Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/9371 E. 2014/14047 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9371
KARAR NO : 2014/14047
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

Taraflar arasında görülen davadaverilen 04.04.2013 tarih ve 2011/909-2013/117 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. … ile Av. …, davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı arihinde Kandıra 1 ve 2 nolu tutukevi, müşterek tesis, mutfak ve depo işlerinin yapılması için anlaştıklarını, iş bedelinin 800.000 TL+KDV olduğunu, müvekkilinin dava dışı almış olduğu 30. (07–08–09) 2008 tarihli her biri 70.000 TL bedelli senetlerin tahsili için davalı bankaya verildiğini, davalı bankanın bu senetleri kaybetmesi nedeniyle sayılı dosyası ile senet iptali davası açtığını, davalı bankanın senetlerin kaybolduğunu 11.08.2008’de öğrenmesine rağmen senet iptali davasını 25.08.2008’de açtığını, senetlerin kaybolması ve iptali için gerekli işlemlerin gecikmesi üzerine müvekkilinin asıl borçlu 126.342,34 TL üzerinden takibe geçtiğini, tirazı ile takibin durduğunu, davalı bankanın senet iptali davasında kararı 07.09.2009’da aldığını, bu karar nedeniyle 2009/20326 Esas sayılı dosyası ile 210.000 TL asıl alacak ve 43.835,34 TL üzerinden takibe geçtiğini, ancak borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olması nedeniyle borç ödemeden aciz belgesi alındığını, bu miktarın davalıdan tahsilini de talep ettiklerini, ancak bankanın cevap vermediğini ileri sürerek davalı bankadan hesaplanan 219.964,58 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankanın ticari kredi müşterisi olduğunu, davacının kredi borcundan mahsup edilmek üzere şubeye vermiş olduğu ait olan 30. (07–08–09) 2008 vadeli 70.000’er TL bedelli toplam 210.000 TL bedelli üç adet senedin tahsili için gönderilmek üzere senetlerin adi postaya verildiğini, senetlerin postada kaybolması üzerine2008/609 Esas sayılı dosyasında senet iptali davası açıldığını, mahkemeden alınan zayi nedeniyle iptal kararının davacıya verildiğini, dava dışı aleyhine sayılı dosyası ile icra takibine başladığını ancak 28.07.2011 tarihinde 365.614,26 TL üzerinden aciz belgesi alındığını, senetlerin postada kaybolması nedeniyle müvekkiline yüklenecek bir kusur olmadığını, TTK’nın 564. maddesine göre kayıp olan senet üzerine açılan zayi nedeniyle iptal davası sonucu bu senet
…/…

-2-

yerine geçecek karar alındığı, senedin iptal kararının ancak hak sahipliği sıfatını sağladığını, iptal kararı alan kişinin senet borçlusuna müracaat etmesi halinde senet borçlusunun alacaklının sıfatına, borcunun mevcut olup-olmadığına ilişkin def’ilerini ileri sürebileceği, davacının da alacaklı sıfatıyla yapmış olduğu icra takibine herhangi bir itiraz ve def’i ileri sürülmediği takibin kesinleştiği, bu halde senet zayi olsa dahi alacaklısının senet borçlusundan alacağın tahsili imkânına kavuştuğu, takibe konu senede dayalı alacağın ödenmemesinden bankanın sorumlu olamayacağını, arada bir illiyet bağının bulunmadığını, senet borçlusunun aczinden müvekkili bankanın sorumlu olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre her ne kadar davalı banka davaya konu yapılan toplam 210.000 TL bedelli senetleri taahhütlü olarak göndermiş ise de, aslında posta idaresinin böyle değerli kağıtların gönderilmesi ile ilgili sunmuş olduğu diğer hizmetlerden faydalanması mümkün olduğu halde dikkatli bir vekilin göstermesi gereken özeni göstermediği, basiretli bir tacir gibi davranmadığı, dava dışı almış olduğu hak ediş bedellerinin davacının tahsile koyduğu 70.000’er TL bedelli üç adet senedin tahsili için yeterli olup olmadığı yönünde yapılan incelemede; 14.07.2008 tarihli 21 nolu hak ediş dosyasında dava dışı T 21.07.2008 tarihinde ödenmek üzere 1.603.850,81 TL, 15.08.2008 tarihli 22 nolu hak ediş dosyasında 25.08.2008 tarihinde ödenmek üzere 906.983,03 TL ve 15.09.2008 tarihli 23 nolu hak ediş dosyasında 22.09.2008 tarihinde ödenmek üzere 891.358,05 TL için onay verildiği, böylece dava konusu olan 30. (07–08–09) 2008 tarihli toplam 210.000 TL bedelli üç adet bononun ödenmesinin mümkün olduğunu, davacının asıl zararının takip tarihinden dava tarihine kadar geçen temerrüt faizi olduğundan 18.12.2008 tarihinden 19.08.2011 tarihine kadar işlemiş faiz toplamı olan 62.534,27 TL ile cari hesap alacağı da toplanarak toplam zararının 188.876,61 TL olduğu belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının toplam zararı olan 188.876,61 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 12.902,12 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.