Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/33372 E. 2017/10993 K. 15.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/33372
KARAR NO : 2017/10993
KARAR TARİHİ : 15.05.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının iş akdine haksız ve bildirimsiz olarak son verildiğini öne sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı yönünden Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı … vekili tarafından edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında bozma ilamı öncesi kabul edilen hizmet süresinin davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığı uyuşmazlık konusudur.
Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki easaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK)
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar hukuk devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar …’nın 2. maddesinde açıklanan “… Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazıanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmakadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, karar kesinleşmeden önce … Mahkemesi’nce iptal edilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, … Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (HGK’nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.).
Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Mahkemeleri Usulü-6.Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
Somut olayda, bozma öncesi Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda davacının 4 yıl 1 ay 1 gün (1491 gün) hizmet süresi olduğu kabulüne göre kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmış ise de; Mahkemece, hükmün gerekçesinde davacının 05.04.2007-07.06.2010 tarihleri arasında 1159 gün (3 yıl 2 ay 4 gün) süre ile çalıştığı kabul edilmiş ve buna göre re’sen hesaplama yapılarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı belirlenmiştir. Taraf temyizi üzerine bozulan dosyada kabul edilen hizmet süresi bozma kapsamı dışında kalmakla kesinleşmiş ve davalı yararına bu yönden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu tespite ve dosyada bulunan ibranameye değer verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Mahkemece hüküm altına alınması gereken kıdem tazminatının brüt 4.771,58 TL, yıllık izin ücreti alacağının ise brüt 1.173,9 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davalı yararına bozma ile oluşan bu usuli kazanılmış hak gözetilmeden karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.