YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4773
KARAR NO : 2017/7291
KARAR TARİHİ : 25.04.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirket tarafından işletilen otelde pastane şefi olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak işine son verildiğini, davacının davalı iş yerinde haftanın 7 günü çalıştığını, fazla mesai ve taillerde çalıştığını, yıllık izin kullandırılmadığını, ödenmeyen ücret alacağı olduğunu belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, yıllık izin ücreti ve ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, haftalık izinlerini kullandığını, fazla mesai yapmışsa ücretinin ödendiğini, davacının sezonluk olarak çalıştığını, yıllık izin ücreti alacağı talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 26.07.2012 tarihinde işyerine hitaben ailevi nedenlerden dolayı istifa ettiğine dair dilekçe imzaladığını, dilekçe aslının dosyaya celp edildiğini, davacı asilin adresine meşruhatlı davetiye çıkarıldığını davacının duruşmaya gelmediğini, tarih olarak da istifa dilekçesinin tarihinin sezon sonuna denk gelmediğini, bu nedenle dilekçenin matbu olarak alındığının kanıtlanamadığını,tarihin sonradan doldurulduğuna dair hiç bir delil veya emare olmadığını, istifa dilekçesi gözlemlendiğinde yazı ve imza arasında uyumsuzluk bulunmadığını, istifa dilekçesi altındaki imzanın inkar edilmediğini, dilekçenin irade fesadı neticesinde alındığının da ispat edilemediğini, davacının istifa sebepleriyle bağlı olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinin reddine, fazla çalışma, ücret, hafta tatili ücretinin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında iş sözleşmesinin kim tarafından ve hangi tarihte feshedildiği uyuşmazlık konusudur.
Davacı iş sözleşmesinin 21.07.2012 tarihinde işveren tarafından feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı ise davacının 26.07.2012 tarihinde istifa etmek suretiyle ayrıldığını savunmuş, mahkemece davacınında duruşmaya gelmemesi nedeniyle istifaya değer verilerek kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Öncelikle davalı tarafından sunulan bordrolarda Haziran ayında tam çalışmasına rağmen davacının 26.07.2012 tarihinde işten ayrıldığı bordroda gösterilmiştir. Temmuz ayında ayrılan bir işçinin bir önceki ay bordrosunda gerçekleşmediği ve ortada fesih sözkonusu olmadığı halde ayrıldığını bilmesi mümkün değildir. Kaldı ki istifa dilekçesinde tarih ile “ailevi sebeplerimden dolayı ayrılmak istiyorum” şeklindeki yazının farklı yazıldığı ilk bakışta anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 21.07.2012 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildikten 3 gün sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamıştır. Başka bir işyerinde çalışan işçinin de aynı anda davalı işyerinde çalışması mümkün değildir. Bu nedenle iş sözleşmesinin 21.07.2012 tarihinde işveren tarafından feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplanarak hüküm altına alınması, diğer işçilik alacaklarının da bu tarihe göre hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
3-Davacının hizmet süresi kayıtlara göre belirlenmiş ise de, hizmet dökümü cetvelinde görünen 01.11.2010-06.11.2010 tarihleri arasındaki 6 günlük süreninde tazminat ve alacaklara esas sürede dikkate alınmaması isabetsizdir.
4-Davacının ücret alacağı talep gibi kabul edilmişse de, davacı hangi aylarda ücretinin eksik ödendiğini somutlaştırmadığı gibi işveren tarafından sunulan bordrolarda hak kazandığı ve ödenen ücrete göre fark ücret alacağı olup olmadığı somut olarak belirlenmemiştir.Bu konu açıklığa kavuşturulmadan ücretin hüküm altına alınması isabetsizdir.
5-Fazla mesai ücretinin hesaplanması açısından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tanık beyanlarına göre yaz dönemi fazla mesai saatleri hesaplanırken işyerinde antre uygulaması sebebiyle saat 14:30-17:30 arası antre süresi olduğu anlaşılmaktadır. Hesaplamada saat 14:30-17.30 arasının düşülmesi gerekirken 14:30-21:00 arası mesai hesaplanarak, antre (dinlenme) süresinin çalışmaya dahil edilmesi yasaya aykırıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.