğunu, davacının gerçek işvereninin davalı … Genel Müdürlüğü olduğunu ve burdaki işine iadesinin gerektiğini beyan ederek davacının işveren … Genel Müdürlüğü’ndeki işine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının idare tarafından ihale sonucu sözleşme imzalanan firmalar bünyesinde çalıştığını, aralarında bir iş sözleşmesi bulunmadığını, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu olayda muvazaa olmadığını, davacının yüklenici firmanın elemanı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dahili Davalının Cevabının Özeti:
Dahili davalı …; işçilerden sadece … ve …’ın işyerinde çalıştığını, belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, taşeron olduğunu, ihaleyi alanın her yıl değiştiğini ve davanın reddi gerektiğini ifade etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının … Genel Müdürlüğü’ndeki işine iadesine karar verilmiş, Dairemizin 2013/36808 esas, 2014/3066 karar sayılı bozma ilamı ile; “son alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilerek taraf teşkili sağlanmalıdır. Taraf teşkili sağlandıktan sonra gerekli tüm belgeler titizlikle toplanarak incelenmeli, 6001 sayılı … Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesi, davacının yürüttüğü iş açısından alt işveren ilişkisinin kurulabilir olması açısından irdelenmeli, muvazaa olgusu her dosya için ayrı ayrı tartışılmalıdır.” gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece muvazaa iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Mahkeme emsal olarak Dairemizin 2016/20302 esas, 2016/19579 karar sayılı ilamına dayanmıştır.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında asıl işveren davalı ile alt işverenler arasında muvazaa olup olmadığı, uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmış; aynı maddenin yedinci fıkrasında “asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” kuralına yer verilmiştir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi halinde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme” unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Bundan başka ilişki muvazaaya dayanmamalıdır. Aksi halde alt işveren işçisi başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görecektir.
6001 sayılı … Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca, davalının yapacağı hizmetlerin başkasından satın alınması da mümkündür. Sözü edilen düzenleme ile asıl işin tamamı ya da bir kısmı 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde öngörülen sınırlamalara tabi olmaksızın alt işverene verilebilir. Bu durumda sadece 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 7. fıkrası ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi çerçevesinde muvazaa denetimi yapılabilir.
Eldeki dava; mahkemenin emsal karar olarak dayandığı Dairemizin 2016/20302 esas, 2016/19579 karar sayılı ilamı, maddi hata incelemesi sonucu yine Dairemizin 2017/3907 esas sayılı kararı ile ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca davacının açtığı Ankara 16. İş Mahkemesi’nin 2012/714 esas, 2013/445 karar sayılı dosyasında davalı asıl işveren ile taşeron alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığı tartılmış, Mahkemesince davalı asıl işveren ile taşeron alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu tespit edilmiştir. Bu karar temyiz edilmekle Dairemizin 2016/19494 esas, 2016/21394 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Davalı asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale gelmiştir.
2-4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi uyarınca aynı yasanın 18. maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshetmek isteyen işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı fesih bildiriminin, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde içermesi zorunludur.
Yazılı şekil, ayrıca açıklık, aleniyet ve ispat fonksiyonu haizdir. Yazılı şekil, 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca yapılacak fesihler için geçerlilik şartı olarak aranmaktadır. Anılan madde uyarınca, işveren fesih bildirimini yazılı yapmak zorunda olduğu gibi fesih sebeplerini de yazılı olarak göstermek zorundadır. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen işverenin haklı nedenle derhal feshinde yazılı şekil şartı aranmamaktadır. Geçerli bir sebebin yazılı fesih bildirimi ile belirtmesi iş güvencesi kapsamı içindeki işçiler için zorunludur.
Dosyada, davalı işverenin, davacı işçinin iş sözleşmesini yazılı olarak feshettiğine, fesih sebebini açıkça bildirdiğine dair kayıt ve belge bulunmamaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshi anılan usul ve kurallara uygun olarak feshedilmediğinden yapılan fesih geçersizdir.
Her ne kadar Mahkemece muvazaanın davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de uyuşmazlığa konu çalışma dönemine ilişkin, davacının ve emsali olan işçilerin açtıkları davalar neticesinde verilen, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararlarının varlığı ve feshin geçersizliği hep birlikte dikkate alındığında davacının davasının kabulü ile davacının asıl işveren … Genel Müdürlüğü’ndeki işine iadesine karar verilmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının Karayolları Genel Müdürlüğü’ndeki işine İADESİNE,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 10,25 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça sarf edilen 403,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.07.2017 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.