YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6995
KARAR NO : 2014/13613
KARAR TARİHİ : 11.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 23/05/2013 gün ve 2012/134-2013/506 sayılı kararı onayan Daire’nin 31.01.2014 gün ve 2013/12986-2014/1743 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı …’ın asıl borçlu sıfatı ile imzaladığı 08.02.2006 tarihli genel kredi sözleşmesine dayanılarak 51.000 TL kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesinde davalı …’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının mevcut olduğunu, asıl borçlunun ve kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunan … ve de borcunu ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL alacağın faizi ve sair ferileri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı bankanın bir başka kredi için sözleşme imzalatırken birden fazla evrak imzalatmak suretiyle dava konusu sözleşmeyi de imzalattıklarını, sorumlu kişiler hakkında yasal soruşturma başlatılması için şikayette bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, etkilileri hakkında resmi belgede sahtecilik, banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacı ile dolandırıcılık, suç işleme amacı ile örgüt kurma, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından dolayı kamu davası açıldığı, davalının iradesinin fesada uğratılarak anılan sözleşmeye kefil olarak imzasının alındığı, verilmemesi gereken kredinin …’a verilmiş gibi işlem yapıldığı ve kredinin araç alım satımı ile uğraşan yetkilileri hesabına aktarıldığı ve bu anlamda banka personelinin ağır kusurlu olarak hareket ettiğinin kabulü gerektiği, hiç kimsenin kendi kusurundan kendi lehine hukuki sonuçlar çıkaramayacağı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 31.01.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
…/…
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, karar düzeltme isteyen davacı harç ve cezadan muaf olduğundan harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.