Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10612 E. 2014/14210 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10612
KARAR NO : 2014/14210
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/05/2012 tarih ve 2012/3-2012/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, her biri %50 sermaye ve hisseye sahip olan müvekkili … ile davalı … … tarafından kurulan diğer müvekkili şirketin, kuruluşundan sonra şirket ile davaya konu taşınmazın tüm malikleri arasında 24.09.2010 tarihinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını,… Ltd. Şti’nin kuruluş aşamasında henüz tüzel kişilik kazanmamış olması nedeniyle sözleşmeye konu taşınmazdaki 17/139 payın, daha sonra şirkete devredilmek üzere, davalıya devredildiğini ve sözleşmenin 3. maddesinde de iktisap edilen payın sözleşme hükümleri doğrultusunda devir ve temlik edileceğinin hükme bağlandığını, ancak davalı tarafından bu devrin henüz gerçekleştirilmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazdaki davalı payının … ve Tic. Ltd. Şti. adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı …’in … . ve Tic. Ltd. Şti. adına dava açmak hak ve yetkisine sahip olmadığı gibi kendi adına dava açma sıfatının da bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı kendi adına ve hesabına edindiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iki ortaklı ve her iki ortağın da müştereken temsil ve ilzama yetkili olduğu limited şirkette, ortaklar arasında çekişme bulunması ve açılan davanın davalının menfaatine aykırı olması nedeniyle davacının davayı kendi adına asaleten açma ehliyetinin bulunduğu, ancak şirkete … dava açma yetkisinin bulunmadığı, davaya konu taşınmazın malikleri ile davacı şirket arasında imzalanan sözleşme konusu olan taşınmazın 17/139 hissesinin 25.03.2010 tarihinde davalı tarafından satın alınmış olduğu, dava dilekçesinde bu satış işleminin şirketin henüz tüzel kişilik kazanmaması sebebiyle davalı adına yapıldığı iddia edilmiş ise de, gelen ticaret sicil kaydına göre şirketin kuruluş tarihinin, taşınmazdaki hissenin satış tarihinden ve sözleşme tarihinden önce olması karşısında bu iddianın doğru olmadığı, ayrıca alınan hisse bedelinin
önceki maliklere tamamen … tarafından ödenmiş olduğu, sözleşmede satın alınan hissenin davalı tarafından sözleşme hükümleri doğrultusunda şirkete devir ve temlik edileceğinin hükme bağlandığı, ancak sözleşmenin, diğer tarafı olan taşınmaz maliklerince feshedildiği için davalının sözleşmeye istinaden devir ve temlik yükümlülüğünden bahsedilemeyeceği, ayrıca bu sözleşmenin BK 213. maddesi anlamında bir satış vaadi sözleşmesi de olmadığı gerekçeleriyle davacı … tarafından … . ve Tic. Ltd. Şti’ye … açılan davanın usulden, kendi adına açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.