YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7491
KARAR NO : 2014/14954
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/11/2013 tarih ve 2013/474-2013/679 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler elektronik ortamda okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının 08.03.2010 tarihinde tavukçuluk yatırım kredisi kullandığını, davalı banka tarafından hayat sigortası yapıldığını ve ilk verilen krediden 13.467,90 TL sigorta primi kesildiğini, daha sonra davacının izni ve bilgisi olmadan hayat sigortasının davalı bankaca yenilendiğini ve bu kez faiziyle 31.500 TL prim talep edildiğini, davacının davalı banka çalışanlarının yönlendirmesi ile sözleşmeleri imzaladığını, bu nedenle yapılan hayat sigortalarında davacının izni ve bilgisi olmadığını, Tüketici Yasası’nın 5. maddesine göre hayat sigortası yapılmasının zorunlu olmadığını ileri sürerek talep edilen hayat sigortası bedelinden sorumlu tutulamayacaklarının tespitini ve hayat sigortası bedeli olarak tahsil edilen 13.464,00 TL’nin istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının krediyi kullandığı esnada 70 yaşının üzerinde olduğunu ve banka tarafından zorunlu olarak tahsili gereken hayat sigortasının haksız şart olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 12.6 maddesinde “Müşteri bankaca uygun görüldüğü takdirde banka mevzuatına göre hayat sigortası veya başkaca herhangi bir sigortayı yaptırmaya bankanın yetkili olduğunu, sigorta yapılması işlemlerindeki gerçeğe aykırı beyanlardan dolayı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, süreleri biten sigorta poliçelerinin 12.2 madde esasları doğrultusunda yenilettirmeyi, bu hususun banka için bir mecburiyet teşkil etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder.” hükmünü içerdiği, anılan düzenleme karşısında davalı bankanın 6762 sayılı TTK’nın 1321 maddesi anlamında menfaat sahibi olduğu ve yine anılan Yasa’nın 1329 maddesi hükmü gereğince de sözleşmeden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep etme hakkı olduğu davalı bankanın kredi borçlusunun hayat sigortası yapılmasındaki asıl amacının kredi borcunun teminat altına alınması olduğu, belli bir prim ödeme borcu getirmekle birlikte, hayat sigortası kapsamına alınmasında sigortalının da bir menfaatinin bulunduğu, taraflar açısından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesinin esas olup, bu düzenlemenin haksız şart niteliğinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasına yasal bir engel de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı alınmasına, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.