Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/4043 E. 2017/6069 K. 06.04.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4043
KARAR NO : 2017/6069
KARAR TARİHİ : 06.04.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, asıl davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine, birleşen davada ise hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, asıl dava ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, dava ve birleşen dava dilekçelerinde, davacının hiç bir sebep gösterilmeden haksız olarak işten çıkarıldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davalı işverenlikte sabah, öğle, akşam 3 öğün yemek verildiğini, haftada 2-3 gün kazan yemeği piştiğini, kazan yemeği pişince öğlen lahmacun kebap yemenin yasak olduğunu, yıllardır uygulamanın bu olduğunu, tüm işçilerin de bunu bildiğini, 06/07/2010 tarihinde kazan yemeği pişirildiğini ama … …, garson … İlgen ve davacının işyeri uygulamasına aykırı olarak müşteri gibi sipariş verdiğini, bu kişilerin de davalı ile davaları bulunduğunu, davacının arkadaşı …’ın banka kredisine davalının kefil olmaması nedeni ile sırf arkadaşı …’a destek olmak için davalıyı sıkıştırmak ve huzursuzluk yaratmak istediğini, bu durumu usta …’in gördüğünü ve … ile tartışmaya başladığını, davalının tartışmayı duyunca müdahale ederek işyeri kurallarına uymalarını belirttiğini, …’ın işyerini 06/07/2010 tarihinde terkettiğini, ertesi gün de davacı ve …’in arkadaşlarının işi terketmelerinde kendilerinin de sebep olduğunu beyan ederek davalı ile tartışmaya girerek işi terkettiklerini, davacının işe davet edilmesine rağmen işe dönmediğini, davet üzerine gelen davacının çalıştığı koşullarda çalışmayacağını, kazan yemeklerini yemeyeceğini belirttiğini, bunun üzerine davalının 22/07/2010 tarihinde iş aktini derhal feshettiğini, davacının sırf arkadaşına destek olmak için davalıya sataşmak amacı ile kendisine servis açtırmasının davalıya haklı fesih hakkı verdiğini, ancak davalının iş aktini feshetmediğini, davacının devamsızlık ettiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, açılan davanın işçilik alacaklarının tahsili ve hizmet tespitine ilişkin olduğu, hizmet tespitine ilişkin davanın Mahkeme’nin 27/03/2014 tarih, 2010/864 Esas, 2014/127 Karar sayılı kararıyla kabul edildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın 29/09/2014 tarih, 2014/19772 Esas, 2014/18782 Karar sayılı kararıyla onandığı, itibar edilen bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacının iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, hizmet süresinin bildirilmediği, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle işveren tarafından feshedildiğinin belirtildiği, yasa ve uygulamaya göre iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiği iddiasının ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu, davalı işveren tarafından bu hususun ispat edilemediği, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık 4 yıla yakın bir süre davalı iş yerinde çalışan bir işçinin iş akdini feshetmesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, davalı işverenin davacının işe mazeretsiz olarak devam etmediği gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini belirtmiş ise de bu konuda dosyaya belge sunamadığı gibi bu tür belgelerin sonradan ve her zaman düzenlenmesinin mümkün göründüğü, davacının işe devam etmeme gerekçesinin ihtarnameyle davacıya da bildirilmesi gerektiği, bu hususun yerine getirilmediği, bu kapsamda davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiği, bu nedenle davanın kıdem ve ihbar tazminatı yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı vekili tarafından davanın ıslah edilirken hizmet tespitinin reddedilmesi ihtimaline binayen bilirkişi tarafından hesaplanan miktar dikkate alınarak ıslah ettiği, bu kapsamda davanın hizmet tespiti yönünden kabulüne karar verilmesi nedeniyle kıdem tazminatının 8.782.20 TL. ihbar tazminatının ise 1.197.29 TL. olduğu, davacının talebiyle bağlı kalınarak kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne, fazlaya ilişkin hakkın ise saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, davanın ana dava dosyasında fazla çalışma yönünden yapılan incelemede davacı vekili tarafından davanın yukarıda belirtildiği üzere ıslah dilekçesini 08/10/2013 tarihinde verdiği, davalı vekilinin süresinde ve usulüne uygun olarak zaman aşımı itirazında bulunduğu, bu kapsamda ilk dava ile birlikte 300.00 TL.’lik fazla çalışma ücreti alacağının zaman aşımına uğramayacağı, ancak ıslah edilen kısım yönünden 5 yıllık zaman aşımı süresi olan 08/10/2008 tarihlerinden önceki fazla çalışma alacağının zaman aşımına uğradığı, bu kapsamda mahkememizce zaman aşımına uğramayan fazla çalışma alacağının resen hesap yapılmak suretiyle 2008 yılının geri kalan kısmında brüt 553.80 TL. diğer yıllarla birlikte toplam zaman aşımına uğramayan kısmın brüt 4.762.92 TL. olduğu, bunun da nete çevirilmesi halinde zaman aşımına uğramayan kısmın ıslah edilen kısım yönünden 2.273.18 TL. olduğu, 300.00 TL.’nin ise ilk davayla birlikte zaman aşımına uğramadığı, dolayısıyla zaman aşımına uğramayan toplam fazla çalışma ücreti alacağının hakkaniyet indirimiyle birlikte net 2.573.18 TL. olduğu, bu nedenle fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği, aynı şekilde UBGT ücreti alacağı yönünden yapılan hesaplamada ıslah edilen miktar yönünden 08/10/2008 tarihinden önceki alacağın zaman aşımına uğradığı, 08/10/2008 tarihinden itibaren 31/12/2008 tarihleri arasında UBGT olan 29 Ekim 2008 tarihli Çarşamba gününe denk geldiği, yine 1 yıl öncesi olan Salı gününün de öğleden sonrası olmak üzere toplam 1,5 gün tatil ücretinin zaman aşımına uğramadığı, bunun da brüt 31.94 TL. yine diğer yıllarda da zaman aşımına uğramayan kısmın bununla birlikte toplam brüt 275.69 TL. net ise 131.58 TL. olduğu, ilk davayla birlikte zaman aşımına uğramayan 100.00 TL.’nin eklenmesiyle toplam zaman aşımına uğramayan kısmın 231.58 TL. olduğu, bu nedenle bu alacak kalemi yönünden de davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi gerektiği, birleşen dava dosyasında ise davacının haftada 1 gün tatil izni kullandığı, bu yönden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, yıllık ücretli izin alacağı yönünden ispat külfetinin davalı işverene ait olduğu, davalı işverenin bu hususu ispat edemediği, davacının bu kapsamda yıllık ücretli izin alacağının toplam 3.489.07 TL olduğu, zaman aşımı süresinin geçmediği tüm dosya kapsamından anlaşılmış, bu yönden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hafta tatili ücreti haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

E) Gerekçe:
1-Asıl dava tarihinin 27/08/2010 olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında 01/04/2014 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi bir hata olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Somut uyuşmazlıkta, kıdem tazminatı bakımından; hizmet tespiti davasında 1997/3. döneminden 1999/3. dönemine kadar olan bir kısım eksik bildirimler tespit edilmiş ve karar onanmıştır. Hükme esas bilirkişi raporunda hesaplanan net 8.782.20 TL. kıdem tazminatı ise 2000, 2001, 2002 yıllarına ait SGK’na bildirilmemiş günleri de kapsamaktadır. Eldeki hükümde her ne kadar sadece tespit davası haricinde davalı tarafından SGK’na bildirilen sürelere göre hesaplanan 6.219.78 TL.ye hükmedilmiş ise de bunun sebebi Mahkeme tarafından ıslah dilekçesindeki talep ile bağlılık olarak açıklanmıştır. Mahkeme gerekçesinde ise kıdem tazminatı miktarının net 8.782.20 TL. olduğu tespitinde bulunulmuş, hükümde ise 6.219,78 TL.’ye hükmedilip, davacının hizmet tespiti ve diğer sürelere ilişkin dava ve talep hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Hizmet tespit davası dilekçesinde 9/10/1997-13/12/1999 tarihleri arasındaki sürelerin tespitinin talep edildiği de gözetildiğinde, hizmet tespit davasında kabul edilmeyen 2000, 2001, 2002 yıllarına ait süreler de dahil edilerek hesaplanan 8.782.20 TL. kıdem tazminatı olduğunun kabulü, hem talep aşımı olup HMK.’nun 26. maddesine aykırılık teşkil etmekte, hem de davacının ispatlanamamış hizmet süresini içermekte olup, hatalıdır. Mahkeme tarafından yapılacak iş, davacının hizmet dökümünde görünen ve hizmet tespit davası ile belirlenen hizmet süresinin toplamına göre karar vermektir.
4-Yıllık izin ücretine esas hizmet süresi bakımından, yıllık izin ücreti olarak hükmedilen net miktar, yukardaki paragrafta açıklanan şekilde hesaplanan hizmet süresine göre 11 yıl üzerinden hesaplanmış olup, hesaba esas hizmet süresine bilirkişi raporunda hizmet tespit davasında kabul edilmeyen 2000, 2001, 2002 yıllarına ait bir kısım SGK’na bildirilmeyen süreler de eklenmiştir. Hizmet tespit davası dilekçesinde 9/10/1997-13/12/1999 tarihleri arasındaki sürelerin tespitinin talep edildiği de gözetildiğinde, bu durum, hem talep aşımı olup HMK.’nun 26. maddesine aykırılık teşkil etmekte, hem de davacının ispatlanamamış hizmet süresini içermekte olup, hatalıdır. Mahkeme tarafından yapılacak iş, davacının hizmet dökümünde görünen ve hizmet tespit davası ile belirlenen hizmet süresinin toplamına göre karar vermektir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine 06/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.