YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1872
KARAR NO : 2017/4082
KARAR TARİHİ : 02.05.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1163 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I.Sanık … müdafiinin temyiz başvurusunun incelenmesinde;
Sanık adına hükmü temyiz eden Avukat …’nın dosya kapsamında sanıktan almış olduğu usulüne uygun vekaletnamesi bulunmadığı gibi sanık ile birlikte duruşmalarda da hazır bulunmadığı, yine sanığın alınan savunmasında müdafii talep etmediği, aynı zamanda sanığın mahkumiyetine karar verilen suçun da zorunlu müdafii gerektirmediğinin anlaşılması yanında, kararın CMUK’nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra temyiz edildiği de anlaşıldığından temyiz isteğinin CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
II.Sanıklar … ve …’un 01.07.2008 suç tarihli eyleme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/2. maddesinde öngörülen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın CMUK’nın 325. maddesi gereğince hükmü temyiz etmeyen sanık …’e teşmiline,.\..
III.Sanıklar … ve …’un 01.07.2013 suç tarihli eyleme yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde;
Manisa Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ nün 16.05.2014 tarihli yazı içeriğinde kooperatife ait kuruluş genel kurulunun 02.06.2006 tarihinde yapıldığının ve 2007 ve 2008 yılına ait genel kurulların yapıldığı yönünde herhangi bir belgeye rastlanmadığının belirtildiği, yine ekinde bulunan 19.07.2010 tarihli genel kurul toplantı tutanağı içeriğine göre yapılan toplantının da 2008 ve 2009 hesap yıllarına ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, kooperatifin 2007-2008-2009 yıllarında genel kurul toplantılarını yapmaması nedeniyle münfesih hale geleceği ve bu tarihten itibaren sona eren tüzel kişiliğin genel kurul toplantısı yapmamasından söz edilemeyeceği gözetildiğinde iddianame ile dava konusu edilen 2013 yılında anılan kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmakla, unsurları yönünden oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre ise;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile TCK’nın 75. maddesinde yapılan değişiklik sonucu 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/2. maddesinde öngörülen suçun önödeme kapsamına alınması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2-19.07.2010 tarihli genel kurul toplantı tutanağında yönetim kurulu üyeleri arasında sanık …’un isminin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında hangi gerekçe ile ceza tayinine gidildiğinin hükümde belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın CMUK’nın 325. maddesi gereğince hükmü temyiz etmeyen sanık …’e sirayet ettirilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.