YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13386
KARAR NO : 2014/3677
KARAR TARİHİ : 27.02.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.05.2013 tarih ve 2012/132-2013/372 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirketin 2004 yılında davacı ve davalı dışındaki ortaklar tarafından kurulduğunu, davalı ile başka bir ortağın daveti üzerine müvekkili …’ın da söz konusu şirkete ortak olduğunu, şirketin faaliyetinin küçük bir sağlık kliniği işletmek olduğunu, şirketin 2009 yılına kadar tamamen davalının hesap işlerini yürütmesiyle sürdüğünü, davacının ne zaman hesap işlerinde davalının suistimallerini tespit edip davalı ile yüzleştikten sonra sorunların çıkmaya başladığını, o günden sonra da davalının işyerine gelmemeye ve klinikteki hizmetleri düzgün vermemeye başladığını, müvekkilinin 06/05/2010 tarihinde devlet memurluğuna dönmesinden sonra şirket ve hesapları üzerindeki tüm kontrolü davalının ele geçirdiğini, gelen tüm paraların davalı tarafından keyfi olarak kendi hesabına aktarıldığını ve davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, davacının yaptığı hesaplara göre şirketin ortağı olduğu günden bu güne davalının uhdesinde kalan alacağının tahmini olarak 50.000,00 TL olduğunu, davalı tarafın açtığı dava sonucunda şirketin tasfiyesine karar verildiğini, tarafların daha sonra bir araya gelerek tasfiye konusunda uzlaştıklarını, tasfiyenin halen sürdüğünü, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 50.000,00 TL’nin 06/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, açılan davanın kar payı dağıtımı ile ilgili bir dava olduğunu, bu nedenle mahkemenin görevsiz olduğunu, davayı ve iddiaları kabul etmediklerini, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın Salihli Devlet Hastanesi’nde 2010 yılı Haziran ayında göreve başlamasından sonra şirket faaliyetlerini engellemek için çalıştığını, … Devlet Hastanesi’nden görev yapmasından dolayı şirketten çalışan olarak maaş almadığını, davacı tarafın dilekçesinin ikinci paragrafında davalının 06/05/2010 tarihinde şirketi temsil konusunda tüm kontrolü ele geçirdiğinin iddia edildiğini, bu tarihe kadar şirketin kontrolünün her iki tarafında olduğunun kabul edildiğini, Mart 2010 tarihinde ise şirket feshi ve tasfiye davası açıldığını, bu beyanın davacı tarafın beyanlarının soyut olduğunun göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen 07/11/2012 havale tarihli 1. bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalının her ikisinin de %50’şer hisse ile ortağı oldukları dava dışı…Özel Sağlık Hizmetleri, Gıda, Üretim, Turizm, Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ünvanlı şirket tüzel kişiliğinden ücret ya da benzeri isimler altında hak ettikleri miktarlara nazaran fazladan para çekmiş olmaları durumunda, bu tutarların alacaklısının dava dışı şirket olacağı, ortakların bu konuda birbirlerine karşı talep haklarının mevcut olmadığı, Salihli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/175 Esas 2011/88 Karar sayılı kararı ile dava dışı şirketin feshi ve tasfiyesine karar verildiği ve bu şirketin tasfiye halinde olduğu, davacı talebinin şirket tüzel kişiliği tarafından davalıdan talep edilmesi, davalı tarafından şirkete ödenmesi ve bundan sonra şirketin iç tasfiyesi kapsamında ortaklar arasında yapılacak paylaşımda dikkate alınmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.